1 Temmuz 2010 Perşembe

Noooldu yarraaam yazamadın mı?

Önceki site düzeninde siteyi yoruma açmak her gün 300 e yakın spam maille uğraşmak demekti, kapattım. Blogger spamlerde iyi de sperm fazlalıklarında çağresiz. Ben de artık yorum onaylı yaptım ki sitem artıklarla dolmasın.

Bu blogda bulabileceğiniz bilgiler sınırlıdır bir müzik ya da sinema bloğu değil burası tamamen kişisel bir blog. Sevdiğim albümleri, filmleri, konserleri de yazarım ancak onlar bile objektiflikten ziyade kişisel görüşlerim ve beğenilerimle doludur. Bunların yanı sıra siteyi açma sebebim oturduğum yerden film eleştireyim, albüm tanıtayım değil tamamen kendime ait düşünce ve beğenilerimi yazmaktı. İlgilenen okur, ilgilenmeyen okumaz bu da bu kadar basit bir olay. Gel gelelim özellikle özel hayat yazılarına dadanan bir dangalak yüzünden kendi sitemde kendime sansür koymak ya da o salağı siteden uzak tutmak arasında kaldım ben de yorumları kapattım.

Eleştiriye açık olmadığım ya da yazılan yorumlardan tırstığım düşünülmesin ben nasıl ki ahkâm kesiyorsam biri de altına çok rahatlıkla bana karşı çıkabilir ancak sırf karşı çıkmak, saldırmak amaçlı olduğu zaman orada bir duracaksın aga. Yazdıklarımı beğenmeyip sırf eleştirmek, "Gireyim de iki laf sokayım" tavrıyla yaklaşmak bana bir zarar vermez. Ünlü bir yazar değilim ki site takipçilerinin bu yöndeki eleştirilerini kafama takayım. Yorumlar benim üzerimden devam etseydi zaten bunu yapmazdım ama artık Eşref'e de sıçrayınca işin rengi değişti.

Bu tip insanları anlamadığımı zaten Hayat Ne Tuhaf... İnsanlar Falanda yazmıştım. Mutsuzum dediğimde haklısın, mutluyum dediğimde yalancısın diyen birinin eleştirisi bana zaten bir şey katmaz. Burada yapılan yazı eleştirilerinin çok edebi ya da yön verici olmasını da ben beklemiyorum zaten ama bu kadar da aşağılık bir saldırma olamaz.

Dün oturup bütün yorumları sildim o şahsa ait olan ama nasıl dert edinmişse kendine zaten o yorumların kopyasını almış, tekrar yollamış; enteresan. Bu kadar giren çıkan ne var hakkatten merak ettim ben de.

Daha önce de dediğim gibi bu insanlar hayatlarında hiç bir şeyi başaramamış, hayal ile ilgili bir yarışı ya da kaygısı olmayan sadece başka insanların hayatlarını yorumlayarak yaşam sürdüren bir nevi asalaklar. Buradaki asalaklık parazitlikten geliyor tabii ama kendileri de salaklar.

Otur, kendi başından geçenleri yaz ya da beğenilerini yaz bir şey yap ama adını vermekten bile korkan biri kalkıp bana "Yorumlarımın görülmesinden korkuyorsun" derse orda da kahkaha atarım ben hemi de götümle.

