31 Ağustos 2010 Salı

Doğru Telefon

Hayatımızda pek çok doğruyu ya da eşi ararız. Doğru kadın/erkek, ruh eşi, çorap eşi, doğru şu, şu eşi bilmem ne. Bence hayatınızın aşkını aramaya en çok benzeyen doğru telefonu aramak.

Bir süredir kafamda kritiklerini belirlediğim hayali telefonuma en yakın telefonu arayıp duruyordum. Öncelik Qwerty klavye, internete girebilmesi, programlarla geliştirilebilmesi, Twitter/Facebook vs yerlere özel programı bulunan ya da yüklenebilinir olması,klavyesinin rahat olması, wi-fi olması vs vs vs böyle gidiyor. İlk bakışta ideal telefon BlackBerry gibi görünse de işin en zorlayıcı tarafı olan fiyat kriterinde BlackBerry’ler tosladı. Ya klavye rahatlığı istediğim gibi değil ya fiyatı. İstediğime yaklaştıkça fiyatı da artıyor sürtüğün.

Telefon ve koca arasında çok çok benzerlik olduğunu da bu kafayı yemiş halim sırasında farkettim.

  1. Bir kere ikisini de ömrümüzün sonuna kadar kullacakmışız gözüyle baktığımızdan beklentimiz çok yüksek oluyor, daha sonra başka bir şeye ihtiyacımız olmasını engellemek için kafamızda imkansıza yakın bir profil çiziyor, çizdiğimiz profile uyacak telefon/koca arıyoruz.
  2. Kriterlerimizin imkansıza yakın olması telefonda para, kocada ise zaman kaybına eşdeğerdir. İstediğiniz telefonu asla ucuza bulamazsınız, istediğiniz kocayı da öyle pat diye bulamazsınız.
  3. Beklentilerinizi düşürmediğiniz sürece aday artmaz. Vazgeçilen kriterler arttıkça seçenekler de artar ancak aklınız hep o fedakarlık ettiğiniz kriterlerinizde kalır. Çok basit bir özellik olsa bile o eksiklik telefonunuzu/kocanızı hep eksik görmenizi sağlar bu yüzden sadece o özelliğe sahip başka bir telefon/koca size dünyanın en cazip şeyi görünür. Aldatma budur. Hadi iki telefon kullanana en fazla müsrif derler, ya iki koca kullanana? :)

Kadınlar için futbol

Yekten anlaşalım kadın beyninde futbolun yeri yok. Biz yıllar önce Maradona’nın attığı golü hafızamızda tutmaz, tuttuğumuz takımın hangi yıllarda hangi kadrolarla şampiyon olduğunu, hangi futbolcunun hangi yılda geldiğini ezbere bilmeyiz.

Erkek beynine şaşıyorum konu futbol olunca. Karısının doğum gününü, evlilik yıldönümlerini falan hatırlamaktan aciz beyinler konu futbol olunca zehir gibi. 10 yıl önce atılan bir golün kimin asistiyle atıldığından tutun kimin attığına nasıl attığına kadar hepsini tutar kafasında. Sadece kendi takımının da değil rakip takımlardan diğer ülkelerin liglerine ordan dünya kupalarına kadar hepsini bilirler. Kadınlar bu kadar derin hafızaya sahip değildir malesef. Hee onlara sorun Yaprak Dökümü’nün hangi bölümünde ne oldu çatır çatır anlatırlar.

Twittera yazamadıktan sonra ne anlamı var yaşamanın?

Telefonu ellerinin arasından denize uçmuş Gülben Ergen gibi kaldım. Siz bu satırları okurken ben bu satırları çoktan unutmuş olucam. Evde internetim yok, modem bozulmuşmuşmuş ne olmuşmuş anlamadım, ilgilenmiyorum. Sorun önemli değil benim için internet var mı yok mu? Yok mu? O zaman tamam, hayat bitmiştir.

Tarkan’ın Son Vuruşu

Tarkan acayip sinirimi bozan bir şarkıcımızdır. Sinirimi bozan Tarkan değil gördüğü muameledir. Ona yüklenen “Megastar”lık damgası ve kendisinin bu yalana inanmasının yanı sıra gıcık fanları ve medya ayrıcalığından dolayı sinirimi bozmakta ama şarkılarını severim orası ayrı.
Sevdanın Son Vuruşu şarkısı çıktığı sırada staj yerimde çalışıyordum, çalıştığım yerde Tarkan’ın eski bir çalışanı da vardı. Karma ya da başka bir albümün kapağını da yapmıştı bu arkadaş adı Oğuzhan, sağlam elemandır müzikal olarak da. Baya sevmişti o şarkıyı mesela ben de beğenmiştim. Albüm kapağı her ne kadar mekik çekerken çekilmiş havası verse de şarkı güzeldi valla. Zaten Aysel Gürel şarkısı olması kafadan bir artı vermeyi gerektiriyor şarkıya.
Sonra albüm çıktı, Eşref tutturdu indir indir diye, Kuzen Ezgi de taaa dingilterelerden albümü isteyince indirdim ben de. Albüm sağlam olmuş, Tarkan’ın Karma albümünden sonraki başarısız albüm denemelerinin son vuruşudur bu albüm. Sonunda Karma kalitesinde bir albüm çıkarabildi Megastar(!)

I Want Your Love! Love… LoVe… LOVE

Lady GaGa ilk çıktığı dönemde “Travesti suratlı tuhaf giyimli hatunumsu şarkıcı”dan öte bir bok olamamıştı gözümde. O çirkin yüzüne yaptığı iğrenç makyajlar ve marjinal olmak için göt yırtan kıyafetlerinin yanı sıra Eric Cartman’in daha güzel söylediği Poker Face’i vardı. Taki o Bad Romance’e kadar…

Gossip Girl’ün 3. sezonunu bitirmek için arkamdan atlı kovalıyormuşçasına verdiğim mücadele Lady Gaga’nın konuk olduğu bölüme kadar gayet süratli gidiyorken bir YouTube’a gireyim de şu şarkıyı tam bir dinliyeyim merakı akabinde gelen ne diyor lan burada açayım çevirisini okuyayım akıllılığıyla aşık oldum hatuna.

Aslında Facebook’da müzik sayfası adminliği yaptığım dönemde GaGa’nın bir iki haberi sağlam takdirimi kazanma sebebi olmuştu. Bunlardan bir tanesi imza gününe gelen hayranları için belirlenen süreden uzun kalması bu süre içinde de bütün hayranlarına pizza ısmarlaması, bir diğeri de yapımcısını paraya boğmuşken kendi kazandığını kostüm ve showlara harcaması oldu.

İşin özü: Lady GaGa’nın iki kıvılcımlı sütyen, çılgın saç ve makyajlardan çok daha öte bir şey olduğunu anladığım için kendimi kutluyorum, kendimi Bad Romance dinleyerek ödüllendiriyorum.

Biz biz üniversiteliyiz

İğrenç bir reklam sloganıyla giriş yapmak istemezsim ama ne yapalım kader… Durumu daha iyi özetleyen bir Nil sloganı daha yok malesef! Ben öyle sınav tercihinde mesleğini seçenlerden olamadım,puanıma göre meslek seçip ne çıkarsa bahtımacılık oynayamadım, 5 yıldır tek bir hedefim vardı mesleki olarak onun için de o aptal diplomaya sahip olmam gerekiyordu. Benim için ÖSYM ve üniversite amaç değil araçtı yani sınava giren büyük bir çoğunluğun aksine ben hayalim için girdim.

Bugün uzaksın bana, çok da umrumda…

Wordpress’kene haftada bir iki şarkı sözü falan paylaşırdım da blogger’a hiçbirini taşımadım. İlki bu olsun çünkü keşfedilmeye laik bir şarkı. Bilenlerinizin bir çoğu bu şarkının Pinhani’ye ait olduğunu sanıyor olabilir, ben de Pinhani şarkılarını ararken buldum ancak hem Pinhani’nin solisti Sinan’ın sesini bilenler farkı anlayacaktır hem de zaten Pinhani’den bu şarkının kendilerine ait olmadığına dair resmi açıklama yapıldı. Şarkı Pi adlı bir gruba ait. Başka hiç bir şarkılarını bulamadım. Bilen, duyan varsa bana haber versin lütfen, tek şarkılık bir yetenekleri olmadığı ortada, diğer şarkılarını da duymak isterim. İşte size Pi ve Çok Da Umrumda…

10 Ağustos 2010 Salı

Tweetine bandım

Twitter'a git gide bağlanıyorum, bağımlısı oluyorum. Hele şimdi bir de telefon gerekli donanıma sahip olduğundan TwitPic'ler senin, tweetler benim 7/24 ordayım ancak bu eğlencemin içine sıçanlar da yok değil ahh o okuduğumuzu anlayalım dersinden kaçanlar yok mu?

4 Ağustos 2010 Çarşamba

Evet'çi Teoman

Anket yapmak için koştur koştur Aksaray metrosuna yetişmeye çalışırken köşedeki gazete bayiinde hayvan kadar VAKİT yazısı yanında Teoman'ın resmini gördüğümde "Yine ayyaş demişlerdir." diyip gittim haber başlığına bakmaya. Benim çok sağlam bir Teoman radarım var, adama olan olağan üstü aşkımın geliştirdiği bu özelliğim sayesinde kapalı dergi sayfasından bile içinde Teoman geçeni bulabilecek kadar geliştirdim kendimi. Gittim habere bakmaya düşündüğümden çok farklı bir sonuçla karşılaştım. Radarlarım tutmaz olaydı da görmeyeydim o başlığı. Teoman, referandum'da "Evet" diyeceğini söylemiş Vakit gazetesine. Yanlış laf, yanlış yer!

1 Ağustos 2010 Pazar

Erdener Abi Şarkılarda


Gmail kutumu boşaltırken zamanında geyik olsun diye yazdığım "Erdener Abi Şarkılarda" mailimi buldum bilen bilir Erdener Abi'yi; lafı gediğine koyan ve insanı dumur eden bir adamdır kendileri bakalım şarkılarda ne bok yemiş züppe?