Kayıtlar

Kitap etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Nisan Ayı Kitapları: Chuck Palahniuk Ayı II

Resim
  Mart ayında başladığım okuma maratonunda Nisan ayında ufak bir sendeledim. Okumayı planladığım 4 kitap vardı: Tekinsiz, Gösteri Peygamberi, Uydurma Bir Şeyler ve Yanık Diller. Tekinsiz'i okurken iki iş geldiği için kitap biraz uzadı, bu ay konsantrasyonumda ve gözümde de biraz sorun yaşadım. Ay içinde bir kitap daha ekleyince plan biraz karıştı. Nisan ayında 23 günde 1356 sayfa okudum. 3 kitabı bitirdim, birisi yarım kaldı. Tekinsiz Kitabın konusunu okuduğumdan beri çok merak ediyordum. Yazar inzivası için toplanan bir grup insanın yaşadıklarını anlatıyordu. Bu insanlar 3 ay boyunca eski bir tiyatroya kapanıp eserler ortaya koymak için bir araya geliyorlar. Senaryo, kitap, oyun vs. hepsinin kendi planı var. Kitapta hiçbiri birbirinin gerçek adını bilmiyor, lakapları var. Biraz yorucu bir kitaptı çünkü çok fazla karakter var ve kitabın anlatım sistemi şöyle: Gerçek zamanda geçen olaylar, bir karakterle ilgili bir iki sayfalık bir şiir ve o karakterin hayat hikayesi. Bütün kitap bu...

Mart Ayı Kitapları: Chuck Palahniuk Ayı Bölüm I

Resim
Her yıl kendime daha çok kitap okuma hedefi koyup bunu bir süre gerçekleştirip sonra devam ettiremiyorum. 2019'da 3, 2020'de 9 kitap okumuşum. Saçma olansa neredeyse o yıl okuduğum kitapların tamamını aynı ayda okumam. Yani ya hiç okumuyorum, ya da bir ayda 3-4 kitap bitirecek şekilde okuyorum. O yüzden bu sene kendimi motive edecek başka bir yol buldum ve konseptler çıkarttım. Mart ayını uzun zamandır tekrar okumak istediğim Chuck Palahniuk kitaplarına ayırdım. Okudukça eksik olan kitapları aldım, kitapları aldıkça daha da fazlasını istedim ve doğum günümde hediye olarak Chuck kitapları geldi.  Bütün yılın programını çıkarttığım için bu sene hedefimi gerçekleştireceğime inanıyorum. Her ay bunları yazmak da keyifli olacak. Programım şu şekilde, ola ki bir ayın konseptinde kitaplar erkenden bitti, hazırda okunmayı bekleyen kitaplarım da var. Chuck kitapları bir aya sığladığı için Nisan ayında da devam edecek. Hatta eklenecek bir kaç kitap daha var. Mart ayı raporu: 28 günde 1614...

Kitap vs Film: Tıkanma (Choke)

Resim
  Bakalım bu yazıyı sinirlenmeden bitirebilecek miyim? Chuck Palahniuk benim en sevdiğim yazar, tartışmasız. Tıkanma kitabı da en sevdiğim kitap, bütün okuduğum kitaplar arasında ama filmi o kadar kötü ki, o kadar berbat ki neden yapıldığını bile anlamadım. Gerçekten buna gerek var mıydı? Dövüş Kulübü yani Chuck Palahniuk'un en ünlü eseri sinema tarihinin en iyi uyarlama filmlerinden birisi. Biraz da bunun etkisiyle bir kitabını daha sinemaya uyarlamak kaçınılmaz bir fikir. Peki her kitap uyarlama için doğru bir malzeme midir? Tıkanma kesinlikle sinemaya uyarlanabilir bir iş değil çünkü içindeki olay akışından ziyade mesajını başka türlü veren bir kitap. Dövüş Kulübü gibi bir temel derdi, içinden alıp büyütebileceğiniz olay akışı yok. Eğer diyaloglarla güçlendiremezseniz bomboş bir işten çok fazlası değil.  Kitap Daha önce de söylediğim gibi Tıkanma kitabı benim en sevdiğim kitap. Chuck Palahniuk tarzının belki de en net örneği. Tuhaf işler, kimsenin aklına bile gelmeyecek yön...

Kitap vs Film: Kuyucaklı Yusuf

Resim
Ben Kitap vs Film: Kill Your Friends  yazısını yazarken bunu bir seriye dönüştürmeyi düşünmüyordum ama denk geldiğinde de yapmamak için bir sebep göremiyorum. Aslında bundan sonra bunu düzenli yapmaya karar verdim hatta bir sonraki kitaba başladım bile.  Bu sefer söyleyecek çok şey var, kitap özelinde ayrı, film özelinde ayrı küfürlerim var. İyi ki önce Kürk Mantolu Madonna  kitabını okumuşum yoksa Sabahattin Ali maceram başlamadan biterdi. Neyse bunları yazı içinde konuşalım en güzeli. Kitap, yetim kalmış Yusuf'un kaymakam tarafından evlatlık alınmasıyla başlıyor ve Yusuf'un şerefsiz, haysiyetsiz ve ahlak yoksunu bir boş beleş olması etrafında gelişen olayları anlatıyor. KİTAP Kitabın 1937 yılında yazıldığını ve 1913 yılını anlattığını her sayfada tekrar tekrar hatırlamanızda fayda var çünkü ancak böyle sakin kalabiliyorsunuz. Kitabın yazıldığı ya da anlattığı dönemin ahlak şartlarıyla değerlendirerek kendinizi teselli edebilirsiniz, aksi halde hikayede bir tane bile iyi...

Kitap vs Film: Kill Your Friends

Resim
Kitap uyarlaması filmlerde şansım pek yaver gitmiyor. Ya önce filmi izlemiş sonra kitabı okumuş oluyorum ya da filmler çok kötü oluyor. Genelde filmi beğendiysem sonra kalkıp kitabı da okumam hatta kitabını okuyup filmini de izlediğim tek iş Dövüş Kulübü olabilir.  Arkadaşlarını Öldür kitabını yıllar önce bir TÜYAP Kitap Fuarı'nda Aylak Kitap standını talan ederken adını, konusunu beğenip almıştım. Yıllarca el sürmedim, kapağını bile açmadım. Sonra geçen sene bir gaza gelip başladım ama bıraktım. Bırakma sebebimin kitapla alakası yoktu bu arada tamamen motivasyonsuzluk. Bu seneye girmeden önce daha çok film izlemek için Bi' Film Ajandası almıştım. Şöyle bir ne var ne yok diye bakarken de Kill Your Friends'in filmi olduğunu gördüm. 2015 yapımı bir film, gözümden nasıl kaçmış hiç anlamadım. Büyük ihtimalle Türkiye'de vizyona hiç girmedi bu film. Her neyse, hali hazırda ucundan okumaya başladığım bir kitap, bu sene izlemeyi planladığım filmler arasında. İşte o...

76 Yıllık En Çok Satan Kitap: Kürk Mantolu Madonna

Resim
Evet, herkes okudu... Evet, hala en çok satan kitaplar arasında... Evet, yazılalı çok oldu... Evet, kendisi artık koca bir klişe ama ben yine de henüz okuduğum için hakkında bir şeyler yazmaktan beni bunların hiçbiri alıkoyamaz.

9. Yılında Pucca: Peki Ya Şimdi? (Erkek Nefreti Garantili)

Resim
Pucca ile ilk tanıştığımız günü hatırlıyorum. 2010 yılında girdiğim üniversiteye giriş sınavından sonra eve dönerken alıp aynı gün bitirmiştim. Bu aynı gün bitirme hadisesi sonraki kitaplarda da devam etti. Hala yayıncısı neden ayraç yapıyor çok anlam veremiyorum. Seri 9. yılında 7. kitapla devam ediyor, sonu gelecek gibi de değil çünkü ilgi asla azalmıyor. Bu sefer kitap daha ön satışlarda bitti ve ikinci baskıya girdi. Ben de ön satıştan almadığıma pişman olacak kadar bekledim.

O küçük aptallıkları hepimiz yaptık

Resim
Otalık PuCCa’ın kitabıyla yıkılıyor. Ne inkar edeyim ben de kıskançlıktan çatlıyorum. Benim de blogum var ben de ilgi görmek istiyorum beni de milyonlar takip etsin istiyorum :) Neyse kıskancım ama yiğidi öldürüp hakkını da veririm ben, -adam iyi beyler- Eşref’den karne hediyesi olarak istedim kitabı. Sınavdan çıktık, Taksim’e geldik, D&R a girdik aldık kitabı. “Lan bu kalın millet nasıl 2 günde bitirmiş ben 2 haftada anca bitiririm” dedim, eve geldik. Erdi ve Eşref bilgisayar başında benim de kitap okumaktan başka yapabileceğim bir şey yok.

Tarihi Değiştiren Kadınlar

Resim
Bir maaş sonrası Megavizyon gezisi sırasında keşfettiğim serinin en ilgi çekici kitabıydı ve alınmasının üzerinden bir hafta geçti ve bitti. Benim gibi kitap okumaya pek meraklı olmayan birini bile cezbeden bir kitap yani, öyle bakın olaya. Hatun milletinin alışveriş çılgınlığı bazen işe yarıyabiliyor. Kitaplar arasında kendimi kaybetmiş bir şekilde dolaşırken yan yana duran Ali Çimen serisi çok hoşuma gitmişti. Kitap okumayı sevmem ancak ilgimi çekecek kitapları da elimden düşürmem, bir çırpıda bitiririm. Okuyacağım kitabın roman ya da öykü olmasındansa inceleme,biyografi ya da otobiyogarafi olması daha bir hoşuma gider hele ki tarih ile alakalıysa şu işe bakın ki bu seri de tarih olaylarını değişik kategorilerde ele almış güzel bir seriydi; Tarihi Değiştiren Olaylar, Tarihi Değiştiren Kadınlar, Tarihi Değiştiren Konuşmalar, Tarihi Değiştiren Savaşlar, Tarihi Değiştiren Bilginler, Tarihi Değiştiren Askerler, Tarihi Değiştiren İmparatorluklar şu an aklıma gelen seri kitapları. İ...

Tarihin tozlu sayfalarında bir kadın; Latife Hanım

Resim
Şimdilerde Çankaya’da kıçını yayıp oturan köşk sahibesi zamanında orda kimin yaşadığını bilir mi acaba? Kimin makamında gerici muhabbetler ettiğini, kimin makamını kızının düğünü için işgal ettiğini, kimin makamında türbanı özgürlük olarak nitelendirdiğini bilir mi? Bilmez, bilemez çünkü nasıl ki kocası Atatürk’ün makamını işgal ediyorsa onun karşı çıktığı fikirleri savunmak adına, o da Latife Hanım’ın anılarıyla dolu havayı soluyor her adımında. Onlar Atatürk’ü ne kadar anlayıp sevdi ki karısını anlasın? Mümkün değil. Sadece onlar değil bu ülkedeki hiçe yakın bir kesim anlamaz hatta bilmez bile. Okulda annesi, babası, kardeşi ezberletilir ama onun adı bile geçmez. Oysa ki o Kurtuluş Savaşı’nın ardından gelen en büyük savaşın oluşum simgesiydi, düşman kuvvetleri silahla yenen birliğin düşman fikirlerine karşı sembolüydü ancak ne o dönem yer verildi ona ne de sonra. Oysa herşeyiyle örnekti; Latife Hanım!