Böyle bir blog yazmak aslında bariz cesaret işi. Kimliğim gizli değil, yüzüm gizli değil hatta yolda görseniz "aha bu kız" diyeceğiniz kadar da ortadayım buna rağmen içimden geçen her şeyi yazabiliyorum. Gizli bir profilim olsaydı, şu okumasın bu okumasın kaygım ya da bunu yaşadığım bilinmesin gibi bir düşüncem de olmazdı. Ben de yazarken bunlara göre hareket ediyorum aslında ama dilin kemiği olmadığı kadar elin kemikleri de blogda pek işlemiyor. Ne hissediyorsam yazıyorum. Buraya girip yazıları okuyanlar sadece benim hangi gün ne yaptığımı ya da hangi filmi izlediğimi görmüyor izlerken ne hissettim, ne düşündüm, yaşarken aklımdan neler geçti... bunların hepsine şahit oluyor. Bu konuda açık ve samimi olduğuma eminim. Kalemime ya da yazarlık gücüme falan değil güvenim, samimiyetime. Bunu isteyen takip eder istemeyen "Bana ne senin sevgilinle ne yaşadığına" der geçer ancak yapılan eleştiriler yıkmaya, kesmeye, biçmeye yönelik olmamalıdır hele ki bu kadar ağır bir dille.

Arkadaşa son bir açıklama yapayım belki okuyan başkalarının da kafasına takılmıştır. O Daraldım Lan yazısı gerçekten çok daraldığım bir gece yazdığım bir yazıydı, yazılanların doğruluğu ya da yanlışı yok o an ne düşünüp hissetmişsem odur. Anlatılan olaylar da o anki yorumlamayla ilgilidir. Hani şöyle düşünün bir gün keyfiniz yerindedir arkadaşınızın dediği bir söze gülüp geçersiniz, başka bir gün moraliniz diplerdedir hayattan bezmişsinizdir "Gözünün üzerinde kaş var" deseler diyenin gözünü oyacak kıvamda olursunuz. Tek ruh değişiminde olan benim herhalde ki bu yazı ve sonrasında gelen yazılar birilerine sağlam girdi, çelişki arayıp durdu ya da yalan dedi. İnsan o an ne hissediyorsa çevresini de öyle algılıyor buna en yakın arkadaştan tutun da sevdiğiniz insana kadar böyle.

Hissettiklerimi hissettiğim anda yazdığım için eleştiriliyorsam bundan da aslında gurur duyarım, bu kadar netim demek ki o anki duyguya o kadar inandırmışım derim ancak kimse kusura bakmasın bir kaşar/ibne (adını vermediği için türünü tam bilemeyeceğim) dadandı diye de ne kendime sansür koyar "anam bunu yazmayayım laf ederler" derim ne de siteyi kapatırım.

Yorumların onaylanmasının kafanızda soru işareti olacağını sanmıyorum hemen hemen her blog yazarı yorumları kendi onayından geçirir zaten ancak varsa "Eleştiriye gelemiyor","Yorumlardan korkuyor" vesaire en adaplı eleştiriyi yazın yayınlamazsam ben de göt olayım o zaman yeter ki amacınız saldırmak, eleştirmek, kırıp dökmek olmasın adam gibi eleştiri yapmak olsun. Bol yorumlar.

4 yorum:

  1. Ne kadar guzel, ozenli ve dikkatli bir Turkce kullaniyorsunuz yazilarinizda! Internette benzerini gormenin neredeyse olanaksizlasmaya basladigi boylesi bir dil kullanimi icin tebrik ediyorum sizi. Icimi actiniz desem yalan degil :)
    Sonsuz mutluluklar :)

    YanıtlaSil
  2. özenli türkçe mi :) çok argoyum ama olsun teşekkür ederim :)

    YanıtlaSil
  3. Argo olsun olmasin hic onemli degil o tarzdir, ama dilbilgisi yonunden cok iyisiniz gercekten. sanirim kitap okumanin dogal sonucu bu :) Su bilgisayar basinda yeri geldiginde sacimi basimi yoldugumu bilirim kimi insanlarin dile yaptiklarini gorunce :)
    Esref saatiniz bol olsun :))

    YanıtlaSil
  4. İmlaya elimden geldiğince dikkat ediyorum ama evet bazı bloglar hakkatten saç baş yolduruyor ben de okuruken yazıdan çok onlara taktığım için okuduğumdan tat da alamıyorum. İletişim lisesinde az da olsa okudum orada döve döve öğrettiler tabi unutamadım hala :)

    YanıtlaSil