5 Şubat 2011 Cumartesi

Köşeleri tutmadan gel

Defne Joy Foster öldüğünde kardeşimi,ablamı kaybetmiş kadar üzüldüm. Elim blogger'a gitti de yazmadım bir şey. Dünya tatlısı, enerji dolu genç bir anne göçtü gitti hayattan. Üzücü ama bloggera yazacak kadar toparlayamadım cümleleri, belki üzüntüden belki de diyecek bir şey bulamamaktan. Galiba diyecek bir şey bulamamaktan çünkü ben klavyemi Defne'nin bekar evinde ölmesine, alkollü olmasına, uyuşturucu kullandığını iddia edecek kadar insanlık dışı kullanamazdım. Ben ya basit, 150 ziyaretçiyi zar zor aşan blog sitesi sahibi.. Bunun sebebi benim insan olmamdı ama görünen o ki günü en yüksek trajlarla kapatan, sitesi ziyaretçi akınına uğrayan gazete sahibi birinin kalemi buna gitmiş.. deşmiş her şeyi!
Hıncal Uluç'dan ve malum köşe yazısından bahsediyorum. Okurken insanın kanını donduran, bunu yazan insan olamaz dedirten yazısından. Link falan vermiycem. Bilen biliyordur ama bilmeyene öze; Yüksek ahlak sahibi Hıncal Uluç öldü diye saygı duymayacağını belirtmiş Defne için. Nedeni de çok basit o evli ve çocuklu haliyle o gece tanıştığı bir adamın evinde öldü. Kocasının yerine koymuş kendisini yazısında, Defne'nin arkasında bıraktığı bebeğini düşünmüş ve bunun için çok çok ağır bir yazı yazmış. Kimleri düşünmüştü bir daha geçelim mi? Karısının cesedi soğumamış bir kocayı ve büyüdüğünde annesiyle ilgili bu yazıyı okuyacak bebeği düşünmüş.

Hıncal Uluç ahlak dersi veriyor! Yarı yaşı kızları yatağına atıp meşhur eden Hıncal Uluç! 16 yaşındaki kızların bacaklarına bakan Hıncal Uluç! Sübyancı Hıncal Uluç kalkmış ve ahlak dersi verir olmuş, namus bekçiliğine soyunmuş ve düşüncesini şu ata sözüyle özetlemiş; Su testisi su yolunda kırılır. Allah uzun uzun ömürler versin kendisine ama onun 'testis'inin hangi su yolunda kırılacağı çok ortada. Artık grup sex partisi mi olur, aşırı viyagradan bir orospunun yatağında mı olur bilinmez ama yolu belli.

Yazısında Defne'nin öldüğü evin sahibi kuzeninin oğlu Kerem'e de yer vermiş. Defne'ye demediğini bırakmayan adam kuzeninin oğlundan 'Kerata' olarak bahsetmiş. Tabii ki öyle çünkü o erkek ve istediğini götürür,siker karışan eden de olmaz çünkü o erkek, o kereta!

Defne'nin ölüm sebebini sorgulamış bir de. Alkolden mi?Uyuşturucudan mı? diye sormuş... Adli Tıp'ın ilk raporuna göre uyuşturucu madde yok. Umarım hepiniz rahatlamışsınızdır.

Kadın olarak bu ülkede ağız tadıyla ölünmüyor bile. Nerede öldünüz? Kimin yanında öldünüz? Alkol var mıydı? Ne bok yiyordunuz o sırada hepsi birden sorguya çekiliyor. Ölmüşüm lan daha neyi kurcalıyorsun? Senden başka kime ne faydası var bu soruların,yazıların? Sana faydası var tabii ki; Kitabı yeni çıkan ve nefretle beslenen bir orospu çocuğusun sen. Bu kötülüğü hak yolu için yapmadın ya!

Mutlusun şimdi değil mi? Herkes senden bahsetti bütün gün, hala bahsediyor... Nefretle, insanın ölüsüyle, etiyle,kanıyla beslenen bir puştsun ve primini yaptın! Ölen bir kadının özel hayatını sorgulayarak, bebeğine güzel bir yazı bırakarak, eşinin yüreğini dağlayarak yaptın primini... Yaşayan ölü diyordun ya yazıda Defne'nin kocası için... Sen yaşamıyorsun bile! Sadece çamur pompalamaya yarayan bir kalbin, çoktan oksijensizlikten ölmüş bir beyninle dolanıyorsun öyle zombi gibi.

Son olarak; Defne isterse 40 erkeğin içinde çıplak ölmüş olsun umrumda değil. Namusu,özel hayatı, kimin evinde nasıl öldüğü kocasını ve kendisini ilgilendirirdi; kendisi gitti. Ben onu hayat dolu bir çikolata tanesi olarak hatırlıycam ve hep o halleriyle gözümde canlandırıcam. Defne'nin izleyenlere enerji verdiğine inanırdım, öldüğü gün enerjisinin de öldüğünü düşünmüştüm ama görüyorum ki kendisiyle birlikte insanlığı da götürmüş yanında.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder