4 Nisan 2013 Perşembe

Hüzün, Dram, Keder, Masal ve Melis

Her ne kadar önce bir albüm yazısı olarak başlamayı planlasam da bu yazıyı önceki albümü ve kendisi hakkında pek kelâm etmediğim için hemen döndüm. Melis Danişmend son zamanlarda kulağımıza gelen en güzel seslerden biri, sadece albümünü övmekle hakkı teslim edilmez.

Barda filmi hayatımıza ne kattı? Yüksek paranoya, Nejat İşler'e derin saygı ve oyuncu kadrosunda o dönem yeni yetme olan şimdi "helal olsun" dediğimiz pek çok oyuncu. Bunların yanı sıra uzun yıllar Spitney Beers adıyla sahne alan, sonra adını ÜçNoktaBir'e çeviren müthiş bir grup.

Dediler Ki şarkısı o dönem içinde en çok dinlenen şarkılardan biri oldu. Filmden karelerle dönen klip çok ilgi gördü ve bir anda herkes ÜçNoktaBir ile yakından tanışmış oldu.
ÜçNoktaBir de enteresan bir kadroya sahip. Melis'i çıkartıp Aylin Aslım'ı koyduğunuzda Aylin Aslım'ın Gel Git albümünden sonra şarkıların rock versyonlarını çaldığı Süt'lü projesinin ekibi oluyor. Aylin'i çıkarıp Cenk Durmazel'i koyunca Malt oluyor falan. Kadro sağlam yani. İlk ve tek albümleri Sabaha Karşı müzik listemin vazgeçilmezleri arasında durur yıllardır.

Melis'in sesi alışık olduğumuz seslerden çok daha farklı, özel bir tınısı var. Solo albümlerinde daha iyi yansıttığı bir şarkı sözü yazma stili var, o da alışılmışın dışında.

Üçnoktabir'in dağılmasından kısa bir süre sonra Melis ilk solo albümünü çıkarttı; Daha Az Renk.



Üçnoktabir'in aksine daha sakin bir müzik yapmaya başladı. Piyano ağırlıklı albümde davul ve elektro gitar sesleri yok. Hatta bazı yerlerde Melis'in sesinden başka bir ses yok albümde. Daha sonra sahne için oluşturduğu Sert projesiyle bu şarkıların alıştığımız rock düzenlemeleriyle de duyurdu. Albümün müzikal sakinliğinin aksine şarkılarında yoğun öfke, kızgınlık, pişmanlık var ancak müzik ile sözler birbirini tamamlıyor diyebiliriz. 10 şarkılık albümü ilk dinlediğinizde bir şaşkınlık yaşıyorsunuz. Kafanızda oluşan profilin çok aksi bir ürünle karşılaşıyorsunuz çünkü, hem genel müzik dünyasında çıkanların hem de ÜçNoktaBir'den gelen tanıdıklık yıkılıyor. Dinledikçe sevilen, sevdikçe dinlenen çok güzel bir albümdü Daha Az Renk. Sarhoşken Pişkin Ayıkken Pişman gibi yerinde tespitlerle dolu, insanlık hal ve hareketlerine pek de bakılmayı tercih edilmeyen yerlerden bakılan şarkılar var. Ucuz, Sır, Derinde Bir Şey Var gibi daha kişisel şarkılar da var. Benim en sevdiğim şarkı ise bir nevi Bülent Ortaçgil-Normal kafasındaki Her Şey Normal şarkısı.

Bu albümün ardından verdiği konserlerle,çektiği kliplerle ve yer aldığı projelerle insanların hala kafalarında yarattıkları Üçnoktabir-Melis bağını söktü. Artık herkes onun müziği ile eski grubunun müziğinin ayrımını yapmıştı. Bu arada bir de Feridun Düzağaç'ın İyilik Güzellik Spor albümünde kanımca Feridun Düzağaç'ın en güzel şarkılarından biri olan Çok Geç'i yorumladı. Akustikhane performanslarında Yavuz Çetin'in Her Şey Biter başarısı ve ÜçNoktaBir zamanlarından gelen Umbrella, Romeo coverlarını da katarsak Melis'in bu konudaki başarısı da en az şarkılarındaki başarısı kadar övgüye değer. Türkiye'de cover yapmayı daya gitarı, davulu bitti gitti olarak gören müzisyenlerin aksine şarkılara kendinden bir şeyler katanlar çok daha iyi işler çıkarıyor. Sanırım Çok Geç'in başarısından sonra Melis de bu tip proje albümlerinin aranan isimlerinden olacaktır.

Daha Az Renk albümünden 2 yıl sonra çıkarttığı Biraz Gülmek İstiyordum ise son bir iki ay içinde en çok dinlediğim albüm oldu.
9 şarkılık albümünde önceki albümünden farklı olarak sahnede kullandığı bütün enstrümanlarla canlı kayıt yapmış, biraz daha canlı bir albüm.
Melis'in sesi falan tamam da şarkı sözleri daha doğrusu tespitleri için yapılan en iyi yorum arkadaşım Emre'den geldi. "Melis Danişmend diğer kişiliğim galiba ya da çok iyi bir gözlemci." tam kelime kelime hatırlamasam da böyle bir şeydi tweeti işte. Aynısını her dinlediğimde ben de düşünüyorum sanırım gazeteci olmasının büyük etkisi var şarkı sözlerine.

Şarkı sözleri Nil Karaibrahimgil'in başlattığı tarza yakın. Kesinlikle taklit, onun gibi falan demiyorum, yanlış anlaşılmasın işin o tarafı ama Nil'den önce Akbaba'lı, onun aşkı bana XL'lı şarkılar duymuyorduk. Aslında bu tip şarkılar yapmak klasik öldüm bittim şarkıları yapmaktan çok daha zor, çok daha akıl isteyen bir iş. Melis kesinlikle bu konuda çok başarılı. Şarkı isimlerine bakan normal biri çok dalga geçebilir bile ama anlattığı şeyi en uç örneklerle, benzetmelerle anlatması onun müziğini daha da çekici yapıyor kanımca.

Albümlerdeki şarkıları bir hikayenin bölümleri olarak görmeyi çok severim, hadi başlayalım:

Albüm Hüzün, Dram, Keder'le başlıyor. Kendisi ile ilgili itiraflarının olduğu bu şarkı hem sevimli hem de hüzünlü ayrıca albümün adı da sanırım buradaki sözlerden çıkma, bu yüzden albüm adına sürekli Ben de Gülmek İstiyordum diyorum. Erik ve Masa az önce bahsettiğim şarkı sözü stilinin en güzel örneklerinden. Erik şarkısında peşinden koşturduğu çocuğa "Sen kaç ben koşarım, sen sus ben anlarım... Aptalın biriyim" derken iki şarkı sonra, yani Masa'da ise "Sen gül daha, otur daha karşıma anlat bana, nasıl da bir bağ yokmuş aranda insanlarla?" diye fırçasını kayıyor. Aptalın biriyim de bir yere kadar be arkadaş "Benim kadar seven birini bulursun ya benim gibi vazgeçmeyeni yıllarca" bir adam ol, akıllı ol diyor adeta ama herif de kendi kendine böyle olmadı herhalde. Karşılıksız şarkısında anlıyoruz ki meğersem bu çocuk "Ne çok hırpalanmış, acısını hep aşktan çıkarmış, kırmış, kırmış ve kırılmamayı başarmış." Uğraşılması en zor erkek tipi yani. Zamanında ona buna kendini vurdurmuş da vurdurmuş iş sana gelince ya bağlanma sorunu var ya güven problemi. Canım ya, Issız Adam'ım benim, bebeğim, bi'tanem. Tabii bu pezevenklerin senden sonra bir anda bütün sorunlarının üstesinden geldiğini ve çok da güzel sevgili olduğunu hatta evlendiğini söylememe gerek yok değil mi? Neyse ben niye sinirlendim yine böyle ya, devam edelim. Sükut şarkısı ile bu geçmişten yaralı bugünden problemli adamımızın sessizliğine isyan ediyor Melis, "29 tane var, az da değil. İki tanesini koysan yan yana ediyor sıcak bir yuva. Söylemediğin her harf içimde tarifsiz yara." yani diyor ki 29 tanesinden güzel bir kombin yap, anlamlı bir sözcük ver bana be adam. Şarkıda "Söz gümüşse sükut altın" atasözüyle de acayip güzel oynamış bu arada. Gölgemde Dinlenmeye Gel her ne kadar biraz uğraşılsa GreenPeace marşı olabilecek olsa da derinine indiğimizde girişindeki "Bir ağaç gibi duruyorum sapasağlam... Hiç bir güç hele ki sen sökemezsin yerimden" cümlesinden sonra gelen nakarattan anladığım şudur ki: Ben ağacım, sökeceğine gel yanımda dur, dinlen, huzur bul. Ancak bu şarkıdan hemen sonra Kış Küskünü geliyor ve o şarkının derininde bambaşka bir hal olduğu için anlıyoruz ki bu geçmişten yaralı bugünden sorunlu heriften hayır gelmemiş. Ne gölgeye, ne altına gelmiş ama gitmemiş de,durmuş durduğu yerde öylece. Artık daralan kızımız da çekip gitmiş olacak ki ortaya Kış Küskünü çıkmış (Albümde en sevdiğim şarkı) Kızımız gitmiş, bırakmış, bitirmiş de hala çocuğu gözlemeye devam ediyor. Aynı zamanda çocuğu gözlerken de onu gördüğü güne kadar gidiyor. "Hatıran yok kalbimde sanıyorsun, evet kalmadım ama 'Neden' diye hiç sormadın, içten içe ısrar bekledim. 'Kal' deseydin kalırdım." Sırf bu sözü yüzünden Melis'i ikinci kişiliğim sayabilirim. Bizim bir adımız olmalı, her hatun yapmıyor çünkü bunu. Bizim gibiler yapıyor. Kendi değerini gidişiyle ölçen kızlardanız biz. Israr ediyorsa seviyordur diyoruz da bunu da keyfimizden yapmıyoruz herhalde arkadaş bu herifler yanındayken o kadar sıkkın, o kadar uzak ki sana sanki gitmeni istiyor da söyleyemeyecek kadar kibar gibiler ne yapalım? Gidiyorsun, bakıyorsun durduran yok. Doğru anlamışım demek ki diyorsun hooop bir iki ay sonra gittiğin için sen suçlu oluyorsun. Albüm hikayesine devam edelim. Kızımız bu ayrılıktan sonra sadece ilişkileri değil komple hayatı çözmüş olacak ki aldığı Ufak Tefek Notlar'ı paylaşıyor bizle.İşte kurallar:

  1. Kalbi kırık tüm insanlardan uzak duracaksın arkadaş. Tamircisi olmaya kalkma, teşekkür bekle hala. Kapı önündesin daima.
  2. Eğer çok çok seversen seni sever sandın ya, sanma sakın asla. Evet belki bu mümkün bir yıl ya da on yıl sonra, muhtemelen sen yorulunca.
  3. Sevgisini altın sanan, yastık altı yapan insandan kaç arkadaş. 
  4. Evet belki iyi insandır, ama zaman yanlışsa canavar çıkar içinden... Aman!
(Dip Not: Acı dersten çıktı bu notlar.)

Masalımız tam da Işıklar Sönerken bitiyor. "Seni çok ama çok özliycem, haberin bile yok bu vedadan. Seni göndermem gerek bu akıldan ve kalpten. Tek kişilik bir oyundu, alkışlayan hiç kimse yoktu. Acınası bir ağıt var ışıklar sönerken..."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder