24 Ağustos 2011 Çarşamba

Bodrum Modrum

Televizyon dünyasının yanılgılarla dolu olduğunu hala öğrenememiş olmam ne acı, kaldı ki ben RST öğrencisiyim. Televizyon yanılgısı da bir nevi porno yanılgısı gibidir; gerçekten çok uzak ama feci inandırıcı.

Bodrumdayım, tatile geldim. Böyle diyince nasıl bir havası var, nasıl bir oooov diyesiniz geliyor değil mi? Bu cümlenin de bir sihri var mesela. Şu an beni bir biiiç'te elimde vodka ya da meyve kokteylimle büyük kare minderler üzerine sere serpe yatıp son ses Hande Yener-Sinan Akçıl düeti olan Atmaaaa'yı dinleyip bardağı tutmayan elimle de havaya tokat atarcasına ritim tutuyorum zannediyorsunuz, ALAKAM YOK! O dediğiniz Bodrum değil Türkbükü yani Bodrumun ortalama 14-15 semti varsa 14/1 tikicity. Geri kalanı "Emekliliğimi Bodrum'da geçiricem" diyen insanların çeyreği yani bunu diyip de yapan hakiki insanlar.

21 Ağustos 2011 Pazar

Bitmesin hikayemiz

Her zaman -özellikle de rock dinleyicileri tarafından- çok sık söylenen "Neden hep sadece aşk şarkıları yazılıyor, milletin başka derdi yok mu?" gibi cümlelere zaman zaman ben de katılırım. Müzik türü ne olursa olsun şarkılar genellikle aşk meşk üzerinedir de bunun da bir sebebi vardır elbet.

Model'in patlamasındaki temel sebep Değmesin Ellerimiz şarkısı olmuştur. Herkesin dilinde, her dizide, her köşe başındaki müzik markette bu şarkı çalmakta. Model'in albümünü yiyip yutmuş biri olarak bu duruma başta şaşırdım çünkü bu şarkıdan bin kat daha güzel şarkıları mevcut ama neden Değmesin Ellerimiz? Neden aşk şarkıları?

Olay şu ki aşk dışındaki bütün konular kümeselken aşk tamamen kitlesel. Her kesimden her insan aşkı birebir aynı yaşıyor, aynı şeyleri hissediyor, aynı duyguları paylaşıyor. Bu yüzden aşk şarkıları daha çok kişi tarafından seviliyor, benimseniyor.

Değmesin Ellerimiz çok güzel, şahane bir şarkı değil bence, hatta albüme baktığınızda çok sönük kalacak bir şarkı ama anlattığı şey duygu olarak herkesi içine alıyor. Hepimizin geçmişinde hala göz göze geldiğimizde kıyametler kopacak biri var, hepimizin kalbinin bir köşesine sıkışmış yaşanmamış ya da yarım kalmış bir hikaye var.

Bu yüzden müzik dünyasında çok aşk şarksı var, bu yüzden emre aydın hala herkese hitap ediyor, bu yüzden hala elimiz ilk aşk şarkılarına gidiyor.

6 Ağustos 2011 Cumartesi

Bana reyting listeni söyle sana ne mal olduğunu söyleyeyim

Televizyon izlemeyi bırakalı uzun zaman oldu. Sebepleri net; kalitesiz yapımlar, zırt pırt giren reklamlar, yayın saatlerinin sürekli değişmesi,süreleri vs. ama son zamanlarda umutlandıran işler de başladı. İyi yarışmalar, diziler, programlar var... var olmasına var da halk mal.

Bugün son zamanlarda televizyonda yapılan en iyi dizilerden biri yayından kaldırıldı. Sebep reyting, dizi Üsküdar'a Giderken. Daha tanıtımlarında güldüren, kadrosuyla merak uyandıran güzelim dizi 13 bölümde bitti. Muhtemelen 13 bölüm sürme sebebi de anlaşmadır yoksa çok daha önce bitirirlerdi.

Herkes gider mi?

Müzik piyasasının geldiği noktayı görüyor mu gözleriniz? Ne hale geldiğini, düşüşünü farkedebiliyor mu beyinleriniz? Sektör her alanıyla yıkılmış durumda, son çırpınışlarını sergiliyor. Bir bırakma kararı tüm dikkatleri sektöre çekti ama bu iki üç yıllık bir süreç değil, çoktandır çöküntüde sektör.

5 Ağustos 2011 Cuma

Çağımızın hastalığı: Her boka sallayan köşe yazarları

Her önüne gelen dallama köşe yazarı olursa böyle bir hastalık da kaçınılmaz olur tabii ki. Farkında mısınız adını sanını duymadığımız adamlar, kadınlar yazdıkları saçma yazılarla adlarını duyuruyorlar. Sibel Üresin'i o yazısından önce tanıyor muyduk? Hıncal Uluç'un Defne yazısına kadar hayatta olduğunu hatırlıyor muyduk? Bu hastalık yayanların hepsinin ortak noktası da şudur; Bir olay vardır, ona üzülen bir kitle vardır, bunlar kalkar o olayla ilgili en aşağılık, en basit, en götten uydurma yazılarını yazarlar.

Yiğit diye bir herif varmış mesela, benim bugün haberim oldu ama yazı arşivine bakınca aslında okuduğum ama kimin yazdığıyla bile ilgilenecek kadar sarmayan yazıları var bu adamın. Şimdi Teoman müziği bıraktı ya bu yazarların da ellerine güzel bir yumak geçti şimdi kedi misali oynayıp dururlar.

Yiiiiit denen adama göre Teoman'ın dinleyici kitlesi 30 yaş üstü mutsuz, sevgilisi tarafından haklı sebeplerle terkedilmiş, depresyonlu, sevgili bulma ihtimali de olmayan şehirli kadınlarmış, erkekler de Teoman'ı hiç mi hiç sevmezmi ama kıskanmazmış da sadece dalga geçerlermiş. Merak ediyorum bu adam bir gün Teoman konserine gitmiş mi? İnternetteki forumuna girmiş mi? Facebook'daki fan sayfasına bakmış mı? Bu büyük istatistiki sonucu neresinden uydurmuş? Uydururken basuruna dokunmuş mu?

Benim Teoman'ın fan sitelerinde fink atmam bundan 4-5 yıl öncesine dayanır, hala da görüştüğüm arkadaşlarım vardır. Bu arkadaşlar içinde 30 yaşına gelmiş tek bir hatun bile yok. Hatun kitlesinde de bu herifin sandığının aksine melenkolik, aşksız, mutsuz tipler yok. Erkeklere gelince en az kadın dinleyicisi kadar erkek dinleyicisi de var Teoman'ın hem de öyle "Teoman dinlerim, Duman dinlerim, Mor ve Ötesi dinlerim" tiplerinde saydıranlardan değil baya seven, dinleyen, özümsemiş insanlardır.

Teoman'ın son albümünü alan oldu meraklanmasın o Yiiiit, önceki albümü de kariyerindeki en iyi albümlerinden biriydi. İsmi; İnsanlık Halleri'ydi albümün. İçinde muhteşem şarkılar barındırıyordu hatta kimsenin dillendiremediği konularda da şarkılar vardı. Son albümü ise İnsanlık Halleri kadar muhteşem olmayan ama yine Teoman'a yakışacak kadar kaliteli bir albüm olmuştu.

Bu güne kadar Teoman dinlediğinden bile şüpheliyim bu Yiiiit'in çünkü Teoman dinlemek Gönülçelen, İstanbul'da Sonbahar, Paramparça gibi klipli şarkıları dinlemekten daha fazlasıdır tıpkı Teoman'ın kitlesinin 30 yaş üstü mutsuz şehirli kadınlardan daha fazlası olduğu gibi.

Teoman "Ben gidiyorum hadi durdurun." reklamında bir adam değildir, reklam adamı bile değildir. Bu güne kadar yer aldığı tek reklam turnesi kapsamında sahne aldığı içecek firmalarıdır sadece. Bu adam bilmiyor muydu önüne gelen reklamda oynayıp cebi doldurmayı? Her gece çıktığında peşinde ördek yavrusu gibi dolaşan magazin muhabirleri mi Teoman'ın peşini bırakmıştır 2-3 yıldır yoksa Teoman mı reklam olmak istememiştir?

Teoman belki kariyerinde hatalar yapmıştır, gidip Ömür Gedik gerzeğiyle bile düet yapmıştır ama hiç bir zaman Yiiiit'in anlattığı basit adam olmamıştır.

Nereden nereye geldik be arkadaş? Köşe yazarlarının köşe koltuğundan kalkmadan yazmasını anlatıyordum ben, affedin ben yastayım.

Bu köşe yazılarına bir köşe ver, hatta bazen bunun gazetede falan olmasına, bir köşe olmasına bile gerek yok, maaş almasalar da olur bunlara bir yerde yaz de kendilerini dünyanın eleştirmeni sanırlar. Alanları yoktur, müzikten de konuşurlar, insanlıktan da, sinemadan da konuşurlar, bir reklamdan da ama asla mütevazi değillerdir, bir olayı sadece yorumlamaz, üzerine bilir kişi kaşesi basarlar.

Peki soru; Benim de içinde bulunduğum Blogger aleminde hepimiz bir şeyler eleştiriyor, yazıyor, karalıyoruz. Bazen bu dallamalardan daha da ağır yazıyoruz. O zaman bir köşe kapanla bizim ne farkımız var? Tek farkımızın yazdığımız yer olmaması lazım, daha büyük farklar olması lazım. Bir bloggerdan daha vicdansız olan köşe yazarları olmaması lazım. İfade özgürlüğünün de taa amına koyayım (bu bloggerlığın güzelliği işte) ifade özgürlüğü eline bir bıçak alıp ciğerine kadar oymak değildir be arkadaş!

Kim?

Kim olacak bundan sonra D&R'a gittiğimde, soğuk raflarda? Kim anlatacak beni, ayna tutacak bana özel mişim gibi sanki. Kim gülümsetecek son anda, biranın son yudumunda, güzel kafalarda. Ben dinlerken seni anlamaya çalıştığım. Biz büyür dünya değişirken sen müziği bırakırken kim yazacak sözleri? Kim beklenecek albüm çıkarsın diye...

4 Ağustos 2011 Perşembe

4 eş OK, grup sex nanay

Sibel Üresin dün Yerden Göğe programına katılmış. Sibel Üresin'i hatırlarsınız kendileri 4 eşliliğin erkekler için yasal olmasını istemişti. Programı izlemedim zira o programı izlemek için kafayı yemiş olmak lazım. Kim konuşuyor, kim ne diyor belli değil. Ancak sağolsun bazı sabırlı arkadaşlar izlemiş ve Twitter'da an be an yayın yapmışlardı. Merak edip açtığımda program zaten bitmişti ama bugün internette programın videoları dönmeye başladı. Sibel Üresin yine bol kepçe saçmalamış.

Pampiş'in zekası


Twitter bir çok ex-ünlü için popüler olma yolu oldu son zamanlarda. Yıldızları sönmüş isimler yeniden parıldamak için enteresan yollara başvuruyor. İçlerinde şerefsizliği seçip parlayanlar da var ona buna laf atıp parlayanlar da. Ama biri var ki o hepsini ezdi geçti. Seçtiği yol sebebiyle +1 avantajla başladı ve de sonunda başardı.