13 Mart 2013 Çarşamba

Zümrüdüanka'nın Son Şarkısı



Beni blogdan ya da Twitter'dan az biraz takip eden biri Aylin Aslım manyaklığımın farkındadır. Sapkınlığım dinleme sıklığı ve şarkı ezberiyle sınırlı çok şükür henüz bir tacize dönüşen hareketim yok. Her neyse. Aylin'in en son albümünü 2009 Nisan'da çıkarttığını unutacak kadar çok gördük onu bu zamana kadar. Albümden sonra verdiği konserlerle, yaptığı Ses Bir Ki Üç programıyla, oynadığı Son adlı diziyle yokluğunu hissettirmedi, ortadan kaybolmadı, biz de "Nerede kaldı bu albüm" diye isyan etmedik. Albüm kayıtlarına gireceği için düzenli Hayal Kahvesi konserlerine verdiği bir kaç aylık ara içinde deli gibi heyecanlandık tabi. Albümün çıkış tarihi olarak 8 Mart duyurulunca ilk işim sabahın köründe D&R'a gidip albümü almak oldu. Albüm daha yeni gelmişti ve 2-3 eleman düzenlemelerle uğraşıyordu, koliden çıkarıp verdiler. Önceki albümün önce lansman konserini yapıp daha sonra çıkarttığı için beklemesi daha zordu. Bu albümün lansmanı henüz yapılmadı ve ne zaman olacağı da hala duyurulmadı.



Yeni albüm nasıl olacak diye düşünürken yeni olan sadece albüm değilmiş meğersem. Aylin komple yenilenmiş. Gel-Git (2000), Gülyabani (2005), Canını Seven Kaçsın (2009) albümlerinde müziğinin sertliği, tarzı değişse de bir Aylin çizgisi vardı hep. Önüme koyulan bin şarkıdan ahan da bunu Aylin yazmış diyecek kadar da netti o çizgiler ama bu albümde onu baya bir kırmış. Albümün genel ruh hali geçmişle vedalaşma, hesaplaşma, yüzleşme ve kabullenme üzerine. Geçmişindeki kişilerle olanlar daha ağırlıklı. Bir nevi olgunluk albümü diyebiliriz, her müzisyenin vardır ya böyle bir tane. Şarkıları tek tek yazmak huyumdur ama öncesinde albümle ilgisi pek olmayan bir kaç şey söylemeliyim.

Aylin'in saç rengini beğenemedim, zaten beyaz tenli bir hatun, sarı pek olmamış. Turuncu ve siyah şahane dururken bu renk çok solgun göstermiş. Albüm fotoğrafları başarılı konser fotoğraflarından tanıdığımız Maneki Neko tarafından çekilmiş, pek bir güzeller ancak albüm kapak ve kartonet tasarımını hiç beğenmedim. Dafont.com'dan indirilmiş basit bir yazı tipi ile acemi bir iş çıkartılmış, belki aceleye geldi belki de pek önemsenmedi, bilemem ama Zümrüdüanka adlı bir albüme çok çok daha yaratıcı ve kalıcı işler yapılabilinirdi. Gerçi Aylin müzik odaklı düşünür, sahne kostümü, saç baş, görsellik ikinci plandadır genelde. Zaten bunlar da çok albümle ya da müzikle alakalı konular değil, baştan söylemiştim. Albümün plastik kapta olması ise ayrı bir güzellik. karton kaplar zamanla aşınıyor, zarar görüyor ve içinizi acıtıyor.

Gelelim albüme ve şarkılara. Yine 8 tane şarkı var, geçen sefer bu konuda çok eleştirilmişti. Alışılmış düzen hep 10 ve üstü şarkı olmasıdır ancak 2 şarkı daha olsaydı çok daha mükemmel bir albüm mü olacaktı? Çok şey mi değişecekti? Hayır. 2 şarkı daha olması hiç bir şeyi değiştirmeyecek, hee uyanıklık yapıp 2 şarkının farklı düzenlemelerini koyarak 10 şarkı yapamaz mıydı? Yapardı. Yine şarkı sayısından çok laf yiyecek belli bu, önemli olan o 8 şarkının nasıl olduğu, 8 şarkıyla neler anlattığı. Bakalım neler anlatmış :)

İki Zavallı Kuş
Albümden duyduğumuz ilk şarkı. İlk dinlediğimde bir tuhaf geldi, Aylin'in bir tarzı vardır slow şarkılarda da hareketli şarkılarda da cümlelerini tanırım, bilirim. Bu şarkı başta Aylin Aslım'ın elinden çıkma gibi değildi tabi bunun sebebini daha sonra anladık. Şarkıya gelirsek, dinledikçe güzelleşen, güzelleştikçe içine işleyen bir şarkı. Bildiğin vuruyor da vuruyor. Aylin Aslım düet ve saygı albümlerinin vazgeçilmez ismi, yer aldığı albümlerde en parlayan isim de o olur hep ama kendi albümlerinde bunlara pek bulaşmaz. Ayben ile yaptığı Gelinlik Sarhoşluğu (Gülyabani-2005) dışında da bir düeti yoktur kendi albümünde. O da farklı kulvardan olduğu için sayılmayabilir. İlk defa bu albümünde kendisiyle aynı tarzda müzik yapan iki kişiyle düet yaptı, çok da iyi yaptı. Şarkı Teoman'a da ayrı bir yakıştı.
Hikaye olarak bakarsak birlikte olamayan, ayrı olduklarında da birbirine koşan iki insanı anlatıyor. Bana çok yabancı değil bu durum, eminim herkesin de vardır böyle bir aşkı. Beraberken birbirini bitirirler, ayrılmaya karar verirler, ayrılırlar ama yine de kopamazlar. Belki görüşmezler etmezler de akılları hep birbirlerindedir. "Özgürüz şimdi, ağla." kısmı bu yüzden ayrıca vurucu. (NOT: Yakın bir zamanda dövmesini yaptırıyorum bu şarkının.)
Ne ucuz ne ağır roman, tanrı mı bunu yazan?
Aynı rüyayı göremeyen, birbirini bulamayan
İki zavallı kuştuk, özgürüz şimdi.
Ağla ağla ağla dünya durana kadar.

Ölünür De
İki Zavallı Kuş'un ardından, albümün çıkmasına yakın albümdeki şarkıları yavaş yavaş görmeye başladık, dinleme imkanı yoktu da en azından adlarını falan görüyorduk EsenShop ön sipariş sayfasında. Bir bakayım dedim ne var ne yok, bu şarkıyı gördüm, sonrasını hatırlamıyorum. Kaçak'ın en sevdiğim şarkısıydı bu. Aylin nasıl söyler, neleri düzenler diye albüm çıkana kadar düşündüm ve en çok beklediğim şarkı buydu kesinlikle. Albümü aldığımda ilk bunu dinledim, yıllardır Kaçak'tan dinlemenin verdiği bir şaşkınlık oldu tabii ki. Ses değişiyor, yorum değişiyor, hatta bazı sözler bile değişiyor ama şimdi atlattım o şaşkınlığı. Çok güzel yorumlamış, çok güzel olmuş. Hee arada bir Övünç Dan'ın sesini duysaydık fena mı olurdu? Olmazdı. Keşke olsaydı :)
Ölünür de farkına varamaz insan, ölünür de kopamaz bu dünyadan. Ölünür de yaşayan sıradan biri gibi görünür de.

Hasret
Şarkıyı dinleyince hatırlıyorsunuz, eski bir Sezen Aksu şarkısı ama bizim kuşak pek bilmiyor sanırım. Aysel Gürel'in sözlerini yazdığı güzel bir şarkı işte. Aylin'in güzel coverları arasına girdi şimdiden. Albümdeki genel vokalin aksine biraz daha sert bir havası var. Albümün bütünüyle tam uyumlu denilemez ama olmuş.
Sen aydınlığa, sana hasret. Gel eritir demirleri bendeki ateş.

Küçük Bey
Aylin'in tam Gülyabani ve Canını Seven Kaçsın hallerini yansıtan bir şarkı. Sözleriyle, bestesiyle tam bir Aylin Aslım şarkısı. Konserlerde en çok eğleneceğimiz, bağıra çağıra söyleyeceğimiz şarkısı. 
Aldı beni bir sözüyle, gördüğüm en güzel bakan gözleriyle.

Zümrüdüanka
Albüme adını veren, bir yandan da albümün genel ruh halini özetleyen şarkıdır bu da. Şarkıyı dinlerken nedense aklıma Yavuz Çetin geliyor hep. Ona değildir muhtemelen de zamanında erken vedalaştığı bir aşkına olduğu kesin. Sözler vurucu, bestesi sakin ki bu sözlere de yakışan bu olurdu bangır bangır gitarlarla, davullarla boğmak olmazdı bu sözleri. 
Zümrüdüanka gibi aşkına, bir pervane gibi ışığına.

Af
Albüm özetinde bahsettiğim bu geçmişle yüzleşme, hesaplaşma, kabullenme hadisesinin direkt muhatabıyla olan yüzleşmenin şarkısı bu da. Cem Adrian eşlik ediyor Aylin'e, ikisinin sesini zaten hep yakıştırıyorum. Cem Adrian'ın sahnesinde ve albümünde daha önce dinledik bu ikiliyi, uyumları muhteşem. Şarkının içinde diyaloglar da var, çok duyulmuyor ama, duymak için son ses açıp kulak dayamak gerekiyor ki ben sağır bir insanım zaten :) Konuşmalardaki ses Cem Adrian'a ait değil, şiirlerinden dolayı konuşma sesini de gayet iyi biliyoruz.
Oysa sendin hayat, sen her şeye inat. Bir tek sendin gençliğime verdiğim ad. Sen yoksan ben çekildim çoktan. Sen yuvaydın, kardeşim, annem, babam.
-Selam, uzun zaman oldu, nasılsın?
-Ben iyiyim, ya sen?
-İyi gördüm seni.
-Eeeh işte bildiğin gibi
...
-Bana kızgın mısın hala?
-Yoo ,geçti gitti... Zaman. Peki sen? Sen kızgın mısın hala?
-Hayır
-O zaman... Görüşürüz... Hoşçakal
İşte Sana Bir Tango
Çocuk tekerlemeleriyle başlayan şarkı bir anda nasıl olgunluk dönemine geçiyor, onu ben de çözemedim. Albümdeki en iyi şarkı olduğuna dair sabit bir fikrim var. Hem de Aylin de rakıcıymış onu öğreniyoruz şarkıda. Şarkının bir de alaturka düzenlemesi olsaydı da rakımızı açıp dinleseydik çok hoş olurdu be. Bu haliyle de gideri var, yok değil. Sahnede çok kullanmadığı ensturmanlar var, sahnede nasıl olacağını merak içinde bekliyoruz. 
Bu keder benim neşem, aşıkların tangosu bitsin istemem.

Usta
Şarkıyı dinleyen hep "bir yerden hatırlıycam yaa" diyor, yekten söyleyeyim nereden hatırlayacağınızı. Aylin Aslım'ın Küçük Sırlar için yazdığı şarkıya benziyor girişi. Canını Seven Kaçsın'da Güzel Günler'in görevi neyse bu albümde de Usta'nın görevi o. Bütün albüm boyunca yeri geldi isyan etti, yeri geldi kederlendi ama finali yine "Benim hala umudum var" şarkısıyla bitirdi. Her albümde vardır bir tane. Gel-Git'de Zor Günler, Canını Seven Kaçsın'da Güzel Günler. Gülyabani'de yok ama, hatta çok depresif bir şekilde Beyoğlu Kimin Oğlu ile bitiyor albüm. Her neyse. Usta şarkısı da tam bir Aylin Aslım şarkısı olmuş, dile dolanan, sevilesi bir şarkı.
Yok aslında bir usta, herkes acemi bu hususta. Yanında bir sevdiğin yoksa şarkılar var kardeşim söyleriz sana.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder