16 Mayıs 2011 Pazartesi

“Kadınlar önce seni sen yapan özelliklerine aşık olur sonra da onları senden almaya çalışır”


Kaybedenler Klübü’nü –nihayet- izledim, filmden 100 yazı çıkarabilirim, belki de sonra çıkarırım ancak şimdi öncelik bu sözde.
Kadınların ne istediğini bilmemesinden mi kaynaklıdır bilinmez ancak böyle bir şey gerçekten var. Bende yok, aksine ben olmayan özelliklerine varmışçasına aşık olup sonra hayal kırıklığı yaşayanlardanım –bu da ayrı bir tür- yine de bende olmaması bu hastalığın varlığını sorgulatmaz. Hep varolmuştur, varolmaktadır ve varlığını sürdürmekte ısrarcı bir hastalıktır.
Bir kadının önüne bir motorcu, rock’n roll bir tip koyun ; onun yanına da banka veznedarı bir herif koyun hiç tereddütsüz motorcuya gider hatta öyle ki veznedar abi çok daha yakışıklı, kaslı olsa bile farketmez çünkü ona dönüp bir kere bile bakmaz. Gel gelelim motorcu herifi tercih eden hatun önce onun bu özgür ruhuna hasta olur, onun özgürlüğüne kaptırır kendini ama önce kendisine bağlanmasını bekler, sonra reddettiği veznedar olmasını ister.İlk aşama motoru bıraktırmak olur, sonra işine gücüne karışır, alkolüne sigarasına bulaşır ve ulaşmak istediği değişim noktası tam olarak en başında reddettiği erkek formudur.

Tamam da kadınlar bunu neden yapar? Neden birini belli sebeplerden sevip sonra o özelliklerini değiştirmeye çalışır? Neden birini alıp bambaşka biri yapma gibi bir ulvi görev edinmiştir kendine?
Aslında bunun sebebini tam olarak ben de bilmiyorum. Benim bilmememi siktir edin bunu yapan da bilmiyor ancak belli teorilerim var.
Filmden yola çıktık madem onun üzerinden gidelim. Zeynep barda tanıştığı Kaan’ın kim ve nasıl biri olduğunu biliyordu. Barda tanıştığın adamdan bekleyeceğin şeyler sınırlıdır zaten. O adam sabah 9 akşam 5 çalışmaz, memur ruhlu olmaz, içki parasının peşindedir ekmeği düşünmez. Es kaza tanıştın diyelim adam sana “Ben buyum” dedi çünkü bu adamlar zaten hayatlarından memnundur, –kolaymış gibi görünse de- zor olanı seçmişlerdir ve zaten isteseler ondan daha sonra bekleyeceğin hayatı yaşayacak adamlardır ancak yaşamak istemezler. Onu da geçtim sana kendini anlattığında tepkin “Offf süper yaaa” ise daha sonra laf etme hakkın yoktur. Çünkü ortalama yaşayan sensindir, onlar alternatif hayatı sürmektedir, kalkıp adama ortalama bir hayat yaşatamazsın.
Bence kadınların bu çabası egolarından ve ezikliklerinden gelmekte. İçlerinde “Ben bu adamı alır parmağımda oynatırım; evirir, çevirir aile babası yaparım” düşüncesinden gelmekte. Tabi bir de buna “Kendime o kadar aşık ederim ki gag desem su guk desem ekmek” düşüncesi de eklenince ortaya böyle bombok bir hastalık çıkmış.
Sonuçta bu aşklar uzun sürmez ve en tuhafı kadının bir sonraki ilişkisi de aynı olur. Gene gider bir motorcu bulur ve pörsüyüp elinde fazla bir seçenek kalmadıkça aslında istediği formda biriyle birlikte olmaz ve muhtemelen onla evlenir, evlendiğinde de o adamı motorcuya çevirmeye çalışır. “Ayyy ilişkimiz çok monotonlaştı hadi yamaç paraşütü yapalım” gibi isteklerde bulunur ve asla ama asla mutlu olmazlar çünkü ellerindeki elmadan, armut tadı almaya çalışırlar bunlar.
Son noktayı ise kimin söylediğini bilmediğim bir sözle tamamlayayım o zaman; “Aslında insanlar seni hayal kırıklığına uğratmıyor, sen yanlış insanlar üzerine hayal kuruyorsun”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder