21 Haziran 2010 Pazartesi

O küçük aptallıkları hepimiz yaptık

Otalık PuCCa’ın kitabıyla yıkılıyor. Ne inkar edeyim ben de kıskançlıktan çatlıyorum. Benim de blogum var ben de ilgi görmek istiyorum beni de milyonlar takip etsin istiyorum :) Neyse kıskancım ama yiğidi öldürüp hakkını da veririm ben, -adam iyi beyler-

Eşref’den karne hediyesi olarak istedim kitabı. Sınavdan çıktık, Taksim’e geldik, D&R a girdik aldık kitabı. “Lan bu kalın millet nasıl 2 günde bitirmiş ben 2 haftada anca bitiririm” dedim, eve geldik. Erdi ve Eşref bilgisayar başında benim de kitap okumaktan başka yapabileceğim bir şey yok.

Bir delilik yapıp Cem Mumcu’ya yani bu Dizüstü Edebiyat’ın fikir babasına bloğumu yollamıştım, bakıcam demişti o da. O “Bakıcam” cümlesini ben “Yarın kitabını basıyoruz” olarak algılayıp kafamda kitabımı yazmaya başlamıştım bile. Önsöz’ünde ne yazacağımı, nereden başlayacağımı, kime ne kod ismini takacağımı falan kararlaştırmıştım bile. Kitap babamın mardine gideceğini söylediği günden yani 2005’ten başlayacaktı. Çok vurucu cümleler seçmiştim falan. Kitabı elime aldığımda kala kaldım ilk sayfada Ankara Ayısı sevgilisiyle ayrılmasını anlatıyordu. Aklıma ilk gelen “Ben kitabıma böyle başlarsam PuCCa çakması olurum.” oldu ama meğersem ne yazarsam yazayım PuCCa çakması olacakmışım okudukça farkettim anlatacaklarımı hatun anlatmış zaten. O küçük aptallıkları hepimiz yapmışız. İntiharları, kafasından geçenleri, aldatması, ilişkileri… Okurken farkettim; benim hayatım çok enteresan değilmiş. 

Ya PuCCa ve ben yaratılırken tanrının Copy/Paste tuşuna maruz kaldık ya da bütün kadınlar böyle. Malesef evet; Bütün kadınlar böyle.

Kadınlığımızın aynı olmasının yanı sıra ailelerimiz de aynı, yani hemen hemen. PuCCa daha acıklı bir hikayeye sahip. Okurken sinirlendiriyor insanı “Yapılır mı lan bu küçücük çocuğa” diye.

Kitabı kaç saat okudum bilmiyorum ama aldığım gün bitmişti. Saat 1 falanken sanırım bitirip kapatmıştım. Kendime inanamıyordum bir günde 300 küsür sayfalık kitabı okumuştum.

Okurken unuttuğum bir çok şeyi hatırlattı bana PuCCa. Çocukluk anılarım, yaptıklarım, duygularım. Ben bunları çoktan unutmuştum. Yüzümde bir gülümseme belirdi, kendi anılarımı irdeledim zaman zaman.

Pek çok yerde gülmekten okuyamadım. Eşref’e anlatayım diyorum gülmekten konuşamıyorum bile. Kitabı uzatıp okutuyorum beni gülmekten öldüren onun yüzünde bir gülümseme oluyor sadece. Galiba kitap kadınlarda bu etkiyi yapıyor. Oysa ki PuCCa’nın pek çok erkek okuyucusu, takipçisi var demek ki benimki öküz.

Güldürmeyi bildiği kadar ağlatmayı da biliyor. Ağlamadım öyle hügür hügür ama gözümün dolduğu çok yer oldu. Kötüsün PuCCa!

Kitabı burda anlatsam şunu şunu anlatıyor desem “Ulan ne var bunda bu kadar kapılacak.” dersiniz bana. Anlattıkları çok ilginç, enteresan şeyler değil. Günlük hayatımızda arkadaşımıza bile anlatmaya üşeneceğimiz şeyler çoğu anca böyle kız toplantısı olacak, konuşulacak konu kalmayacak da anlatılacak o kadar gömdüğümüz şeyler düşünün. Kız bunları anlatıyor, ben mal mal kapılmış bir şekilde bir sonraki olayın merakıyla okuyorum. Biri gelse anlatsa dinlemekten sıkılırım onu da geçtim ben kitap okumaktan sıkılırım ama kız bana bir günde bitirttirdi kitabı.

Öyle bir anlatıyor, öyle bir sarıyor ki kitap elimden bırakamıyorum. Bittiğinde de üzüldüm zaten, açtım bloğunda okumadığım yazıları okudum.

Çocukluk arkadaşım, ilk aşkım Doğan’a söyledim bunu MSN’de. Dedim bitirdim kitabı çok güzel falan. O da dedi “Ben 3 sayfa okurken sıkılırım be.” diye, benim de öyle kitap kurdu olmadığımı bildiğinden bir göz atası geldi deidm aç bloğunu oku. Şu an blogdaki en son yazısı “Eror veren dest-i izdivaç” onu okumuş o da. 5 dakika sonra “O Erik’in anasının…” şeklinde bir tepki verdi. O tepkiyi kitabı okurken ben de verdim. Bir etkisi de bu işte. Onun sevmediği kişilerden nefret ediyorsunuz, sevdiği kişileri kendi kardeşiniz, akrabanız gibi seviyorsunuz.

Kitabı okurken bir ara Eşref’le kavga etmiştik. Kitabı bitirdikten sonra sarılasım geldi ona kitaptaki öküzler gibi olmadığı için, süper biri olduğu için. Kitaptaki dallamalar hayatıma hiç girmemiş gibi konuştum değil mi? Eee o küçük aptallıkları biz de yaptık dedim. Bu aptallıkların içinde bir dallamaya takılıp gitmek de vardı tabii ki.

İşin özü; PuCCa şahane bir kitap yazmış, kendini ve hayatını en sansürsüz ve yalın haliyle anlatmış. Okuyun derim ben kadınlar kendilerini dünyada tek hissetmemek için, erkekler de kadınları azıcık da olsa anlamak için okusun.

http://www.idefix.com/kitap/kucuk-aptalin-buyuk-dunyasi-pucca-gunluk-pucca/tanim.asp?sid=WUCY50MD2A2ADZB3UQIG

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder