20 Mayıs 2011 Cuma

Ne meraklıymışız biseksüellere

Ayşe Özyılmazel’in deli hayranı değilim, hatta bazen çok sinirimi bozan yazıları, icraatları olur ancak enteresan bir şekilde severim de. Sevme sebebim beni sinir eden yazılarında bile sadece içinden geldiği için yapmasıdır. Canı ister köşe yazar, köşesinde canının istediğini yazar, istediği için müzik yapar. Yaptığı işler dört dörtlük değildir hatta olmamış da diyebilirsiniz ancak kendi istediği için yapması yeterlidir onu sevmek için.

Ancak gel gelelim hatun bazen sonuçları o kadar takmıyor ve öngörmüyor ki başına iş alıyor. En son vukuatı “Hem kadınla hem erkekle aldatıldım.” itirafıydı. Bahsi geçen röportajı okudum ve öyle “Albüm çıkıyor hadi olay yaratayım.” havası sezmedim, soru sorulmuş içinden gelmiş söylemiş bu kadar da net. Okuduğumda da “Yuuuh aq nassssı laaa” tepkisi vermedim açıkçası. Bende mi bir arıza var acaba? Türk magazininin odaklandığı, magazinseverlerin ağzını sulandıran bu itiraf bende niye böyle bir etki yapmadı ki?

Her neyse Ayşe önce tepkileri frenlemek için bir yazı yazdı. “Bana göre ikisi de aynı” dedi, hatta kendisi kadın olsaydı daha da koyacağını ima etmiş, sebeplerini de yazmış. Böyle bir şeyi niye söylediğini de güzel açıklamış; Cevap vermezsem çatlarım. Ben onu gayet iyi anlıyorum çünkü aynısından bende de var. Soruya ya da bir lafa karşılık vermediğimde resmen kaşınıyorum, sıkılıyorum.

Her neyse… Bu biseksüel sevgili açıklaması nedense medyada “eşcinsel” adıyla yer aldı. Öncelikle bir düzeltelim burayı. O kişi eğer hem Ayşe’yle hem de bir erkekle beraberse eşcinsel değil biseksüeldir, bu iki kavram birbirinden çok başkadır. Bu kadar büyütülme sebebi de Ayşe’nin medyatik aşkları olsagerek. Herkes manşetlerde kim bu eşcinsel sevgili yazıp boy boy resimler koydu. Evet, Ayşe şurada hatalı; Bu lafıyla pek çok kişiyi zan altında bıraktı. Daha sonra “ünlü biri değil” diyerek toparlamaya çalıştı ama olmadı.

Aslında yazı konusu bu değil, bu işin özetiydi. Yazı konusu hem bu olayın bu kadar büyütülmesi hem de dün itibariyle çok saçma sapan yerlere gitmesi ve çıkarttığı bambaşka bir sorun.

Oray Eğin denen gazeteci(!) gördüğüm en seviyesiz bloğun sahibinin iddiasını Ayşe’ye aynı seviyesizlikte iletti. Neymiş? Ayşe’ninki İzzet Çapa’yla berabermiş. Bunu yazan kim? Bloğundan baştan aşağı basitlik ve gerzeklik akan bir blog yazarı. Daha önce de denk gelmiştim bloğuna, “Türkiye’nin ilk eşcinsel dedikodu bloğu” gibi bir sloganı var. Özet geçmek gerekirse dünyadaki Perez Hilton örneğinin Türkiye şubesi olmaya çalışan, Gossip Girl vari takılan ama aslında hiç biri olamayacak kadar iğrenç bir blogger. İğrenç çünkü öncelikle yazı dili benim bile itici bulduğum bir dil. Ben ki ana avrat düz gider dönüşte iki sövüp gelen insanım ben bile bunu söylüyorum yani. Dilini de geçtim baştan aşağı dedikodu adı altında iftira,nefret ve kin akan postlarla dolu. Ciddiye alınır hiç bir tarafı yok. Sen ki koskoca gazetecisin böyle bir bloğu ciddiye alıp nasıl bunu sorarsın? Hadi sorma cesaretini buldun nasıl bu kadar uslupsuz sorarsın?

Ayşe de ikisine verilecek en net cevabı verdi; ”Ya bi siktirin gidin” verilecek en düzgün ve net cevap buydu çünkü sen bu zihniyete kalkıp “Yok öyle bir şey” de diyemezsin “Yalan canım” da diyemezsin bunların anlayacağı tek şey; Siktirin gidindir. Peki buna karşılık Oray Eğin ne demiştir? “İşte Neco’nun ve Oya’nın terbiye veremediği kızları” hadi ya! Terbiye küfürle mi olmaktadır sadece? Senin ailen sana iftiranın kötü bir şey olduğunu hiç öğretmemiş midir mesela? Ya da terbiye sınırın bir siktirlik midir? Oray neyse de bahsi geçen blog yazarı tam da kendisine yakışır bir cevap verdi; “Kime siktireyim? Sen uzmansın sen söyle” Biz bu muhabbetleri 3. sınıfta yapıyorduk be güzelim, orada mı kaldın sen? Oldu olacak Ayşe’ye tren dedirt, o meşhur lafı yapıştır. (Oray Eğin bu cevap üzerine “Ayşe, kız sana hayatının ayarını verdi hahaha” yapmıştır, o derece.")

Bu olayda komple sinirimi bozan şeyleri bir toparlamak gerekirse;

    Eşcinsellik ile biseksüelliğin karıştırılması Bir kişinin itirafı yüzünden pek çok kişinin zan altında kalması ve kendilerini savunmak zorunda hissetmesi Magazinin bu olayı şişirip şişirip başka yerlere taşıması Gazeteciyim diye geçinen dangalakların varlığı Terbiye kavramının içine sıçılması İftira ile beslenen bir blog yazarının ekmeğine yağ sürülmesi Bu olayı kendisine malzeme yapmaya çalışan çok alakasız insanlar (Bkz: Hülya Avşar Show’daki amca) Hala bu konunun konuşuluyor olması

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder