29 Haziran 2010 Salı

Yok ki senin bir yedeğin, Kötü Kedi Şerafettin

İnciden bile bahsediyorum ama canım sözlüğüm Kötü Sözlük’ü es geçiyorum; kendimi kınadım şu an. Hemen bu eksikliğimi gidermeli, telafi etmeliyim. İşte biricik sözlüğüm Kötü Sözlük.

Ekşi Sözlük için sıra beklemek fazla sıkıcı, var olan sözlüklerin kendisi sıkıcı direk. “Sitem var yazıyorum” lafının yanına bir de “Sözlük yazarıyım” etiketi için can atıyorum… işte böyle anlardan birinde başladı geri sayım. Chicqo bir sözlük açıyordu oha olaya bak. Chicqo her zaman girdiği işin altından kalkmış, siteleri bambaşka yerlere taşımıştı.

Chicqo’yla Teoman.Org’dan tanışıyorduk. Resmi siteye karşı olarak açılan pek çok Teoman fan sitesi vardı, pek çoğu sönüp gidiyordu ama Teoman.Org chicqo’nun fikirleriyle tam tabiriyle olay yarattı.

Basit bir fan sitesinden çok bugün ne yenilik var acaba diye merak ettiren, devrim sayılabilinecek özellikleriyle ağız sulatan bir siteydi. Radyosu, bloğu falan derken en son site içinde sözlük açılmıştı. Başlarda forumun bir parçası ve aynı formattayken daha sonra sözlük formatına geçmiş ancak foruma bağlılığı nedeniyle sözlük jargonuna yerleşmemişti. Şimdi 110sözlük açıldı da diyorlar ya ilk grup sözlüğü bilmem ne yalan o, ilk fan sözlük Teoman.Org bünyesindeydi (bildiğim kadarıyla)

Chicqo belki de orda rengini belli etmişti ve bir süre sonra Teoman.Org’la ilgilenmeyi bıraktı site de ne oldu haberim yok şuan. Chicqo sözlük açacaktı bunun reklamını çok çok iyi yaptı. Daha sözlük açılmadan başlıkları dolanmış, yazar olmak için bekleyenler çoğalmıştı. Açılacağı gün bir iki gün daha uzayacağı duyuruldu bekleyiş daha da çileli oldu. Kafamda bunun basit bir sözlük olmayacağı vardı, bundan daha açılmadan emindim ben. İki günde sıkılınıp bırakılacak bir site olmayacaktı bu, chicqo vardı işin içinde.

Sözlük açıldı ve açıldığı gibi çaylaklıkla başlayıp ertesi gün yazarlığımı alarak daldım. Taramalı tüfek gibi her başlığa yazıyorum, yazacak başlık bulamazsam kendim açıyorum, boş bakınız kalmasın kampanyasının klavyesi elinde askerlerindenim falan. Yazarlığı aldıkdan yaklaşık 1 gün sonra en çok entry giren yazarlardandım. Tematik yazarlar yüzünden kaptırdım o vasfımı, çok da sevmiştim oysaki onu.

Bir ayı doldurduğunda açıklanan sözlükler listesinde 5 numaradan giriş yapmıştı Kötü Sözlük. Bir milyon tane sözlük arasından sıyrılıp ilk 5’de yer almıştı. Şaşırdım diyemem daha açılmadan biliyordum bunu.

Yavaş yavaş yenilikler başladı; Radyo, gazete falan derken baya coşmuştu sözlük. Hızına kimseler yetişemiyordu, büyük sözlükler arasında gösteriliyor, en büyüklerin bile takdirini kazanıyordu ancak bu yükseliş uzun sürmedi ne yazık ki.

Sözlük yazarı olmakdan ziyade sözlük trollü olmak isteyenler vardı, sözlük kurallarını iyi biliyor ve kuralların dışına çıkmıyorlardı ancak haddinden fazla rahatsız ediciydi. Önce “Ergen grubu” geldi, yaşları başları umrumda değil, “ironi yapıyor, iyi troll” lafları da umrumda değil adamlar rahatsız ediciydi. Başlıktan yazarını anlıyorduk artık, bugün şöyle seviştim, ben böyle zenginim, pis fakirler vs vs gidiyordu böyle aynı döngü içinde. Ya trollerin başlıkları vardı sol framede ya da bu trollere karşı hareket. Önce karşı hareketteydim hatta çoğu zaman başlatanlardandım ancak farkettim ki adamı zaten seven yok, karşı çıktıkça güçleniyor bir nevi karabasan. Takmamaya karar verdim, yazdığı hiç bir başlığa yorum atmayacak, sol framede kalmasına katkı sağlamayacaktım ancak troll dediğin yazarın zayıf noktalarını da iyi bilendir. Zaten çenesini tutabilen biri değilim, arada dolduruşa geldiğim de oldu. Cinsellik, din, ayrımcılık falan derken hemen hemen her hassas konunun bir trollü olmaya başladı, artık iyice sıkıcı olmuştu bu. Yönetimden bir iki kişiyle arkadaş olunca konuşur olduk sitenin durumundan. Sonuç olarak tek sıkılan ben olmadığım için sözlükte troll temizleme harekâtı başladı. Chicqo kararlıydı, duyuruda “Tek bir troll bile kalmayacak” diyordu, üye sayısının azalması umrunda değildi, o kalite peşindeydi.

Sıkı bir temizlik, kovulanlar ya da çaylaklık cezası alanların yanında bir de kendi istekleriyle ayrılanlar vardı; Güle güle şekerim.

Sonuç olarak trollerden arınmış, gündemin troller tarafından belirlenmediği bir yer olmayı başardı. Hala var bir iki konu kabızı olup aynı başlıkları ısıtıp ısıtıp açanlar troll denecek zararda değiller tabii ki zaten o zamanın baba trolleri de etkisini kaybetti artık. (O eski halinden eser yok şimdi @ edie britt )

Neredeyse bütün günüm sözlükte geçiyordu artık bunun bir gerçek dünyaya dönmesi lazımdı. Bu aşamada başladı bizim zirvelerimiz. İlk zirve girişimi 4-5 kişinin gelmesiyle ancak acayip eğlenceli geçmesiyle sonuçlanmış, gelmeyenler saç baş yolmuştu. İkinci zirvede 15-16 kişi vardı ve çok da zevkliydi. Kim gelirse gelsin kemik kadro kendini belli ediyordu, onlar her zirvede olur gelen onların üzerindeki sos olur, lezzet verirdi. Bu kemik kadronun en iskelet haline geldiği zirve şüphesiz ki Ada Zirvesiydi.

Haftalar öncesinden Belgrad Ormanı ve mangal ikilisi etrafında dolanan zirve bir gün önce bastıran yağmur ve panik içinde “lan yarın ne yapıcaz”ların arasında Adaya kaymış, üç sağanak yağmur eşliğinde gerçekleşmiş ve bu eziyetin ödülü olarak şahane bir manzara eşliğinde alkol-muhabbet ikilisinin tavan yapmasıyla sonlanmıştı. Bir hafta sonra tekrar buluştuk o günden beri görüşmüyoruz sınavlar falan ama sürekli beraber gibiyiz zaten MSN, Facebook, Kötü Twit, Twitter ve sözlük sağolsun.

Sonuç olarak içimdeki sözlük yazarı olma aşkının en güzel ortamda tatmin etmen, şahane yazarların ve bir sözlükten beklenmeyecek kadar yenilikçi halin sebebiylen Seviyorum seni kötü sözlük.

Adresleri de vereyim tam olsun:

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder