19 Mayıs 2011 Perşembe

Sınıfta kalan medya

15 Mayıs’da internet yasağı için yürüyenlerin sayısı itiraf etmeliyim ki beni de şaşırttı, bu kadar yoğun bir ilgiyi tahmin etmiyordum ama daha sonra olanları hiiiiiiiiiç tahmin etmiyordum.

Aslına bakarsanız hepimiz –katılanlar da- bu eylemin bir işe yaramayacağını, sadece karşı olduğumuzu gösterecek olduğunu ve paket uygulamasını rafa kaldırmayacağını biliyorduk. Bazen bile bile ladesdir bu tip eylemler. İşe yaramayacağından emin olduğun halde bir şeyler yapmak için katılırsın.

1 Mayıs gösterilerini saymazsak belki de bu güne kadar yapılmış en büyük eylemdi ve hiç bir ideolojinin altında değildi bu eylem. AKP’lisi de CHP’lisi de MHP’lisi de, sosyalisti de, faşisti de hatta apolitik olanı bile aynı amaç için bir araya gelebilmişti. Amaç çok basit; Özgür internet ve bunu istemek en temel haklardan biri.

Eylemi en iyi takip edebildiğimiz yer sosyal medyaydı. Ben o gün Begüm’de kaldım ve itiraf etmek gerekirse sabah 7’de uyuduğumuz için kalkıp gidemedik ancak bilgisayarların başından eylemi sıkı sıkı takip ettik. Gönderilen fotoğraflar, videolar, tweetler, postlar ne varsa baktık, paylaştık.

Biz de isterdik TV’den canlı izleyelim ama malesef basın o kadar ilgisizdi ki sanki böyle bir eylem yok, olmuyor, gerçekleşmiyor. RTE mitinglerini canlı vermekle meşguldü medya, hatta öyle ki “Çektiğiniz fotoğrafları yollayın yayınlayalım” diyebilecek kadar yüzsüzdü medya. Ulan sen koskoca CNN’sin bir tane muhabirini yollayamadın mı? Ordakilerin cep telefonlarından çektiği videolara, fotoğraflara mı kaldın?

Eylem Taksim gibi pek çok kanalın kolayca ulaşabileceği bir yerde, çoğunun merkezi ya da ofisleri buralara yakın ancak –gidenlerin söylediği ve takip ettiğimiz kadarıyla- bir tane bile adam gibi kameralı basın mensubu yokmuş.

Hatta işi dalgalaklığa vurup; “200 kişi var” diyen bile çıkmış. Ne iki yüzü? Kaç iki yüz? Bu iki yüzün bence anlamı şu; O kadar iki yüzlüyüz ki bu açıklamayı yapabiliyoruz.

Hani tarafsızlık, meslek etiği, meslek ahlakı, objektiflik, dürüst habercilik? Baksanız kanal tanıtımlarına hepsi bunlara sahip olduğunu iddia eder, hepsi bunlara sahip olmakla övünür ancak gördük ki bir tanesinde bile yok bu. Canlı yayına geçip en az 30 dk yayınlayıp, en az 20 kişiyle röportaj yapılmadan geçiştirildi bu büyük eylem.

Ama ben medyaya da kızmıyorum, kızamıyorum. Kendisine oy verecek seçmenin karşısına çıkıp; “Biz Ankara’dan izin vermedikçe siz burada taş üstüne taş koyamazsınız. Size gelip şunu yapıcaz bunu yapıcaz diyenlere inanmayın, yapamazlar. Bize rağmen yapamazlar” diyen birinin üyesi olduğu parti iktidardayken, onların elinden geçmeden tek bir haber yapılmazken, onların onayı alınmadan hiç bir haber gösterilmezken, onları “üzecek” haberler es geçilirken ve bunlara karşı çıkan dürüst gazeteciler/kanallar/gazeteler baskı görüp, işlerini kaybederken basına nasıl gözü kapalı kızabiliriz?

Ben eylemlerin bir işe yaradığına kesinlikle inanmıyorum, böylesine büyük bir eylemin yok sayılması da buna kanıt. Ben daha farklı yollardan tepki gösterilmesinden yanayım. Oraya gidip, bunları yapanları eleştirip sonra bunları yapan ve daha fazlasını yapacak olanların ekmeğine yağ sürenler oldukça biz daha çoooook yoksayılan eylemler yaparız.

Bu güne kadarki en büyük eylemi de yapsan, oraya değil 20 bin, 200 bin kişi de toplasan oy vermedikçe, oyunu bunlara verdikçe yine bize hüsran, bize yine hasret var, yine bize esmer günler düştü.

Son olarak iki gün arayla CHP’nin yaptığı iki işi çok beğendiğimle bağlamak istiyorum. Öncelikle; Metrobüs çıkışında dağıtılan internet yasağı bildirimini çok beğendim. Güzel bir dille yazılmış. Bugün de TV’de denk geldiğim “Gençlik” tanıtım reklamını çok beğendim. Hem espirili, hem ciddi, hem de gerçekçi.Buyrun izleyin


CHP Gençlik Filmi AkanAbdula

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder