5 Ağustos 2009 Çarşamba

“O” olmasaydı…

Şimdiye kadar Atatürk ile ilgili pek çok film yapıldı. Hepsinin ana fikri Atatürk iyidir,hoşturdan öte değildi,Mustafa hariç çünkü onu daha izlemedim.

Atatürk’ün sadece girişinde görüldüğü bir film belki de onu en iyi anlatan filmdi; Osmanlı Cumhuriyeti. Film vizyona girdiğinde Mardin’deydim,döndüğümde kalkmıştı,internete düşen kopyaları da oldukça kötüydü ve ben filmi harcamak istemiyordum.

Sonunda bugün izledim filmi ve tek kelime ile harika buldum. Konu olarak zaten ilgimi çeken bir yapım olmuştu. Özellikle çekimlerin bitmesine yakın patlayan Hümeynici kız krizi filmin konusunu da oldukça destekledi,ek merak uyandırdı.

Hümeyni yanlısı kızımız “Atatürk olmasaydı,İngiliz mandasında olsaydık benim daha geniş haklarım olacaktı” diyordu,film de zaten “Atatürk olmasaydı,Kurtuluş Savaşı yapılmasaydı ne olurdu?” diye soruyor,kendince cevap veriyordu.

Bir yanda Amerikan mandası altında,bir yandan AB üyeliği yolunda ama aslında iki tarafın da sömürgesi altında, padişahın sadece adı ve görüntüsü altında idare edilen,toprak alış verişinde söz sahibi olmadığı bir ülke ve kendi polisine rüşvet verip de geçebilen, Amerikan askerleri tarafından göz dağı için göz altına alınan, kendi halkı tarafından yüzü bile bilinmeyen,bilinse de umursanmayan bir padişahın yönettiği bir ülke profili var filmde.

Film aslında sıfırdan bir hayalin üzerine kurulmamış,Osmanlı’nın son zamanlarının günümüze uyarlaması olmuş. İç hayinlerden halkın tepkisine,edilen laflara kadar. Hatta 2008 yılı yazmasa,cep telefonu,ginger gibi günümüzün araçları çıkartılsa belgesel diyebiliriz.

Tip olarak ABD ile işbirliği yapan devlet görevlisi tip olarak Daman Ferit Paşa‘nın kopyası denebilecek kadar benzeri. Tek farkları Damat Ferit Paşa İngiliz yanlısıyken filmdeki İbrahim Paşa ABD yanlısı.

Filmde anarşistlere de yer verilmiş. Osmanlı’nın bağımsızlığını isteyen bir grubun traji-komik eylem planları filmin büyük renklerinden. Necmi Yapıcı’nın da içinde bulunduğu bu ekip filmin genelinde güldürürken kopuş noktasında damardan vurmakta. Manda ve sömürge karşıtlığının suç olması yaver Yadigar’ın Padişah’a sorduğu sorusuyla filmi şekillendiriyor zaten: “Ülkenin bağımsızlığını istemek vatan hainliği mi?Ülkeni çok sevmekten mi?”

Filmle ilgili ayrıntı vermekten kaçınmak istiyorum ancak bir iki sahne özellikle çok çok etkiledi beni. Bunlardan en önemlisi ve bence filmin bütününün taşıdığı ruhu anlatan olay Padişah’ın direnişe destek vermesinden sonra öldürülen direnişçilerin ve bunların içinde yer alan Padişah’ın sağ kolu olan,başından beri en büyük yardımcısı olan Yadigar’ın medyada saltanat karşıtı hainler olarak gösterilmesi. Bu gerçek hayatta olmayan birşeymiş gibi davranmamak lazım zaten. Medyayı elinde tutan istediğini düşündürür,her ülkede de bu böyledir.

Bunun yanı sıra filmden bir dialog yazmak isterim size. ABD karargahında tutulan sevgilisini almak için giden Padişah ABD askerlerinin engeliyle karşılaşır ve şu konuşma geçer:

-ABD karargahında olduğunuzu hatırlatırım
-Ben de sana Osmanlı toprağında olduğunu hatırlatırım hem de senin ataların ülkenizin temelini atarken 500. yılını yaşayan Osmanlı toprağı…

Geçmişte yaşamaktan yana değilim hele ki Osmanlı zamanları için. Yani biz öyle 7 cihana hükmettik falan lafları bana boş gelir hep ama şu dialoğu da es geçmemek lazım tabi.

Gelelim esas konumuza: Atatürk olmasaydı ne olurdu?

Şu anki durumdan çok farklı olmazdı. Şuan TC sınırlarına dail gözüken pek çok il II. Dünya Savaşı sırasında paylaşılan sahiplerinin elinde zaten. Haritalarına katmamış olmaları ya da Türkiye sınırları içinde yer almaları bu gerçeği çok da değiştirmiyor benim için ya da bağımsız olarak kayıtlarda yer almamız benim için bağımsız olduğumuz anlamına gelmiyor. Kağıt üstü formalitelerden ziyade içeriğe bakarsak zamanında çok büyük başarıyla kazanılmış bu sıfatlar günümüzde geçerliliğini yitirmiş. Tabi bu Atatürk’ün hatası mı? Tamamen bizim hayvanlığımız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder