20 Ocak 2012 Cuma

Hepimiz İnsanız

Hrant Dink Dava tiyatrosu tüm komedisiyle sürerken ağzımı açıp tek kelime edesim gelmedi. Ne mahkemenin verdiği karar şaşırttı beni ne de 19 Ocak'ta Taksim'den Agos'a yürüyen insan sayısı. Gel gelelim bir durum var ki iki kelam etmeden geçemiyor insan.

Hrant Dink öldürüldüğünde söylenen bu söz 5 yıldır bir sembol haline geldi. "Hepimiz Ermeniyiz." ırkını, atanı, kanını inkâr etmek değildi bu söz, hem bir empati çabasıydı hem de Ermeni olduğu için öldürülen birinin arkasından söylenen biriz mesajıydı. Anlamadılar, anlayamayacaklar

Ölüleri ölülerle kıyaslamak gibi de bir huyumuz var bizim milletçe. Uludere’de gördük bunu. Daha önce de çok gördük, en ufak acıda bile gördük. Amy Winehouse’da da gördük, Defne Joy Foster’da da gördük. Ölüme üzüldüğün anda biri çıkıp “Ona üzüleceğine buna üzül.” dedi, ölüleri tartar olduk.

Şimdi de Hrant Dink ile şehitleri kıyaslar olmuşlar. Şehitler Ermeni oldukları için öldürülmüş gibi, şehitlere saldırılacağı istihbaratı daha önceden geldiği halde hiçbir önlem alınmamış gibi, şehitler fikirleri yüzünden öldürülmüş gibi, şehitleri devlet eliyle ateşe atmışlar gibi, şehitlerin katillerine “çocuk” demişler gibi, şehitleri öldürenleri beraat ettirmişler gibi.

Hrant Dink bu ülkenin adaletinde bir yüz karası tıpkı diğer faili meçhul cinayetleri gibi bir utanç. Devletin imkanı olduğu halde engellemediği bir cinayet tıpkı diğer faili meçhuller gibi.

İşin özü ne “Hepimiz Ermeniyiz.” demek aslını inkar etmektir ne de Hrant için yürüyenler vatan hainidir. Ölüleri ölülerle kıyaslayıp ölülere değer biçerek de bir yere varacağımız yok. Bu ülkede adaletin tekrar güvenilir olabilmesi için başta Hrant Dink davası olmak üzere pek çok davanın gerçekten adil sonuçlanması lazım. Daha da ötesi birilerinin fikirlerinin, etnik kimliklerinin aslolan gerçeği bize unutturmaması lazım; Hepimiz İnsanız!