13 Ekim 2009 Salı

Yamyam Yazarlık

Ayşe Özyılmazel’in yazısında gördüm bugün bu cümleyi, o da Haşmet Babaoğlu’nun yazısından görmüş hoş Haşmet Babaoğlu da Bodo Kirchoff’un ‘Kum Adam’ romanından görmüş neyse ya niye uzattım ki bu kadar :)

Kadınları doğru ve etkileyici anlatıyorsa, kendi hayatında onları ezdiğinin kanıtı sayılmalıdır bu! Bu bir yazarlık becerisinden çok bir tür yamyamlıktır. Belli ki, kadınların acısı ile beslenmiş adamdır!

Nasıl yani? Şimdi kadınları bu kadar iyi anlatan onca erkek yazar aslında kadınların acısıyla mı besleniyormuş? Abooo,olay!

Ayşe bir liste çıkartmış gerçi içinde Ahmet Hakan’ın,Tuna Kiremitçi’nin falan olduğu ama malum ben müzik manyağı bir insanım benim listemde Teoman,Kaan(Duman) falan var,söz yazarlığı da bir çeşit yazarlık sonuçta değil mi?

Teoman’la başlarsak zaten tezi direk doğrular oluruz. Teoman pek çok röportajında da belirttiği gibi sadakatsiz, karşısındaki kadının sabır sınırlarını zorlayan,sonra da o kadına şarkı yapan bir adam yani evet kadınların acılarından beslenen biri. Elimizde görsel bir Balans ve Manevra örneği de var üstelik. Senaryosunu Teoman’ın yazdığı ve genelinde şarkılarıyla paralel bir konusu olan film,benim Teoman’dan nefret ettiğim nadir zaman dilimlerini oluşturur. Zeynep’e yaptıkları, hali,tavrı… Ben Zeynep’çiydim filmde özellikle de ortalarına doğru. Filmin sonlarına gelirken Ruhi’ye “Herşeyim o benim, aptalın da tekiyim” itirafı biraz sinirimi alsa da nefretim geçmiş değil Timur’a. Teoman burda hem Teoman olarak hem de Timur olarak kadının acısını sömürmüş durumda,yalan değil ama şimdi bu tezden sonra “Ayy ne güzel anlatmış beni” diyemiycem şarkıları için, bir tuhaf denklemin ortasında kaldım gibi yani başkalarının acısıyla yazılan bir şarkı benim acıma derman oluyor… Tuhaf!

Genel olarak Teoman için yazdıklarımın aynısını listedeki diğer erkekler için de yazacağım için tekrara girmek istemedim şuan.Sevdiğim o kadar erkek şarkıcı ve söz yazarlarına bile kötü gözle bakmamı sağladı şimdi bu tez. Sinir oldum bir anda hepsine. Peki bu tez erkekler için mi geçerlidir sadece? Acıların kadını olayına girmeyelim Ayşe Özyılmazel de ben de şakır şakır erkekler hakkında yazarken gökten vahi ile inmiş değil kelimeler. Şimdi onlar acı çektirirken,biz acı çekerken yazıyoruz der işin içinden kolayca sıyrılıveririm valla ama ben dürüst biriyim çok şükür(enayilik seviyesinde) :)

Erkeklerin bu “yamyamlığı” nasıl yaptığına bir bakmak lazım önce. Şöyle ki erkek kendine de karşısındakine de acı çektirerek kendine melankolik bir hava verip yazmaktaysa burda yaptığı sadece o hava içinde kadına zehirli gazı solutması oluyor. Kadın yazarlara bakalım,özellikle bu aşk meşk mevzularında yazanlara; Ayşe Arman, Ayşe Özyılmazel, Şebnem Ferah,Aylin Aslım,Deniz Özbey Akyüz, Özlem Tekin, Aslı, Özge Fışkın (bu böyle gider şimdi keselim bir yerde) şarkılara baktığınızda çoğunda bir yandan “sensiz de varım siktir git” havası(Bkz:Özlem Tekin-Aşk Yangın) bir “niye gittin ki sen şimdi” havası (Bkz: Özlem Tekin-Belki) İçerik olarak baktığımızda erkek yazarlardan çok farklı da değil. Şimdi hal böyleyken erkeklere “yamyam” kadınlara “av” demek pek olmaz sanki.

Kendi adıma ben itiraf ediyorum; evet o yamyamlığı ben de yapıyorum ve bu kadın yazarların da yaptığına inanıyorum.

Şunu hatırlayalım; Yasemin Kiremitçi ve Tuna Kiremitçi çiftinin ikinci ayrılıklarında erkek tarafı “İkinci kez aynı kadın tarafından terkedildim,içiyorum” derken kız tarafı “İçim rahat,mutluyum” diyordu o günki yazılarında. (Tuna Kiremitçi’nin tabiriyle) sizce de bu işte bir yalnızlık yok mu? O zaman bu durumu da ava giden avlanırla mı açıklamalıyız?

En güzeli Şebnem Ferah’ın Makina’da söylediği şu sözle bu konuyu bağlayalım:
Okan: Müzisyenler mutlu şarkılar yapamaz mı?
Şebnem: Yapabileceğini çok sanmıyorum,normalde çok gülen,eğlenen birileri olabilirler ancak yaptıklarında bir hüznün olması gerekir diye düşünüyorum
(Birebir dialog bu olmasa da özü buydu)

Müzisyenlikten taşıyalım olayı biraz daha genel olarak dışa vurum diyelim alan belirtmeden. Evet! Kadın erkek farketmeden acıları sömürdüğümüz doğru ancak sömürdüğümüz ve “yamyamlık” yaptığımız hadise karşıdakinin acısından ziyade bizimkisi olmakta, karşıdakinin durumu daha ziyade bizden sıçrayan kan damlalarını kendi yarası sanmasından ibaret. Kimse birşeyler üretmek için birilerini yaralamıyor sadece başka türlü olmuyor.

(Yazının orjinali için bak bi)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder