8 Aralık 2012 Cumartesi

Kimler Geldi Kimler Geçti

Sanırım her şey birbirini takip eden tesadüfler zincirinin sonucu. Bir anda hiç aklımda yokken çocukluk arkadaşım Doğan'ın "Hadi gel buluşalım" demesiyle başladı bence. İki fil hafızalı çocukluk arkadaşının bir araya gelmesi demek uzun sürecek bir nostaji rüzgarının başlangıcı demektir. O gece o kadar geriye gittim ki bildiğin 7-8 yaşlarıma döndüm. Sadece 90'lar müziklerine sardığımızda aklıma gelen ufak tefek şeylerin daha da derini.

16 Temmuz 2012 Pazartesi

Festival üzerine ne düşünürsünüz bilmem ama alkolün özgürlükle bir ilgisi olmalı

Bayadır yazmadım buralara, twitter falan derken boşaltınca bütün irini blog boşlandı azıcık, farkındayım. Merhaba dünyalı.

Geçen gün bir festival oldu bilmem takip ettin mi, o festival 10 yıldır yapılıyor bu topraklarda. Hatta birine katılmışlığım bile var. Efes Pilsen One Love konserinden bahsediyorum şu an. Genel olarak ilgimi çekmeyen bir festival zira ben yabancı müzik dinlemeyen bir insanım ama bu festivali deli gibi bekleyen, gruplar açıklandığında çılgına dönen pek çok arkadaşım var. Önemli gruplar geliyormuş, ben tanımıyorum ama benim  tanımamam gelen grupların öneminden bir şey götürmüyor. Hani "birine katılmışlığım bile var" demiştim ya o sene Morrissey gelmişti mesela, ben ilk kez izlemiştim onu ve hayran kalmıştım. Ondan önce de sonra da müthiş gruplar gelmiş.



Parkorman'da yapılırdı bu festival, gün geldi Santralİstanbul'a taşındı, vardır elbet mantıklı bir sebebi. Sonra festivale 2-3 gün kala Eyüp halkı ayaklandı oysa ki o festivalin orada yapılacağı aylar öncesinden belliydi. Eyüp halkı'nın ayaklanması çok "gerici" bulununca birden Yeşilay ayaklanıverdi. Yanlış anlama hee 10 yıllık festivalden bahsediyorum burada. İşin özü festivalden bir gün önce bütün izinler, ruhsatlar hazırken bir anda festivalde alkol yasaklandı. Gençleri "içmeye" özendiriyormuş festival. Çıkan grupların hepsi "için amına koduklarımın" diye kırbaç vuruyormuş seyirciye, terbiyesizler. Önce festivalin adı değişti, One Love oldu, Efes Pilsen ismini basketbol takımından kaldıranlar için bu hareket çok da zor değildi. Sonra da alkol yasaklandı.

Eyüpdebirafestivali diye anıldı koca festival. Tek işleri güçleri içip sıçmak olan insanlar olduk senin anlayacağın. Eyüp nedir arkadaş? Eyüp Sultan diye bir kişi var diye koca Eyüp'ü kutsamanın manası ne? Bildiğin kutsal topraklara sıçan insanlar olduk.

1 Haziran 2012 Cuma

Senaryoma sağlık arkadaşım

Lisede hala ne bok olacağını bilmeyen çok tanıdığım vardı benim ki ben meslek lisesinde okudum. Abi bir insan meslek lisesinde bile ne olacağına karar vermiş olamaz mı lan? Liseyi bırak üniversitede bile var bu ne olacağını bilmeyen tipler. Ben başından beri biliyordum arkadaş. Ben senaryo yazıcam dedim hala da tek amacım bu. Hee yanında radyo olur kurgu olur onlar olursa güzel olur bir nevi mantının sarımsaklı yoğurdu onlar ama mantı senaristlik benim için.

20 Ocak 2012 Cuma

Hepimiz İnsanız

Hrant Dink Dava tiyatrosu tüm komedisiyle sürerken ağzımı açıp tek kelime edesim gelmedi. Ne mahkemenin verdiği karar şaşırttı beni ne de 19 Ocak'ta Taksim'den Agos'a yürüyen insan sayısı. Gel gelelim bir durum var ki iki kelam etmeden geçemiyor insan.

Hrant Dink öldürüldüğünde söylenen bu söz 5 yıldır bir sembol haline geldi. "Hepimiz Ermeniyiz." ırkını, atanı, kanını inkâr etmek değildi bu söz, hem bir empati çabasıydı hem de Ermeni olduğu için öldürülen birinin arkasından söylenen biriz mesajıydı. Anlamadılar, anlayamayacaklar

Ölüleri ölülerle kıyaslamak gibi de bir huyumuz var bizim milletçe. Uludere’de gördük bunu. Daha önce de çok gördük, en ufak acıda bile gördük. Amy Winehouse’da da gördük, Defne Joy Foster’da da gördük. Ölüme üzüldüğün anda biri çıkıp “Ona üzüleceğine buna üzül.” dedi, ölüleri tartar olduk.

Şimdi de Hrant Dink ile şehitleri kıyaslar olmuşlar. Şehitler Ermeni oldukları için öldürülmüş gibi, şehitlere saldırılacağı istihbaratı daha önceden geldiği halde hiçbir önlem alınmamış gibi, şehitler fikirleri yüzünden öldürülmüş gibi, şehitleri devlet eliyle ateşe atmışlar gibi, şehitlerin katillerine “çocuk” demişler gibi, şehitleri öldürenleri beraat ettirmişler gibi.

Hrant Dink bu ülkenin adaletinde bir yüz karası tıpkı diğer faili meçhul cinayetleri gibi bir utanç. Devletin imkanı olduğu halde engellemediği bir cinayet tıpkı diğer faili meçhuller gibi.

İşin özü ne “Hepimiz Ermeniyiz.” demek aslını inkar etmektir ne de Hrant için yürüyenler vatan hainidir. Ölüleri ölülerle kıyaslayıp ölülere değer biçerek de bir yere varacağımız yok. Bu ülkede adaletin tekrar güvenilir olabilmesi için başta Hrant Dink davası olmak üzere pek çok davanın gerçekten adil sonuçlanması lazım. Daha da ötesi birilerinin fikirlerinin, etnik kimliklerinin aslolan gerçeği bize unutturmaması lazım; Hepimiz İnsanız!