5 Ağustos 2011 Cuma

Çağımızın hastalığı: Her boka sallayan köşe yazarları

Her önüne gelen dallama köşe yazarı olursa böyle bir hastalık da kaçınılmaz olur tabii ki. Farkında mısınız adını sanını duymadığımız adamlar, kadınlar yazdıkları saçma yazılarla adlarını duyuruyorlar. Sibel Üresin'i o yazısından önce tanıyor muyduk? Hıncal Uluç'un Defne yazısına kadar hayatta olduğunu hatırlıyor muyduk? Bu hastalık yayanların hepsinin ortak noktası da şudur; Bir olay vardır, ona üzülen bir kitle vardır, bunlar kalkar o olayla ilgili en aşağılık, en basit, en götten uydurma yazılarını yazarlar.

Yiğit diye bir herif varmış mesela, benim bugün haberim oldu ama yazı arşivine bakınca aslında okuduğum ama kimin yazdığıyla bile ilgilenecek kadar sarmayan yazıları var bu adamın. Şimdi Teoman müziği bıraktı ya bu yazarların da ellerine güzel bir yumak geçti şimdi kedi misali oynayıp dururlar.

Yiiiiit denen adama göre Teoman'ın dinleyici kitlesi 30 yaş üstü mutsuz, sevgilisi tarafından haklı sebeplerle terkedilmiş, depresyonlu, sevgili bulma ihtimali de olmayan şehirli kadınlarmış, erkekler de Teoman'ı hiç mi hiç sevmezmi ama kıskanmazmış da sadece dalga geçerlermiş. Merak ediyorum bu adam bir gün Teoman konserine gitmiş mi? İnternetteki forumuna girmiş mi? Facebook'daki fan sayfasına bakmış mı? Bu büyük istatistiki sonucu neresinden uydurmuş? Uydururken basuruna dokunmuş mu?

Benim Teoman'ın fan sitelerinde fink atmam bundan 4-5 yıl öncesine dayanır, hala da görüştüğüm arkadaşlarım vardır. Bu arkadaşlar içinde 30 yaşına gelmiş tek bir hatun bile yok. Hatun kitlesinde de bu herifin sandığının aksine melenkolik, aşksız, mutsuz tipler yok. Erkeklere gelince en az kadın dinleyicisi kadar erkek dinleyicisi de var Teoman'ın hem de öyle "Teoman dinlerim, Duman dinlerim, Mor ve Ötesi dinlerim" tiplerinde saydıranlardan değil baya seven, dinleyen, özümsemiş insanlardır.

Teoman'ın son albümünü alan oldu meraklanmasın o Yiiiit, önceki albümü de kariyerindeki en iyi albümlerinden biriydi. İsmi; İnsanlık Halleri'ydi albümün. İçinde muhteşem şarkılar barındırıyordu hatta kimsenin dillendiremediği konularda da şarkılar vardı. Son albümü ise İnsanlık Halleri kadar muhteşem olmayan ama yine Teoman'a yakışacak kadar kaliteli bir albüm olmuştu.

Bu güne kadar Teoman dinlediğinden bile şüpheliyim bu Yiiiit'in çünkü Teoman dinlemek Gönülçelen, İstanbul'da Sonbahar, Paramparça gibi klipli şarkıları dinlemekten daha fazlasıdır tıpkı Teoman'ın kitlesinin 30 yaş üstü mutsuz şehirli kadınlardan daha fazlası olduğu gibi.

Teoman "Ben gidiyorum hadi durdurun." reklamında bir adam değildir, reklam adamı bile değildir. Bu güne kadar yer aldığı tek reklam turnesi kapsamında sahne aldığı içecek firmalarıdır sadece. Bu adam bilmiyor muydu önüne gelen reklamda oynayıp cebi doldurmayı? Her gece çıktığında peşinde ördek yavrusu gibi dolaşan magazin muhabirleri mi Teoman'ın peşini bırakmıştır 2-3 yıldır yoksa Teoman mı reklam olmak istememiştir?

Teoman belki kariyerinde hatalar yapmıştır, gidip Ömür Gedik gerzeğiyle bile düet yapmıştır ama hiç bir zaman Yiiiit'in anlattığı basit adam olmamıştır.

Nereden nereye geldik be arkadaş? Köşe yazarlarının köşe koltuğundan kalkmadan yazmasını anlatıyordum ben, affedin ben yastayım.

Bu köşe yazılarına bir köşe ver, hatta bazen bunun gazetede falan olmasına, bir köşe olmasına bile gerek yok, maaş almasalar da olur bunlara bir yerde yaz de kendilerini dünyanın eleştirmeni sanırlar. Alanları yoktur, müzikten de konuşurlar, insanlıktan da, sinemadan da konuşurlar, bir reklamdan da ama asla mütevazi değillerdir, bir olayı sadece yorumlamaz, üzerine bilir kişi kaşesi basarlar.

Peki soru; Benim de içinde bulunduğum Blogger aleminde hepimiz bir şeyler eleştiriyor, yazıyor, karalıyoruz. Bazen bu dallamalardan daha da ağır yazıyoruz. O zaman bir köşe kapanla bizim ne farkımız var? Tek farkımızın yazdığımız yer olmaması lazım, daha büyük farklar olması lazım. Bir bloggerdan daha vicdansız olan köşe yazarları olmaması lazım. İfade özgürlüğünün de taa amına koyayım (bu bloggerlığın güzelliği işte) ifade özgürlüğü eline bir bıçak alıp ciğerine kadar oymak değildir be arkadaş!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder