28 Aralık 2011 Çarşamba

2011’in şeyleri

--Kişisel--

Yılın Adamı: Eşref Demir
Yılın Hatunu: Melis Derebaşı
Yılın Aile Üyesi: Rosa Demir
Yılın Hoşgelenleri: Canan Boran, Zeynep Ceren Alp, Yunus Gökçen, Övünç Sarp Özdemir, Efe Pamir
Yılın Gülegüleleri: Ceren-Necla
Yılın Askeri: Eşref Demir

-- TV --

Yılın dizisi: Leyla İle Mecnun
Yılın erkek oyuncusu: Serkan Keskin (İsmail Abi)
Yılın kadın oyuncusu: Songül Öden (Yasemin)
Yılın yeni dizisi: Umutsuz Ev Kadınları

-- Müzik --

Yılın albümü: Zakkum-13
Yılın erkek vokali: Cem Adrian
Yılın kadın vokali: Melis Danışmend
Yılın grubu: Zakkum
Yılın şarkısı: Teoman&İrem-Bana Öyle Bakma
Yılın coverı: Ogün Sanlısoy-Anma Arkadaş
Yılın konseri: Van İçin Rock
Yılın klibi: Gece-Yarım

-- Sosyal Medya --

Yılın Blogger Ünlüsü: Pucca
Yılın Twitter Ünlüsü: Hakan Köksal,Kedi Zihni,
Yılın sosyal ağı en iyi kullanan grubu: Redd
Yılın sosyal ağı en boktan kullananı: Erol Köse

4 Kasım 2011 Cuma

Öyle sarhoş olsam ki

Şu dünyada günah olduğuna inanan herkes hariç içer ve Tanrı'nın adaleti ne güzeldir ki içmek bir müslümanlara günahtır ve biz ne şansız kullarızdır ki müslüman doğmuşuzdur. Kimi dinlerde alkol almak bir ibadet şeklidir, o derece yani.

İçenlerin hemen hemen hepsi sarhoş olmak için içer, çok küçük bir kısmı da küçük beyinleriyle bir şeyler kanıtlamak için.

Ve ne tuhaftır ki ilk sarhoş olan hep ayıplanır. Götüyle içenlerden bahsetmiyorum kesinlikle. İçip başkalarına yük olanlara değil savunmam ama bir birayla sarhoş olmanın tadı da yok hiçbir dünya güzelliğinde.

Bir içki şişesine milyarlarca dolar verenedir acımam. Gideceğin yol aynıyken ha limuzinle gitmişsin he İETT otobüsüyle. Hepimiz gecenin sonunda kafa olup birilerini arıyorsak ne bir şişeye o kadar para yatırmanın alemi var ne de gideceğin yola 4-5 aktarmayla gitmenin. Ben bu dünyada en çok bir birayla kafa olan kişiye özenirim arkadaş. Onu ayıplayanın da ağzına sıçayım. Senin varmak istediğin noktaya senden daha çabuk ve daha ucuza giden birine kim özenmez ki? Ben nasıl şimdi 1 birada kafa olana özeniyorsam şu an 10 birada kafa olan adam da bana özeniyor. O zaman bir Tanju Okan şarkısı??


26 Ekim 2011 Çarşamba

Van İçin Rock!

Popçular otura dursun rock müzisyenleri el ele verdi. Verdi vermesine de bu bağlanan ellere cimcik attıran, vuran da çok oldu. Neymiş efendim böyle zamanda eğlenilir miymiş? O müzisyenler durumu reklam için kullanıyormuş,oraya gidenler depremi değil gruplara gidiyormuş da bilmem ne. Öncelikle şunu söyleyeyim; Bunu söyleyenlere allah akıl fikir ihsan eylesin. Şu müzisyenlerin hepsini bacaklarından tutup sallasanız yere dökülecek para üç kuruş ama birlikte bir konser verdiklerinde kazanılacak para kendi başınıza attığınız üç beş  yardım mesajından çok daha fazla. Öyle olmasa yaz aylarında bu kadar çok rock festivali, konseri olur muydu allasen? Biletix satışları ilk yarım saatte 400 yani 600 TL yarım saatte diyorum bak. Pek çok yabancı grubun bilet rekoru kırılmak üzere. Hedeflenen bilet sayısı 15000 yani 300bin TL gidişat gösteriyor ki bilet sayısı 15000'in çok üzerine çıkacak nereden bakarsanız bakın en az 400bin-500bin sadece biletlerden toparlanacak. Bu müzisyenler sadece sahneye çıkıp şarkı söylemenin de ötesinde daha nasıl para toplarız diye  de düşünmekteler. Bir tshirt satış projesi var şu an eğer yetişirse tanesi 5-10 TL'den de tshirtler satılacak oradan gelecek para da 2000-3000 olsa bir de Mehmet Turgut gibi stand açıp başka hizmetler vererek para toplayacak olanlar var. Yiyecek-içecek satışı da olursa sadece bu konserden en az 600bin-700bin civarında bir para toplanacak ve tamamı el sürülmeden Kızılay'a bağışlanacak. Şimdi siz hala bu müzisyenlerin eğlendirmek için mi orada olduğunu söylüyorsunuz? Tamam arkadaşım çıkarın verin bu parayı direk olmasın konser monser.

Dünyanın her yerinde felaketler için yardım organizasyonları yapılır bunlar sadece para kazanmak için değil aynı zamanda dikkat çekmek için de organize edilir. En basiti  oraya "Van umrumda değil eğlenmeye geldim" diyen bir dinleyici bile bir şekilde yardıma katılıyor. Yardım eden zaten bir şekilde ederken bu tip organizasyonlar yardımın dışında kalanları da kapsayarak ulaşılamayan yardım potansiyellerini de değerlendiriyor.

Diyeceğim şudur ki; Çıkan grupları taşlayacağınıza, organizasyonu kötüleyeceğinize destek olun. Destek olmayacaksanız bile bir amaç için tek kuruş almadan orada olan bütün müzisyenlere ve ekibe saygı duyun. Aptal saptal yorumlarınızla morallerini bozacağınıza bir işin ucundan da siz tutun.

29 Eylül 2011 Perşembe

Durduk yere adamın amına koyan şarkılar

Benim böyle bir listem var. Liste dediysem işte bildiğin Media Player listesi. Çoh iddialıyım! Diyorum ki dünyanın en mutlu insanı gelsin, Polyanna gelsin farketmez dağıtır adamı. Peki niye böyle bir listem var ki benim? Ben hep karışıkta çalmayı severim MP4 playerda dinlerken de evde de böyledir ama şu da var; arkadaş bir şarkı çalıyo moda giriyorsun arkasından apalakasız bir şarkı, olmuyor.Her neyse işte playlist;

Seks objesi erkekler


Kadınların pozitif ayrımcılığı bazen bildiğin iki yüzlülük oluyor. Sen kalk yıllarca "Mankenler kadın vücudunu metalaştırıyor", "Reklamlarda kadın cinsel obje olarak gösteriliyor" falan de sonra da kalk erkeklerin cinsel obje olmasına çok normal bir gözle bak. Olmaz arkadaşım olmaz. Sen bunları savunurken ne dediydin? "Kadın sadece fizik değildir, insandır, onun böyle gösterilmesi yanlıştır." demedin mi? Dedin. Her çikolata, dondurma reklamına savaş açmadın mı? Açtın. Nedir şimdi erkeklere prim vermeler?

16 Eylül 2011 Cuma

Sensiz bir hayatım yokmuş ben onu anladım

Ön bilgi: Eşref gittiğinden beri ilk kez içiyorum ve şunu dinliyorum ve bu bir mektup.

1.5 yılda o kadar çok yer kaplamışsın ki ben bir yerden sonra senden öncesini unutmuşbulundum. Ara ara merak ettim sen yanımdayken sensiz halimi hatta bazen istedim,dönmek istedim. Alışık olmadığım bir şeyin tam ortasında bulmuştum kendimi bir anda bazen kaçasım geldi o mutluluktan.

24 Ağustos 2011 Çarşamba

Bodrum Modrum

Televizyon dünyasının yanılgılarla dolu olduğunu hala öğrenememiş olmam ne acı, kaldı ki ben RST öğrencisiyim. Televizyon yanılgısı da bir nevi porno yanılgısı gibidir; gerçekten çok uzak ama feci inandırıcı.

Bodrumdayım, tatile geldim. Böyle diyince nasıl bir havası var, nasıl bir oooov diyesiniz geliyor değil mi? Bu cümlenin de bir sihri var mesela. Şu an beni bir biiiç'te elimde vodka ya da meyve kokteylimle büyük kare minderler üzerine sere serpe yatıp son ses Hande Yener-Sinan Akçıl düeti olan Atmaaaa'yı dinleyip bardağı tutmayan elimle de havaya tokat atarcasına ritim tutuyorum zannediyorsunuz, ALAKAM YOK! O dediğiniz Bodrum değil Türkbükü yani Bodrumun ortalama 14-15 semti varsa 14/1 tikicity. Geri kalanı "Emekliliğimi Bodrum'da geçiricem" diyen insanların çeyreği yani bunu diyip de yapan hakiki insanlar.

21 Ağustos 2011 Pazar

Bitmesin hikayemiz

Her zaman -özellikle de rock dinleyicileri tarafından- çok sık söylenen "Neden hep sadece aşk şarkıları yazılıyor, milletin başka derdi yok mu?" gibi cümlelere zaman zaman ben de katılırım. Müzik türü ne olursa olsun şarkılar genellikle aşk meşk üzerinedir de bunun da bir sebebi vardır elbet.

Model'in patlamasındaki temel sebep Değmesin Ellerimiz şarkısı olmuştur. Herkesin dilinde, her dizide, her köşe başındaki müzik markette bu şarkı çalmakta. Model'in albümünü yiyip yutmuş biri olarak bu duruma başta şaşırdım çünkü bu şarkıdan bin kat daha güzel şarkıları mevcut ama neden Değmesin Ellerimiz? Neden aşk şarkıları?

Olay şu ki aşk dışındaki bütün konular kümeselken aşk tamamen kitlesel. Her kesimden her insan aşkı birebir aynı yaşıyor, aynı şeyleri hissediyor, aynı duyguları paylaşıyor. Bu yüzden aşk şarkıları daha çok kişi tarafından seviliyor, benimseniyor.

Değmesin Ellerimiz çok güzel, şahane bir şarkı değil bence, hatta albüme baktığınızda çok sönük kalacak bir şarkı ama anlattığı şey duygu olarak herkesi içine alıyor. Hepimizin geçmişinde hala göz göze geldiğimizde kıyametler kopacak biri var, hepimizin kalbinin bir köşesine sıkışmış yaşanmamış ya da yarım kalmış bir hikaye var.

Bu yüzden müzik dünyasında çok aşk şarksı var, bu yüzden emre aydın hala herkese hitap ediyor, bu yüzden hala elimiz ilk aşk şarkılarına gidiyor.

6 Ağustos 2011 Cumartesi

Bana reyting listeni söyle sana ne mal olduğunu söyleyeyim

Televizyon izlemeyi bırakalı uzun zaman oldu. Sebepleri net; kalitesiz yapımlar, zırt pırt giren reklamlar, yayın saatlerinin sürekli değişmesi,süreleri vs. ama son zamanlarda umutlandıran işler de başladı. İyi yarışmalar, diziler, programlar var... var olmasına var da halk mal.

Bugün son zamanlarda televizyonda yapılan en iyi dizilerden biri yayından kaldırıldı. Sebep reyting, dizi Üsküdar'a Giderken. Daha tanıtımlarında güldüren, kadrosuyla merak uyandıran güzelim dizi 13 bölümde bitti. Muhtemelen 13 bölüm sürme sebebi de anlaşmadır yoksa çok daha önce bitirirlerdi.

Herkes gider mi?

Müzik piyasasının geldiği noktayı görüyor mu gözleriniz? Ne hale geldiğini, düşüşünü farkedebiliyor mu beyinleriniz? Sektör her alanıyla yıkılmış durumda, son çırpınışlarını sergiliyor. Bir bırakma kararı tüm dikkatleri sektöre çekti ama bu iki üç yıllık bir süreç değil, çoktandır çöküntüde sektör.

5 Ağustos 2011 Cuma

Çağımızın hastalığı: Her boka sallayan köşe yazarları

Her önüne gelen dallama köşe yazarı olursa böyle bir hastalık da kaçınılmaz olur tabii ki. Farkında mısınız adını sanını duymadığımız adamlar, kadınlar yazdıkları saçma yazılarla adlarını duyuruyorlar. Sibel Üresin'i o yazısından önce tanıyor muyduk? Hıncal Uluç'un Defne yazısına kadar hayatta olduğunu hatırlıyor muyduk? Bu hastalık yayanların hepsinin ortak noktası da şudur; Bir olay vardır, ona üzülen bir kitle vardır, bunlar kalkar o olayla ilgili en aşağılık, en basit, en götten uydurma yazılarını yazarlar.

Yiğit diye bir herif varmış mesela, benim bugün haberim oldu ama yazı arşivine bakınca aslında okuduğum ama kimin yazdığıyla bile ilgilenecek kadar sarmayan yazıları var bu adamın. Şimdi Teoman müziği bıraktı ya bu yazarların da ellerine güzel bir yumak geçti şimdi kedi misali oynayıp dururlar.

Yiiiiit denen adama göre Teoman'ın dinleyici kitlesi 30 yaş üstü mutsuz, sevgilisi tarafından haklı sebeplerle terkedilmiş, depresyonlu, sevgili bulma ihtimali de olmayan şehirli kadınlarmış, erkekler de Teoman'ı hiç mi hiç sevmezmi ama kıskanmazmış da sadece dalga geçerlermiş. Merak ediyorum bu adam bir gün Teoman konserine gitmiş mi? İnternetteki forumuna girmiş mi? Facebook'daki fan sayfasına bakmış mı? Bu büyük istatistiki sonucu neresinden uydurmuş? Uydururken basuruna dokunmuş mu?

Benim Teoman'ın fan sitelerinde fink atmam bundan 4-5 yıl öncesine dayanır, hala da görüştüğüm arkadaşlarım vardır. Bu arkadaşlar içinde 30 yaşına gelmiş tek bir hatun bile yok. Hatun kitlesinde de bu herifin sandığının aksine melenkolik, aşksız, mutsuz tipler yok. Erkeklere gelince en az kadın dinleyicisi kadar erkek dinleyicisi de var Teoman'ın hem de öyle "Teoman dinlerim, Duman dinlerim, Mor ve Ötesi dinlerim" tiplerinde saydıranlardan değil baya seven, dinleyen, özümsemiş insanlardır.

Teoman'ın son albümünü alan oldu meraklanmasın o Yiiiit, önceki albümü de kariyerindeki en iyi albümlerinden biriydi. İsmi; İnsanlık Halleri'ydi albümün. İçinde muhteşem şarkılar barındırıyordu hatta kimsenin dillendiremediği konularda da şarkılar vardı. Son albümü ise İnsanlık Halleri kadar muhteşem olmayan ama yine Teoman'a yakışacak kadar kaliteli bir albüm olmuştu.

Bu güne kadar Teoman dinlediğinden bile şüpheliyim bu Yiiiit'in çünkü Teoman dinlemek Gönülçelen, İstanbul'da Sonbahar, Paramparça gibi klipli şarkıları dinlemekten daha fazlasıdır tıpkı Teoman'ın kitlesinin 30 yaş üstü mutsuz şehirli kadınlardan daha fazlası olduğu gibi.

Teoman "Ben gidiyorum hadi durdurun." reklamında bir adam değildir, reklam adamı bile değildir. Bu güne kadar yer aldığı tek reklam turnesi kapsamında sahne aldığı içecek firmalarıdır sadece. Bu adam bilmiyor muydu önüne gelen reklamda oynayıp cebi doldurmayı? Her gece çıktığında peşinde ördek yavrusu gibi dolaşan magazin muhabirleri mi Teoman'ın peşini bırakmıştır 2-3 yıldır yoksa Teoman mı reklam olmak istememiştir?

Teoman belki kariyerinde hatalar yapmıştır, gidip Ömür Gedik gerzeğiyle bile düet yapmıştır ama hiç bir zaman Yiiiit'in anlattığı basit adam olmamıştır.

Nereden nereye geldik be arkadaş? Köşe yazarlarının köşe koltuğundan kalkmadan yazmasını anlatıyordum ben, affedin ben yastayım.

Bu köşe yazılarına bir köşe ver, hatta bazen bunun gazetede falan olmasına, bir köşe olmasına bile gerek yok, maaş almasalar da olur bunlara bir yerde yaz de kendilerini dünyanın eleştirmeni sanırlar. Alanları yoktur, müzikten de konuşurlar, insanlıktan da, sinemadan da konuşurlar, bir reklamdan da ama asla mütevazi değillerdir, bir olayı sadece yorumlamaz, üzerine bilir kişi kaşesi basarlar.

Peki soru; Benim de içinde bulunduğum Blogger aleminde hepimiz bir şeyler eleştiriyor, yazıyor, karalıyoruz. Bazen bu dallamalardan daha da ağır yazıyoruz. O zaman bir köşe kapanla bizim ne farkımız var? Tek farkımızın yazdığımız yer olmaması lazım, daha büyük farklar olması lazım. Bir bloggerdan daha vicdansız olan köşe yazarları olmaması lazım. İfade özgürlüğünün de taa amına koyayım (bu bloggerlığın güzelliği işte) ifade özgürlüğü eline bir bıçak alıp ciğerine kadar oymak değildir be arkadaş!

Kim?

Kim olacak bundan sonra D&R'a gittiğimde, soğuk raflarda? Kim anlatacak beni, ayna tutacak bana özel mişim gibi sanki. Kim gülümsetecek son anda, biranın son yudumunda, güzel kafalarda. Ben dinlerken seni anlamaya çalıştığım. Biz büyür dünya değişirken sen müziği bırakırken kim yazacak sözleri? Kim beklenecek albüm çıkarsın diye...

4 Ağustos 2011 Perşembe

4 eş OK, grup sex nanay

Sibel Üresin dün Yerden Göğe programına katılmış. Sibel Üresin'i hatırlarsınız kendileri 4 eşliliğin erkekler için yasal olmasını istemişti. Programı izlemedim zira o programı izlemek için kafayı yemiş olmak lazım. Kim konuşuyor, kim ne diyor belli değil. Ancak sağolsun bazı sabırlı arkadaşlar izlemiş ve Twitter'da an be an yayın yapmışlardı. Merak edip açtığımda program zaten bitmişti ama bugün internette programın videoları dönmeye başladı. Sibel Üresin yine bol kepçe saçmalamış.

Pampiş'in zekası


Twitter bir çok ex-ünlü için popüler olma yolu oldu son zamanlarda. Yıldızları sönmüş isimler yeniden parıldamak için enteresan yollara başvuruyor. İçlerinde şerefsizliği seçip parlayanlar da var ona buna laf atıp parlayanlar da. Ama biri var ki o hepsini ezdi geçti. Seçtiği yol sebebiyle +1 avantajla başladı ve de sonunda başardı.

23 Temmuz 2011 Cumartesi

BENDEN SANA BİR GÜN ANCAK SARARMIŞ RESMİM HAYALLERİM KALACAK

Çok iz bıraktığımızı sanıyoruz ya birilerinin hayatında, övünüp duruyoruz ya "unutamaz beni" diye ve her seferinde en baştan unutuluyoruz ya yine... unutulmuyoruz aslında, bir iz bırakıyoruz iz bıraktığımız bile farketmeden.

Unutmaz dediklerimiz bile unuttuklarını sanıyorlar ya bizi, adımızı sorsan hatırlamayacak kıvama gelip yüzümüzü görse tanımayacak kadar başkalaşıyor ya aslında o anlarda biz zehir gibi işliyoruz işlerine. Belki en sevdiğimiz şarkıyla, belki en sevdiğimiz renkle, belki en büyük hayalimizle.

Onlar kendi hayatlarını yaşıyor gibi görünürken ortak hayallerimize otururken bizi hiç düşünmüyorlar aslında, onlar unuttu ya bizi, attılar ya bilinçaltına aslında.

Onlar aslında hep bizi yaşıyorlar...

BENDEN SANA BİR GÜN ANCAK SARARMIŞ RESMİM HAYALLERİM KALACAK

Hepimiz hayatımızda birilerinin hayalini yaşıyoruz ya hala, ölülerle yön veriyoruz ya hayatımıza, birilerinin hayatlarındaki ölüleriz ya aslında... Bizim de hayatımızda ölüler dolu ya. Kendimizin sandığı hayalleri var o ölülerin, dikkat edin; kedi,köpek,araba,renk... Hepsi bir ölüden izler taşır aslında ve hiç bir hayal tek kişilik değildir aynı zamanda.

7 Temmuz 2011 Perşembe

Hayat ne kompleksli... Türbanlılar falan

Hepimizin hayatta kompleksleri var di mi? Benim boy kompleksim var mesela, nasıl olmasın 155'lik hatunum. Sonra kilomda accık var, bazen soyadımdan kompleksim var da hepsinin bir sınırı var. Şu hayattaki en kompleksli insanlar ne kısa boylular,ne küçük çüklüler ne de adı/soyadı acayipler en çok türbanlılar kompleks içindeler.

15 Haziran 2011 Çarşamba

Murat magazinde turat

Bazı olaylardan öyle uzun uzun blog yazıları çıkmaz, yazmasan da olmaz. işte öyle

Hilal Cebeci hepimizi en çok kızdıran magazin ünlülerindendi bir ara hele hele Dobra Dobra'daki bir açıklaması harbi sinir etmişti beni de dün yazdığı "İstanbul belediye başkanı değişti mi?" ya da "Abdullah Gül İstanbul Belediye başkanı mı?" sorularından sonra herkes saldırıya geçti. Yok nasıl bilmezmiş yok ölsünmüş yok ona buna vermeye benzemezmiş. Kimi kandırıyorsunuz siz sokağa çıkın rasgele 100 kişiye sorun kaçı bilecek bunları? Mısır Piramitleri'nin Türkiye'den kaçırıldığını sanan insanlar var. Oy verdiği partinin açılımını bilmeyen insanlar var. Kendi belediye başkanını, başkanın hangi partiden olduğunu bilmeyen insanlar var. Şimdi kalkıp sırf magazin ünlüsü diye birini taşlamak insafsızlık değil de ne?

Deniz Seki havaalanında yakalandığı futbolcu için "Arkadaşım" demiş sonra da eklemiş "Beni elde etmek kolay değil 10 fırın ekmek yemesi lazım" buyurmuş. İnsanların ne güzel arkadaşları var lan Viyana'ya falan götürüyor.

Ali Taran ile karısı Hülya Avşar yüzünden boşanma raddesine gelmiş. II. Tanju Çolak styla.

Tuğba Ekinci Tarkan ödülünü almaya çıktığında sahneye fırlayıp "Neden okul yaptır-madın" diye sordu. Soruyu sorup salona döndüğünde bir alkış kopmasını bekledi, beklediği alkış gelmedi sonra da "Hoş yaptırmasan da olur da merak edildiği için sordum" diye çevirdi finali Tarkan'la düet yapmak isteği ile bitirdi. Tarkan'ın "çok beklersin" hareketinden daha da komik olan şey alkış alamadığındaki suratıydı kesinlikle. Bu olayın sonunda Doğan Grubu bir ambargo uygulamaya karar vermiş Tuğba Ekinci'ye. Hiç bir organizasyona çağırmayacaklarmış ve başka organizasyonlara çağırılmaması için ellerinden geleni yapacaklarmış. Tarkan'ı yıllardır ödül almaya çıkmadığı için falan eleştirdik de adam haklıymış hatta programlara çıkmamakta da haklıymış meğer. Gündem olmak için onu bir kalemde harcayacak insanlar varken artık kızmıyorum Tarkan'a.

Hande Yener'in yeni şarkısı Bana Anlat ilk kez Altın Kelebek ödüllerinde dinleyiciyle buluştu. Hadise gibi iyi hazırlanmamış abuk dansı ve o enteresan aksesuarıyla dönen videosuna rağmen şarkı oldukça ilgi gördü. Şarkı gerçekten güzel olmuş.

Serdar Ortaç buralara buralara buralara buralara diye başladığı şarkıya Pink Floyd sıkıştırarak haftanın bombasını patlattı. Şu dünyada Serdar Ortaç bile Pink Floyd söylüyor gerisini siz düşünün.

Seçim 2011 bize girdi mi girmedi mi?

Sandıktan %50 AKP çıktı şaşırdık mı? Şaşırmadık. Aslında sonuçlar tahmin ettiğim gibi oldu hoş %50'yi ben de beklemiyordum beni bırakın kimse hatta RTE'nin kendisi bile beklemiyordu sadece çok ütopik olan bazı Twitter kullanıcıları Melik Gökçek'e %57 gibi uçuk rakamlar söylemişti o kadar. Şu lafıma inanamıycaksınız belki ama ben bu seçim sonucundan çok çok memnunum.

9 Haziran 2011 Perşembe

Tayyip in Wonderland... Dış Politika City!

Bugün de geldik dış politikaya. Arada bayındırlık ve iskan, sosyal güvenlik gibi maddeler de var ancak bunlar biraz kanuna vs girdiği ve normalde de pek bilgi sahibi olmadığım için bunları atlıyorum. Demokratikleşme diye bir başlık var Adalet başlığının aynısı. Hani ÖSYM Başkanı tezinde 1. yayının aynısını 20. yayın olarak vermiş ya tekrar, o hesap.

8 Haziran 2011 Çarşamba

Tayyip in Wonderland... Adalet City!

Bu yazının içeriğinde kullanılan "icraatlar"ın hepsi http://www.akparti.org.tr/site/icraatlar 'dan alınmıştır. Yalansa onların yalanı,onların hayal dünyası. Bunu tek bir yazıda yazmayı düşünmüştüm ama çok uzun olacak... Her güne bir şehir diyelim her başlığı tek tek değerlendirelim en güzeli. Bugün; Adalet!

AKP'nin dağıttırdığı bildirim!!

Bugün Mecidiyeköy Metrobüs girişinde "Metrobüste okuyun!Çok önemli" denilerek elime sıkıştırılan bildirim her ne kadar isimsiz,logosuz olsa da; sanki bir destekçisi tarafından yayınlanmış gibi görülse de adresler çok belli; hedefin de, hedef gösterenin de. Öncelikle şunu belirtmek isterim ki çok kötü bir imlâ ile yazılmış ama ben nasıl yazdılarsa öyle yazıcam, satır satır. Sadece özellikle dikkat etmeniz gereken yerlerini kalın yazıcam o kadar. (Keşke tarayıcımın nasıl çalıştığını bilseydim... Evet!)

Not: Bazı bölümlerde haber linkleri mevcut, onlar da benim eklemelerimdir.

Ruhsuz dinleyici topluluğu


90'ların müzikleri hala partilerle,programlarla,organizasyonlarla yaşatılır. Genelde bu tip aksiyonlar pop müzik içindir ama 90'lar asıl rock müzik için apayrı bir ruhtur. O dönemin kendine has ruhunu yaşayanlara 90'lar Kemancı Tayfası denir hatta. Şimdiki gibi her köşebaşında bir rock barın olmadığı, internetin olmadığı, bu kadar çok grubun olmadığı baba dönemler. O dönemin dinleyicileri şimdilerde savaş anılarını anlatan gazi dedeler konumunda. Dün 4 tanesiyle beraber Kadıköy'de Kesmeşeker konseri öncesi o dönemi konuştuk da, kayıp nesil onlar mı yoksa biz miyiz bilemedim.

6 Haziran 2011 Pazartesi

30 Mayıs 2011 Pazartesi

Siyaset özel hayata ne kadar karışabilir?


Kaset skandalları, açıklamalar, yasaklar, filtreler… Son zamanlarda gündemi en çok meşgul eden konular bunlar, hepsinin temelinde aynı soru; Siyaset özel hayata ne kadar karışabilir?
TÜSİAD ve Bülent Arınç’ın karşı karşıya gelmesiyde daha da önce çıkan bu problemden anlıyoruz ki baştaki zihniyete göre özgürlük porno izlemek, alkol almak ve sevişmekten ibaret çünkü biz filtrelemeye karşı çıktıkça koskoca filtre uygulamasını iki porno sitesine bağlayıp “Bunlar porno izleyemedikleri için karşılar” diyebiliyorlar.

27 Mayıs 2011 Cuma

Alkolsüz bira kimler içindir?


Efes’in alkolsüz bira çıkartacağı haberini ilk duyduğumda garipsedim, şaşırdım, anlam veremedim. En nihayetinde bira alkollü bir içecek, onun alkolsüz olması bana yoğurtsuz iskender gibi geldi, mantığını kavrayamadım.

Sonra sonra aslında ne büyük bir hamle olduğunu farkettim. Henüz denemedim ama tadının aynı olduğuna dair duyumlar aldım. O zaman gerçekten geniş bir kullanım alanı var.


Karakter Sizsiniz Türkiye

Kitap okuyup hayatı değişenler, bir film patlayınca ona göre takılanlar, bir şarkı hit olduğunda o şarkının ruh haline bürünenler; Karakter Sizsiniz Türkiye!

24 Mayıs 2011 Salı

Laf söyledi balkabağı


Ulan bir güne de normal uyanayım. Kalkayım Amerikan filmlerindeki gibi kahve içip geyik yapayım falan. Çok şey mi istiyorum be? Belki de Twitter’ın en kötü tarafı budur. Açtığınız anda gündemin ortasına düşüyorsunuz resmen, kaçacak yer yok. Uyanır uyanmaz da ya cepten ya bilgisayardan Twitter’a baktığım düşünülürse yanmışım ben.
Kim bu fotoğraftaki abla biliyor musunuz? Kendisi Fatih, Ümraniye, Bahçelievler, Eyüp gibi pek çok belediyede aile içi iletişim seminerleri veren bir ablamız. Bunların yanı sıra yaşam koçluğu,aile ve evlilik danışmanlığı da yapmakta. Muhafazakârlar tarafından çok tanınıp sevilirmiş. Ben kendisiyle tanışma götlüğüne bugün eriştim, hay erişmez olaydım.

23 Mayıs 2011 Pazartesi

Naaaasssı Koydu Aykut Kocamaaan Kocamaaaan Kocamaaaaan

Düşmanlar satın alarak, şike yaparak diye dursun Fenerbahçe ipi göğüsleyen takım oldu ama bence bu şampiyonluk diğerlerinden çok daha önemli bir şeyi ortaya koydu.

Lige kötü başladılar, Avrupa kupalarında elendiler, Türkiye Kupası’nda olmayacak bir malubiyet aldılar ve tam anlamıyla dibi gördüler. Sadece Fenerbahçe değil bütün İstanbul takımları sapır sapır dökülüyordu.

Futbolcular göre bu dipten çıkış Antalya kampında oldu. Artık orada nasıl bir yemin vermişlerse ikinci yarıya öyle bir başladılar ki ulaşılması zor bir seri yakaladılar. 18 maçta 0 malubiyet, sadece 1 beraberlik. Tabi bu durum diğer 17 takım için başarı, çalışma, hırs, azim falan değil; hakemlerin satın alınması, rakip takım futbolcularıyla görüşmeler, satın almalarla oldu. O kadar inanılmaz geldi demek ki böyle bir başarı, öyle ya onlar her galibiyeti alın teriyle kazanıp bütün şampiyonluklarını bileklerinin hakkıyla elde ettiler ancak Fenerbahçe o kadar düşük bir takım ki bunları yapabilemiyor ki böyle hilelere giriyor… Hassiktir lan ordan! Hem anlamadığım ligde 18 takım var, 17’si de şike var diyor be amcıklar o zaman kim yapıyor bu şikeyi? Kimse demiyor ki Trabzon nasıl bir anda böyle puan topladı? Fenerbahçe zaten kurulduğu günden beri zirveye oynayan bir takım, onun başarısında şike aramayı düşünenler Trabzonspor’u nasıl sorgulamaz? Zaten bi bize gelince konuşur dururlar.

20 Mayıs 2011 Cuma

Ne meraklıymışız biseksüellere

Ayşe Özyılmazel’in deli hayranı değilim, hatta bazen çok sinirimi bozan yazıları, icraatları olur ancak enteresan bir şekilde severim de. Sevme sebebim beni sinir eden yazılarında bile sadece içinden geldiği için yapmasıdır. Canı ister köşe yazar, köşesinde canının istediğini yazar, istediği için müzik yapar. Yaptığı işler dört dörtlük değildir hatta olmamış da diyebilirsiniz ancak kendi istediği için yapması yeterlidir onu sevmek için.

Ancak gel gelelim hatun bazen sonuçları o kadar takmıyor ve öngörmüyor ki başına iş alıyor. En son vukuatı “Hem kadınla hem erkekle aldatıldım.” itirafıydı. Bahsi geçen röportajı okudum ve öyle “Albüm çıkıyor hadi olay yaratayım.” havası sezmedim, soru sorulmuş içinden gelmiş söylemiş bu kadar da net. Okuduğumda da “Yuuuh aq nassssı laaa” tepkisi vermedim açıkçası. Bende mi bir arıza var acaba? Türk magazininin odaklandığı, magazinseverlerin ağzını sulandıran bu itiraf bende niye böyle bir etki yapmadı ki?

Her neyse Ayşe önce tepkileri frenlemek için bir yazı yazdı. “Bana göre ikisi de aynı” dedi, hatta kendisi kadın olsaydı daha da koyacağını ima etmiş, sebeplerini de yazmış. Böyle bir şeyi niye söylediğini de güzel açıklamış; Cevap vermezsem çatlarım. Ben onu gayet iyi anlıyorum çünkü aynısından bende de var. Soruya ya da bir lafa karşılık vermediğimde resmen kaşınıyorum, sıkılıyorum.

Her neyse… Bu biseksüel sevgili açıklaması nedense medyada “eşcinsel” adıyla yer aldı. Öncelikle bir düzeltelim burayı. O kişi eğer hem Ayşe’yle hem de bir erkekle beraberse eşcinsel değil biseksüeldir, bu iki kavram birbirinden çok başkadır. Bu kadar büyütülme sebebi de Ayşe’nin medyatik aşkları olsagerek. Herkes manşetlerde kim bu eşcinsel sevgili yazıp boy boy resimler koydu. Evet, Ayşe şurada hatalı; Bu lafıyla pek çok kişiyi zan altında bıraktı. Daha sonra “ünlü biri değil” diyerek toparlamaya çalıştı ama olmadı.

Aslında yazı konusu bu değil, bu işin özetiydi. Yazı konusu hem bu olayın bu kadar büyütülmesi hem de dün itibariyle çok saçma sapan yerlere gitmesi ve çıkarttığı bambaşka bir sorun.

Oray Eğin denen gazeteci(!) gördüğüm en seviyesiz bloğun sahibinin iddiasını Ayşe’ye aynı seviyesizlikte iletti. Neymiş? Ayşe’ninki İzzet Çapa’yla berabermiş. Bunu yazan kim? Bloğundan baştan aşağı basitlik ve gerzeklik akan bir blog yazarı. Daha önce de denk gelmiştim bloğuna, “Türkiye’nin ilk eşcinsel dedikodu bloğu” gibi bir sloganı var. Özet geçmek gerekirse dünyadaki Perez Hilton örneğinin Türkiye şubesi olmaya çalışan, Gossip Girl vari takılan ama aslında hiç biri olamayacak kadar iğrenç bir blogger. İğrenç çünkü öncelikle yazı dili benim bile itici bulduğum bir dil. Ben ki ana avrat düz gider dönüşte iki sövüp gelen insanım ben bile bunu söylüyorum yani. Dilini de geçtim baştan aşağı dedikodu adı altında iftira,nefret ve kin akan postlarla dolu. Ciddiye alınır hiç bir tarafı yok. Sen ki koskoca gazetecisin böyle bir bloğu ciddiye alıp nasıl bunu sorarsın? Hadi sorma cesaretini buldun nasıl bu kadar uslupsuz sorarsın?

Ayşe de ikisine verilecek en net cevabı verdi; ”Ya bi siktirin gidin” verilecek en düzgün ve net cevap buydu çünkü sen bu zihniyete kalkıp “Yok öyle bir şey” de diyemezsin “Yalan canım” da diyemezsin bunların anlayacağı tek şey; Siktirin gidindir. Peki buna karşılık Oray Eğin ne demiştir? “İşte Neco’nun ve Oya’nın terbiye veremediği kızları” hadi ya! Terbiye küfürle mi olmaktadır sadece? Senin ailen sana iftiranın kötü bir şey olduğunu hiç öğretmemiş midir mesela? Ya da terbiye sınırın bir siktirlik midir? Oray neyse de bahsi geçen blog yazarı tam da kendisine yakışır bir cevap verdi; “Kime siktireyim? Sen uzmansın sen söyle” Biz bu muhabbetleri 3. sınıfta yapıyorduk be güzelim, orada mı kaldın sen? Oldu olacak Ayşe’ye tren dedirt, o meşhur lafı yapıştır. (Oray Eğin bu cevap üzerine “Ayşe, kız sana hayatının ayarını verdi hahaha” yapmıştır, o derece.")

Bu olayda komple sinirimi bozan şeyleri bir toparlamak gerekirse;

    Eşcinsellik ile biseksüelliğin karıştırılması Bir kişinin itirafı yüzünden pek çok kişinin zan altında kalması ve kendilerini savunmak zorunda hissetmesi Magazinin bu olayı şişirip şişirip başka yerlere taşıması Gazeteciyim diye geçinen dangalakların varlığı Terbiye kavramının içine sıçılması İftira ile beslenen bir blog yazarının ekmeğine yağ sürülmesi Bu olayı kendisine malzeme yapmaya çalışan çok alakasız insanlar (Bkz: Hülya Avşar Show’daki amca) Hala bu konunun konuşuluyor olması

19 Mayıs 2011 Perşembe

Seçim dönemi, partiler, liderler…

Seçim zamanları benim en sevdiğim dönemlerdir. Herkesin bol keseden salladığı, icraatlarını sıraladığı, stratejinin savaştığı ve özellikle de iktidarların halkla buluştuğu nadir zamanları oluşturur.

Öncelikle hala seçim arabalarıyla bangır bangır müzik yayını yapan, mikrofondan bağırıp çağıran partiler baştan kaybediyor kanımca. Hele ki o her yere asılan bayraklar, afişler bana çok itici geliyor.

Evdeysem ve tv’de o an bir miting varsa hangi parti olursa olsun açar izlerim. (Ben zaten ulusa seslenişleri de kaçırmam) Medyayı avucunun içine alan AKP bu aşamada hep bir adım önde oluyor. Her mitingi Kanal 24’den(Başka kanallar da vardır illa ki) baştan sona canlı yayınlanıyor. Sinir atmak isterseniz birebir. Bazen fıkralardan daha komik bir hal alıyor.

CHP mitinglerini anca akşam haberlerinde izleyebiliyorsunuz ancak CHP’nin en büyük akıllılığı sosyal medyayı çok iyi kullanmaları. Mitingde söylenen vurucu sözler anında bir kaç farklı CHP’ye ait hesapta yazılıyor, RT’leniyor, izlemeseniz bile ne dediğini, ne söylediğini canlı takip edebiliyorsunuz.

Sosyal medyayı en iyi kullanan kesinlikle CHP. Sadece parti olarak değil genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve bir kaç milletvekili de aktif olarak sosyal medyayı kullanıyorlar. Ne zaman Twittürk.com’a girsem günün en çok RT edilen tweetleri arasında en az bir Kılıçdaroğlu tweeti mevcut. Kesinlikle kendisi çok çok doğru kullanıyor. Sonuçta sosyal medya adamı vezir de eder rezil de. Rezil olanların başında kesinlikle Melih Gökçek ve Egemen Bağış geliyor.

Mitingleri parti parti değerlendirecek olursak;

AKP

Metinleri hep aynı, sadece şehirler isimleri ve rakamlar değişiyor. Konuların sırası bile aynı. Artık o kadar ezberledim ki nerede ne söyleyecek çok iyi biliyorum. Bunun yanı sıra ekrana çok bağlı kalması, doğaçlama yapamaması da bir eksi çünkü bu RTE’nin konuya hakim olmadığını gösteriyor. Hepiniz ekran bozulunca 1 dakika sustuğunu ve kekeleye kekeleye cümle kurmaya çalıştığını görmüşsünüzdür.

Bunların yanı sıra kişilere yanlış yükleniyor. Mesela Kılıçdaroğlu’nun söylediği “Statikocunun Allahı Ankara’da” lafını çok gereksiz uzattı üstüne üstlük bir de istifaya davet etti. Kusura bakmasın ama Kılıçdaroğlu’ndan önce istifaya davet etmesi gereken çok kişi var. Hem bu “…. Allahı” kalıbı herkesin kullandığı bir cümle, aldanmasın mitinglerde yuuuh çeken zihniyete, o yuh çekenler de çok kullanmıştır bunu.

Ayrıca miting sırasında olduğundan daha itici göründüğü de oluyor. Mesela Kılıçdaroğlu’nun TV’de düello davetine sarfettiği “Biz ustayız sen çıraksın”, “Biz süper ligdeyiz, sen amatör kümedesin” lafları varolan antipatikliğini kat be kat arttırdı.

Her mitinginde gösterdiği e-book readerlar da artık sıktı. “Bundan vericez, kitap yerine geçecek” vs diyip duruyor ancak baklayı bir mitinginde ağzından çıkardı –ya da kaçırdı- ihale ile bu e-book readerlar alınıp verilecekmiş. Sistemi tam olarak anlatmıyor, sadece bedava olduğunu söylüyor ama öğrencilerde mi duracak, sıralara mı monte edilecek, başka dosya eklenebilecek mi, herkesin kullanabileceği bir ürün mü, bozulunca ne olacak, kaybolunca ne olacak vs bunlardan hiç bahseden yok.

TV’de yandaşların sorduğu sorulara cevap verdiği için ve sorulması gereken hiç bir soru sorulmadığı için sadece kendi kazdıkları kuyuya düşerek puan kaybediyorlar.RTE dışında bakanlarının ve milletvekillerinin de gafları gaf üstüne, her hareketleri ofsayt.

TV reklamlarına gelince bir partinin tanıtım reklamlarından çok borsaya açılacak bir şirketin reklamlarına benziyor. (Twitter’da gördüydüm bu yorumu ama kimin hatırlamıyorum, affola) İktidar olarak tabii ki yaptıklarını anlatacaklardır ancak reklamlar çok samimiyetsiz ve düz. Reklam şirketlerine bir ayar çekmeleri lazım. Reklamlarının bir tek müziklerini beğendim. Broşürleri, billboardları vs vasat, yaratıcılıktan uzak.

Seçim döneminde benzine gelen 8-9 kuruşluk indirim, bilmem ne kanununun çıkması, maaş zammı ile göz boyama yarışındalar ancak her seçim döneminde olduğu gibi bu seçim döneminde de iktidar olamanın avantajlarını zorlamaları yine eksi puan veriyor. Seçim araçlarına bedava benzin koyulması, seçmeni “oy vermezseniz burada taş üstüne taş koyamazsınız” diye tehdit etmeleri vs.. vs.. bunların hepsi eksi hanelerine eklenmekte.

CHP

Doğaçlama gittiği çok belli ancak bu bazen sorun yaratabiliyor. Miting heyecanından olsa gerek başladığı cümlenin sonunu yanlış getirdiği oluyor.

Konuşmasına genelde sloganlar ya da pankartlar yön veriyor. Mitinglerinin tamamını  gösteren bir kanala denk gelmediğim için sadece sosyal medya ve haber saatlerinde ayrılan süre kadar gördüğüm için genel bir yorum yapamıycam.

Katıldığı TV programlarındaki duruşu olumlu, uslubu düzgün. Ne çok çıtkırıldım ne de aşırı sert, dengesi iyi.

Reklam şirketlerinin ellerinden öpmek istiyorum. Çok iyi reklamlar çıkartıyorlar. Aile sigortası reklamı vasatın altındayken emekli ve gençlik reklamları çok iyi olmuş. Bir de AKP’nin Bolu Dağı reklamına karşılık yaptıkları ve sadece internetten yayınlanan cevap reklamı da çok iyiydi.

Reklamlarını ve mitinglerini hep AKP üzerinden yapmaları çok doğru değil, kimi zaman işin ucunu kaçırıp bütün konuşmayı bunlarla başlayıp bitirdikleri oluyor.

Broşürleri oldukça iyi, her icraatlarının sistemini güzel anlatıyor ancak bazıları için sistem açıklamasından fazlası gerekiyor. Bazı icraatları insanlara inandırıcı gelmiyor, özellikle de aile sigortası. Bu yüzden icraatlarını anlatırken kaynaklarını da vermesi inandırıcılığı açısından daha verimli olacaktır.

Ekip olarak çalışıldığı belli, bütün ekipler işlerini çok iyi yapıyor. Hatta beni telefonla arayan bile oldu. Bunların dışında bahsettiğim sosyal medya tarafı da hem soru-cevap olarak hem de bilgi alma olarak oldukça verimli.

MHP

MHP için mitingler hesaplamalar ve dil sürçmeleriyle geçmekte. Mitingleri genelde komik videolar kategorisinde değerlendiriliyor. Onun dışındaki konuşmaları CHP’den daha da vahim bir iktidara yüklenme hareketinden öteye geçemiyor. Daha hiç kendilerini anlattıklarını görmedim hep oraya buraya laf yetiştirme yarışındalar ve bunu CHP’den daha fazla yapıyorlar.

Özellikle gençlere ulaşmakta çok zorlanıyorlar ve bunun için yöntemleri oldukça komik. Her yerde gördüğüm “Gençler ilk oyunuz MHP’ye” pankartından öteye giden bir şey yok.

MHP de üniversiteye girişte sınavı kaldıracaklarını açıklayanlardan ancak dediğim gibi bu tip vaadlerde sistemi anlatmanız çok önemli, bu konuda hemen hemen hepsi eksik.

Sonuç olarak 12 Haziran’a kadar bu tantanalar devam edecek.

Sınıfta kalan medya

15 Mayıs’da internet yasağı için yürüyenlerin sayısı itiraf etmeliyim ki beni de şaşırttı, bu kadar yoğun bir ilgiyi tahmin etmiyordum ama daha sonra olanları hiiiiiiiiiç tahmin etmiyordum.

Aslına bakarsanız hepimiz –katılanlar da- bu eylemin bir işe yaramayacağını, sadece karşı olduğumuzu gösterecek olduğunu ve paket uygulamasını rafa kaldırmayacağını biliyorduk. Bazen bile bile ladesdir bu tip eylemler. İşe yaramayacağından emin olduğun halde bir şeyler yapmak için katılırsın.

16 Mayıs 2011 Pazartesi

PetFest

Sadık Dostlar İstanbul PetFest’te Buluşuyor
Hayvanların hayat boyu sağlık ve mutluluğunu hedefleyen Whiskas ve Pedigree'nin düzenlediği ve biletlerin 2 gün geçerli olduğu İstanbul Petfest 4–5 Haziran tarihlerinde Parkorman'da düzenleniyor.
Sosyal sorumluluk projesi olan İstanbul Petfest 2011, iki gün boyunca  rengârenk bir program sunuyor. Yarışma ve gösterilerden oluşan çok sayıda köpek aktivitesi, çocuklarınızın hoşça vakit geçirebileceği oyun parkları, workshoplar ve fotoğraf çekimleri, eğitici, bilgilendirici seminerler, sürpriz hediyeler sizleri bekliyor.
Sokak hayvanları yararına düzenlenen projede bilet satışlarından elde edilecek tüm gelir Barınak Gönüllüleri ve Hayvanlara Yaşam Hakkı Derneği (BGD) ile belirlenecek barınakların iyileştirilmesinde kullanılacak ve sayenizde sahiplenilmeyi bekleyen dostlarımız daha mutlu olacaklar.

Bilet: 12 TL
Yer: İstanbul/Parkorman
Link: http://web03.biletix.com/etkinlik/MPTF2/IZMIR/tr

“Kadınlar önce seni sen yapan özelliklerine aşık olur sonra da onları senden almaya çalışır”


Kaybedenler Klübü’nü –nihayet- izledim, filmden 100 yazı çıkarabilirim, belki de sonra çıkarırım ancak şimdi öncelik bu sözde.
Kadınların ne istediğini bilmemesinden mi kaynaklıdır bilinmez ancak böyle bir şey gerçekten var. Bende yok, aksine ben olmayan özelliklerine varmışçasına aşık olup sonra hayal kırıklığı yaşayanlardanım –bu da ayrı bir tür- yine de bende olmaması bu hastalığın varlığını sorgulatmaz. Hep varolmuştur, varolmaktadır ve varlığını sürdürmekte ısrarcı bir hastalıktır.
Bir kadının önüne bir motorcu, rock’n roll bir tip koyun ; onun yanına da banka veznedarı bir herif koyun hiç tereddütsüz motorcuya gider hatta öyle ki veznedar abi çok daha yakışıklı, kaslı olsa bile farketmez çünkü ona dönüp bir kere bile bakmaz. Gel gelelim motorcu herifi tercih eden hatun önce onun bu özgür ruhuna hasta olur, onun özgürlüğüne kaptırır kendini ama önce kendisine bağlanmasını bekler, sonra reddettiği veznedar olmasını ister.İlk aşama motoru bıraktırmak olur, sonra işine gücüne karışır, alkolüne sigarasına bulaşır ve ulaşmak istediği değişim noktası tam olarak en başında reddettiği erkek formudur.

9 Mayıs 2011 Pazartesi

Deydiriyon mu sen bize berber Recep?

Ne zaman bir yerlerimize dokunan bir kanun çıksa arkasından da o kanuna karşılık bir hareket çıkar. Bu dünya siyaset tarihinde böyle olmuştur zaten de son dönemde Türkiye'de dokunmalar çok olunca bu hareketler de çoğaldı. Sigarayı kısıtladılar #sigaramadokunma dedik, alkol satış ve tüketimini düzenlediler(!) #ickimedokunma dedik (Öyle bir düzenlemeydi ki bu berber Recep "Üzüm yiyin" demişti) sonra gün geldi fizy-myspace-youtube vs kapatıldı hepsine de tepki gösterdik. Yetmedi dilimizi elimizi kesmek için bloglarımıza el uzattılar #blogumadokunma dedik. Ben "Sırada Facebook-Twitter falan var herhalde" derken onlar tahminimizden daha büyük bir sıçrayış yaptılar, helal olsun diyorum. Şimdi bize diyorlar ki "Boy boy paketlerimiz var hangisiyle tatmin olursunuz?" Sehven de olsa mantıklı bulmadım sebeplerinizi bilesiniz.

5 Mayıs 2011 Perşembe

Hayvanlık dışı işler

İnsan egosundan tüm dünya nasibini almışken, ağaçlar AVM yapmak için bir bir kesilirken içimizi en çok acıtanlardan biri de hayvan haklarındaki bilinçsizlik.

Her gün önümüze bir sürü video geliyor. Kimisi kediyi kesip,iç organlarını söküp fotoğrafları video halinde internette paylaşır, kimi öldürdüğü bütün hayvanların vahşet görüntülerini site yapar, kimisi kuyruğundan sürükleyip çatıdan aşağıya atar... "İnsanlık dışı" diyoruz da tam da insanın yapacağı işler bunlar.

30 Nisan 2011 Cumartesi

Cover me baby

Cover yapanlara hep kolaya kaçan, işi yarım bırakan gözüyle bakılır. Oysa ki iyi bir cover yapmak bazen sıfırdan şarkı yazmanın yanında solda sıfır kalır; hem emek olarak hem de dinleme zevki olarak. İyi kötü hemen hemen herkes ya albümünde ya da sahnede cover yapar, özellikle rock dünyası bu konuda kendini aşmıştır. Pop dünyasının cover anlayışı Sezen Aksu şarkıları ile sınırlı olduğundan onlara çok fazla yer veremeyeceğim bu yazıda ama tabii tarz ayrımı yapmadan sıralayalım dinlenesi, güzel coverları.

28 Nisan 2011 Perşembe

Çılgınsın Meeeen

(Not: Monte bobiler.örg'den homo_haddini_sapiens'e aittir.)

"Çılgın Proje" adıyla sunulan ve haftalar öncesinden açıklanacağı duyurulan proje sonunda açıklandı. İçime bir sular serpildi, bir rahatladım anlatamam size. Çünkü insan "Çılgın Proje" diyince, bunu diyen de Recep Bey olunca neler bekliyor neler? Mesela ben dedim kesin Kız Kulesi'ne türban takacak, öyle ya kız dediğin öyle başı kıçı açık gezmemeli. Sonra düşündüm belki de İstanbul'u haremlik-selamlık ayıracak. Anadolu Yakası'nda kadınlar, Avrupa Yakası'nda erkekler olacak. Dedim belki de komple alkolü, sigarayı yasaklar; Rock/Metal müzik zırvalıklarının önünü keser, albümleri toplatır, festivalleri iptal eder, tshirtleri yaktırır falan. Beklediğim bunlar ve bunun gibi daha pek çok şeydi. Oysa gayet normal bir projeymiş; alt tarafı Avrupa Yakası'na bir kanal açacak, ikiye bölecek, burdan gemicikler falan geçecekmiş.

21 Nisan 2011 Perşembe

AKP'ye oy verme sebepleri

İnsan neden AKP'ye oy verir diye düşündüm bugün, aslında pek çok sebebi varmış da ben görememişim. Hepsinden çok çok özür diliyorum bu körlüğüm için ama bir şeyi de merak ediyorum. %42 oy alan yani seçmenlerin hemen hemen yarısından oy alan bir partinin neden hiç bir taraftarıyla karşılaşmadım şimdiye kadar? Ben bunu merak ediyorum. Gerçekten, nerede bunlar? Hepsi mi huzurevinde akli yeterliliğini yitirmiş halde yatmakta? Hepsi mi aslında yıllar önce ölmüşler? Hepsi mi henüz doğmamış bile? Nerede bu seçmenler? Neyse gelelim sebeplere;

Redd'in Uyandıran "Masal"ı

Redd'i sadece dinliyorsanız sizin için "iyi müzik yapan bir grup"dur en fazla, şarkı sözlerine dikkat kesiliyorsanız "bir şeyler anlatan bir grup"tur en fazla ama Redd elemanlarını bir de sosyal medya üzerinden takip ediyorsanız işte o zaman Redd'i tam olarak anlayan biri olursunuz. Redd, muhalif görünen pek çok grubun aksine (Bkz: Mor ve Ötesi Gerçekten Muhalif Mi?) gerçekten muhaliflerdir. Sadece siyasi ya da sisteme muhalif değil aynı zamanda rock müzik içinde olması gereken ama olmayan işler yaparak, bu ülkede yapılan rock müziğe de muhaliflerdir.

Nedir o olması gereken ama olmayanlar? Bizim rock müziğimiz terkedilmiş adam iniltisi, terkedilen kadın çığlığı, aşkın göt ettiği insan vızıldamalarından ibaret malesef. Dinleyicilerin büyük bir kısmı bundan şikayet eder ancak işler hala böyle yürür. Redd ise tam tersi dünya meseleleriyle ilgilenen, yenilikçi bir gruptur.

18 Nisan 2011 Pazartesi

Gerilimi sevmiyorum

KPSS ve ALES'de kopya skandalı daha unutulmuş değilken YGS'de şifre skandalı patlak verdi. Matematik gibi ortalaması 7.5 neti aşmayan ve bu yüzden de her fakülte bölümü için kaymak puan denilen sınavda şifreleme yapıldı, artık öyle maillerle cevapları yollamak falan yok. Şifre skandalı üzerine haklı olarak liseliler eyleme gitti. "Liseliler Haklı" adı altında bu yollardan geçmiş ama kardeşlerini unutmamış bir destek platformu oluşturuldu. 1.711.254 adayın başvurduğu sınavın eylemine bin-iki bin kişi katıldı. Bu katılanlar arasında destek platformundan olanları da düşünürsek en kalabalık nüfusa sahip bir ilde daha fazla katılım olması gerekirdi. Görünen o ki gençler haklarını aramak yerine ikinci sınava hazırlanma telaşında, hakları da var. Hayatları boyunca sınavdan babayı alırlarsa bir bok olamayacaklarına inanmışlar.

Sex Bus

İmamın ordusu artık sadece emniyeti değil tüm memuriyet alanlarını içine almış durumda. Malesef olaylar olmadan bunları göremiyoruz, o kadar gizli ve sinsi çalışıyorlar ki.

Güne ben de sorunsuz başlamak, Arda Turan'ın forma laflarıyla geyik döndürmek isterdim ancak şu an elimizde çok ciddi iki olay var; 1) "Burası sex otobüsü değil" 2) "Karşılarına 5bin genç koyarız" şimdi konumuz otobüste el ele kol kola oturdular diye şöförden fırça yiyen iki genç ve metrobüs'de sevgilisinin başına omzunu koydu diye metrobüs şöföründen dayak yiyen iki liseli genç.

16 Nisan 2011 Cumartesi

Anlatılsın diye beklediğimiz "Diğer Masallar"


Model, benim geç keşfettiğime lanet ettiğim bir grup. Aslında daha önce Efes Pilsen'in Sokakta Hayat Var reklamında ve oyununda şarkılarıyla yer almış ve adlarını bilmeden şarkıyı da indirip defalarca da dinlemiştim. O kısacık şarkı grubun ne kadar iyi olduğunun da kanıtıydı. Daha sonra albüm çıkarttılar (Albüm denemez ama çıkarttılar işte bir şey), daha sonra da geçtiğimiz aylarda tam anlamıyla bir albüm çıkarttılar. Tabii benim bunlardan çok enteresan bir şekilde haberim oldu. Sinerji'ye gitmek için öyle koşar adım caddede yürürken bir müzik marketten gelen bir şarkıya acelem olmasına rağmen durdum kaldım. Girip "Kimdir? Nedir?" diye soracak vaktim yoktu malesef, hem girip sorarsam albümü de almam gerekirdi neyse ben de şarkının bir bölümünü aklıma kazıdım gittim Sinerji'ye açtım Twitter'ı,yazdım sözleri, dedim "Kimdir bu kız?" Sonra öğrendim ki o kız Model'in solisti,şahane sesli Fatma'ymış, şarkı da "Pembe Mezarlık"mış... Böylece başladı Model hayranlığı zira sadece Pembe Mezarlık değil, bütün şarkılar çok çok güzel hatta son dönemlerde çıkan en en iyi albüm diyebilirim. Dip not: Albüm Demir Demirkan prodüktörlüğünde yapılmış.

9 Nisan 2011 Cumartesi

Alıştıkça, yaşadıkça ÖNEMSİZ GİBİ GELİYOR!

Şu saatte ve şu kafayla yapabileceğim en güzel hareketi yaptım ve Malt-Arıza albümünü açtım. Bilmem bir tek bana mıdır Malt'ın bu ruh değişimi hali. Her neyse, albüm ilerlerken "Önemsiz" adlı şarkıları çalmaya başladı, kafamda da bu yazı canlandı. Canlı canlı yazıyoruz şimdi, süt bozulmadan.

6 Nisan 2011 Çarşamba

Anına koyayım

Hani böyle sittin sene sürecekmişçesine başladığın ilişkiler vardır, ilişki diyince illa aşk, meşk, sevişmek gelmesin aklınıza lütfen her türlü ilişkiden bahsetmekteyim.


31 Mart 2011 Perşembe

Markalar ve Kıvıl Vol 1 - Operatörler

Yasalar bildiriler falan yayınlayan üç operatörü değerlendireceğim zira üçünü de kullandım değerlendirmek hakkım. Sadece kendimden değil çevremden de örneklerle...

23 Mart 2011 Çarşamba

Kafasına çekiçle vurulasıca erkekler

 Arkadaşımdan yazı için onay aldım ancak isim verilmesini istemiyor,eyvallah. Şimdi size bir kızın aynı gün içinde yaşadığı iki erkek vakasını anlatıcam a dostlar. Bu olaylardan genellemelere varabilirsiniz çünkü her ne kadar bir kişinin yaşadığı olay olsa da, iki erkeğin öküzlüğü olsa da malesef ki bu iki erkek tipi her yerde. Elimizi sallasak onlara çarpmakta, yollarımız hep o öküzlerle kesişmekte...

8 Mart 2011 Salı

Kadın neden aldatmaz?

Hep neden aldatır neden aldatır diye soruyorlar aslında soru yanlış. Doğru soru; "Neden aldatmaz?" olmalıdır. Çünkü kadının aldatması için tek bir sebebi vardır; İlgisizlik ancak bir kadınla ilgilenerek de onun aldatmasına mâni olamazsınız. Bu yüzden aldatmamasını sağlayacak şartları oluşturmalısınız.

3 Mart 2011 Perşembe

Bloğuma dokunan yılana en yılan


Bir varmış bir yokmuş. Özgürlüklerin savunucusu olan özgür bir partinin iktidar olduğu bir krallık varmış.

Bu ülkede krallığın olduğunu kral ve kraldan çok kralcılar dışında kimse bilmezmiş. Halk nefret ettiği ama demokrasiyle seçildiğini sandığı bir dikdatör tarafından yönetilirmiş.

Bu dikdatör sistemi anlaşılmasın diye fermanlarını sihirli aynadan bol fondotenli ifadesiz suratıyla icraatlarını halka tatlı tatlı anlatıp masallarıyla uyuturmuş.

Gel zaman git zaman kral amaçlarına giden yollarda yasaklara başlamış. Önce rahatsızlık duyduğu gençlerin ellerinden alkolünü almış, elleri boş durmasın diye de silah tutuşturmaya çalışmış, sonra gençleri “öteki” ilan ederek “bertaraf” etmeye çalışmış, yetmemiş ellerinden edebiyatlarını almış. Her seferinde de bir kulp bulmuş yaptıklarına. Halk uyanmaya başlayınca da yalakalarını salmış ortaya, hepsi krallarını övmüş orda burda. “Değişimin Farkındayız” diye bağırmışlar meydanlarda. Bu masal da böyle devam etmiş, 8 yıldır devam ettiği gibi.

2 Mart 2011 Çarşamba

1 Mart 2011 Salı

Göstermelik Entel Ödülleri

Daha önce Altın Portakal için bir yazı yazmıştım (bkz: Sinemanın Kalbi Altın Portakal'da Duruyor) ama bu sadece Altın Portakal'a has bir durum değil malesef. SİYAD ve bu sene 4. düzenlenecek olan Yeşilçam Ödülleri'nde de aynı kafa,aynı nakarat.

Ben bilmem Tumblr

Her ne kadar ağa babası olsa da ben Facebook'dan çok sıkılıyorum arkadaş. Oyun ve fotoğraf albümü dışında bi sikime yaramıyor kanımca. Twitter candır ama o da yazı tabanlı hem de o yazı 140 karaktercik. Hal böyleyken, ben böyleyken imdadıma Tumblr yetişti.

Şu aralar pek kullanıcısı olmasa da hem video,müzik,fotoğraf paylaşmak için hem de uzun uzun yazmak için çok güzel.

Bazen burayı açıyorum bişey yazmak için ama blogluk bi yazı da değil şimdi ne yalan söyleyeyim kapatıyorum orada yazıyorum.

Beğendiğiniz iletileri Like'layıp Reblog yapabiliyorsunuz... Her şeyi paylaşabiliyorsunuz ve henüz çok kullanıcısı olmadığından dolayı ortamı gayet güzel.

Tavsiyemdir!

http://asikaramelek.tumblr.com/

24 Şubat 2011 Perşembe

Sinema: Sektör ve Endüstri

Bugün Sinemaya Giriş dersimize Amerika'da çalışan bir Türk yapımcı katıldı. Oradaki sektörle Türkiye'nin yapısını karşılaştırdık. Aslında durum sandığımız kadar berbat değil onun gözünde. Aksine müthiş bir ilerleme olduğunu düşünüyor Türk sinemasında. Bugün konuşulanları daha çok onun gözünden yazayım dedim ben de.

21 Şubat 2011 Pazartesi

Türklük Kompleksi

Türkseniz bir yabancı filmde geçen "İstanbul","Turkey","Turkish" kelimeleri sizin bitanenizdir. Türkseniz bir dünya starının elbisesini bir Türk tasarımcı yapmışsa bu sizin için övünç kaynağıdır. Türkseniz dünyanın umursamadığı dandik bir ünlü bile ülkenize gelse izdiham yaratırsınız. Türkseniz komplekslisinizdir.

Tecavüz ve Erkek Kafası


İnternetim olmadığı için sadece twitterda döktüydüm içimi. Aslında bu yazıyı da yazmaktan vazgeçmiştim ancak bugün bir tecavüz davası daha gündeme geldi,yazmadan olmazdı.

Ne demişti Prof. O.Ç (adının kısaltması adamın sıfatı); Dekolte giyersen tecavüze davetiye çıkarırsın. Yani erkeğin uçkurunu tutamaması değil kadının dekoltesi tecavüzün sebebi. Hemen başladı yorumlar tabi yok neymiş çıplaklık medeniyetse hayvanlar daha medeniymiş,mini etekle mi medeni olunurmuş vs vs... Medeniyet çıplaklıkta değil tabii ki. Ne kadar açarsak o kadar medeniyiz diye bir şey yok elbette ama medeniyet biraz da bunları aşmakta değil mi? Medeniyet dekolteyi tecavüz sebebi görmekte değil,bu kesin.

19 Şubat 2011 Cumartesi

Fan olmak ve mal olmak arasındaki ince çizgi

Birine hayran olmak şahane bir duygudur. Çok kişinin hayranıyım ben ordan biliyorum. Hayranlık öyle bir sahiplenme hissi yaratır ki insanda kendi ananıza babanıza laf söyleniyormuş gibi hissedersiniz. Takip edersiniz, takdir edersiniz, tartışırsınız,korursunuz kollarsınız falan ama bir yer kadar be arkadaşım. O yerden sonrası fanlık değil mallık oluyor.

10 Şubat 2011 Perşembe

"Elde var bir" kadınları

Hepimiz Öyle Bir Geçer Zaman Ki'yi izlerken sinir krizleri geçirdik. Ali hala Cemile üstünde hakkı olduğunu düşünüyor, işine taş koyuyor, duygusal bir yakınlaşmanın ihtimaline bile tahammül edemeyip adam dövüyor falan filan. Hadi Cemile haysiyetli hatun,gururlu hatun da ya gerçek hayattaki örnekler? En basitinden bir Ferdi Tayfur var önümüzde. Hafızalarınıza balık ekmek yedireyim; Ferdi Tayfur başka bir kadınla ilişkisi olduğu ve ondan bir çocuğu olduğu için 40 yıllık eşi Necla Nazır'dan ayrıldı sonra dedik ki herhal bu yeni kadınla şeeetcek am haaayır o gitti ilk ve tek resmi nikahlı eşine döndü. Size pembe bir mutluluk tablosu çizmeyi çok isterdim ama ilk eşi o işin içindeyken tablo maviden çok erkek egosu siyahı oluyor.

8 Şubat 2011 Salı

Hiç cool değilim

Var ya şu burun kıvırıcı tipler. En basiti "Yaa onu mu izliyorsun/dinliyorsun" derler bir film/dizi/müzisyen için. Onlar bana hep cool gelir. Aslında hepimiz biliyoruz ki onlar da eve gittiklerinde Serdar Ortaç dinliyor MSN'de Ne Dinliyorum'u kapatıp ama coollar işte.. Bense hiiiiç cool değilim.

Sosyal Medya

İnternetin icadından bu güne hep tartışıldı; Bağımlılık yapıyor mu? Asosyalleştiriyor mu? Sosyalleştiriyor mu? Bilgi veriyor mu yani işin özü biz internete ve bilgisayara hep şu soruyla yaklaştık; Ne zikime yarıyor bu.
Az önce içinde Samihazinses ve Mayoneziseverim'in de bulunduğu, Sosyal Medya adlı videoyu izledim (Yazının sonunda videoyu bulabilin.) Gene aynı konular tartışılmış. Gelip bana "Yaaa asi_karamelek sen de bir twitter ünlüsü sayılırsın gel seni de çekek" diyen olmadığı için -Lanet olsun!- ben de burdan fikirlerimi paylaşayım dedim.

7 Şubat 2011 Pazartesi

Yerli Film Yersiz Eleştiriliyor

Korkuyorum, sinirleniyorum, utanıyorum.. Bir Radyo Sinema Televizyon öğrencisi olarak gelecekteki mesleğimin ne hale geleceğini bugünden görüyorum. Herkes eleştirmen, herkes müneccim, herkes falcı. Herkes geleceği görüyor ki daha vizyona girmeyen filmler hakkında bile yorum yapabiliyor, daha izlemediği filmin ne mal olduğunu anlıyor.

Hayranlarını dava eden star

Emre Aydın sevgilisiyle yakalanınca demiştim "Şimdi ergen fanları kıza demediğini bırakmayacak" diye. Dediğim gibi de olmuş muhtemelen ki emreaydın kendi forumundan bir mesaj yayınlamış, özeti; "İlişkimle ilgili konuşanı dava ederim." Haklı mı haksız mı?

Olamaz mı? Olabilir.

Filmle ilgili çok şey yazıldı,çok şey söylendi ve bunların çoğu daha vizyona girmeden yapıldı. "Gidilmeli","Kesin izliycem" yorumlarından ziyade direk filmle alaklı yorumlardı bunlar. "Cesaretin Var Mı Aşka?'nın çakması" dendi, "Klişe" dendi, "Şahane bir film" dendi,"Mükemmel bir aşk filmi" dendi ve daha niceleri söylendi. Bu eleştirilerin hepsi iyi ya da kötü filmi izlemeden yapılmaması gereken eleştirilerdi.

5 Şubat 2011 Cumartesi

Köşeleri tutmadan gel

Defne Joy Foster öldüğünde kardeşimi,ablamı kaybetmiş kadar üzüldüm. Elim blogger'a gitti de yazmadım bir şey. Dünya tatlısı, enerji dolu genç bir anne göçtü gitti hayattan. Üzücü ama bloggera yazacak kadar toparlayamadım cümleleri, belki üzüntüden belki de diyecek bir şey bulamamaktan. Galiba diyecek bir şey bulamamaktan çünkü ben klavyemi Defne'nin bekar evinde ölmesine, alkollü olmasına, uyuşturucu kullandığını iddia edecek kadar insanlık dışı kullanamazdım. Ben ya basit, 150 ziyaretçiyi zar zor aşan blog sitesi sahibi.. Bunun sebebi benim insan olmamdı ama görünen o ki günü en yüksek trajlarla kapatan, sitesi ziyaretçi akınına uğrayan gazete sahibi birinin kalemi buna gitmiş.. deşmiş her şeyi!

25 Ocak 2011 Salı

Dağıldık ey fanım unutma bizi




"Grubumuz dağılmıştır. Ayrılıklarla ilgili detaylar son blog yazısındadır..... Ayrıca Emre ayrılmadan önce yaptığımız demo kayıtlarını da paylaşıyoruz. tinyurl.com/35gdbhz"

Bu kadar basit bir açıklamayla bitecek kadar basit işler bunlar aslında...

14 Ocak 2011 Cuma

Tıksırana kadar yazmak istiyorum

"Yaşı tutmadığı gerekçesiyle bakkaldan alkol satın alamayan ruhsatlı silah sahibi 19 yaşındaki genç, bakkal sahibini vurdu..."
Zaytung @ amabelkisadece
Her ne kadar bu alıntı yaptığım haber "Zaytung" olsa da içerik oldukça "AKP"

5 Ocak 2011 Çarşamba

The Porn Project??

Delinin biri bir taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış misali bir haftadır gündemimiz ne siyaset ne yumurta; The Porn Project!

Nedir bu derseniz gündemin baya gerisindesiniz demektir ama ben sizi ezmeden bir özet geçeyim; Bilgi Üniversitesi'nin bir öğrencisi bitirme tezi olarak porno çekmiş, okuldan bir kız oynamış ve bunun için okulun stüdyolarını kullanmış güzel de bir kılıf uydurmuş; akademik özgürlük!