5 Haziran 2010 Cumartesi

Ne güzel eğlencemizdin sen Megavizyon teyze

İstiklal Caddesi üzerinde, bundan yıllar yıllar önce açılan Megavizyon oldum olası favorimdi. Benim için vazgeçilmez olan Taksim’i daha da vazgeçilmez yapan mekanlardan biriydi. Annemin iş yerine gittiğimde şirkette oturmaktan sıkılıp Megavizyon’a koşardım. Diğer müzik ve kitap mağazaları gibi değildi orası, hiç bir zaman da olmadı. Şimdiyse orası Teknosa’ya ait ve canım Megavizyon’um bir köşeye atılmış tutunma çabası içinde.
Yaşım gereği kafeler, barlar bana fazla gelince ancak bünye oturmak istemeyip gezmek isteyince keşfettim ben de Megavizyon’u. Hatırladığım en eski tarih 2002, öncesi var mı bilmiyorum. Henüz Lale Sineması bünyelerine katılmamıştı. Şu anki mekan boyutunun çok çok altında, küçük bir müzik marketti. Şu an vitrin olan sağ bölümde Lale Sineması gişesi vardı. Arka ve üst katlar henüz katılmamıştı bünyeye.

Başlarda o da diğer mağazalar gibi satış odaklıydı ancak büyüdükçe bambaşka bir dünya oldu, en azından benim için. Önce Lale Sineması’nı da alıp katmalarıyla genişledi. Albümler daha bir yayıldı, kategoriler arttı. Aranılan albüm daha kolay bulunuyor, gezmek daha da zevkleniyordu. Daha sonra müzikleri dinlemek için her birinde 3 CD çalınabilinen aletlerden takıldı. Son çıkan albümler bu aletlerle dinletiliyordu. Artan ürün seçeneği çok enteresan sonuçlar da doğuruyordu. Mesela 2002 yılında Hande Yener’in çıkarttığı Sen Yoluna…Ben Yoluma albümünü hergün gider bu aletlerden dinlerdim. Aletlerin hemen yanında bulunan televizyonda Er Ryan’ı Kurtarmak oynardı. Bir yerden sonra Hande Yener-Yanmışız ve Er Ryan’ı Kurtarmak birleşti kafamda, şarkının klibi gibi oldu gözümde. Hala şarkıyı dinlerken filmin görüntüleri gelir gözümün önüne.

Her neyse hikayemize devam edelim… Megavizyon durmuyor, sürekli büyüyordu. Üst katın da açılmasıyla bu sefer kitaplar rahata erdi. Daha önceleri bir köşede kendi halinde bulunan kitapların sayısı ve kategorileri arttı. Koltuklarla, masalarla mini bir kütüphane havası yaratıldı. Ayrıca -ki bence en güzel yenilik de buydu- üst kata 3 tane bilgisayar koyuldu. Burada Megavizyon’da satışta olan bütün albümler yüklendi. 3 CD’li müzik çalardan koca bir arşive geçildi. Bir şarkının hangi albümde olduğunu bulmak gibi bir kolaylığın yanı sıra artık Megavizyon’da zaman geçirmek çok daha zevkli olmaya başlamıştı.

Bu hızlı büyüme fazla geldi ve Megavizyon iflasın eşiğine geldi. Bu haberi bir arkadaşımdan almıştım ben de. “Megavizyon kapanıyormuş, iflas etmişler.” demişti. Tam bir iflas ve yok olma olmasa da Megavizyon yerini Teknosa’ya bıraktı. O albümlerin, CD’lerin yerini artık cep telefonları, fotoğraf makinaları almıştı. Megavizyon ise üst katına çekilmiş iki stand müzik bölümü ve kitaplarla varlığını sürdürmeye çalışıyordu.

Geçen gün Eşref’le birlikte kulaklık almak ve biraz da gezinmek için Teknosa’ya girdiğimizde de acı gerçeği gördük. Üst kat da artık Teknosa’ya aitti. Kitapların olduğu duvar plazma televizyonlarla donatılmıştı. Eskiden müzik dinlediğimiz bilgisayarın yeriniyse Teknosa’nın işlevini anlamadığım bir standı almıştı.

Megavizyon şu sıralar giriş katın en sonundaki merdiven altı köşesinde tutunmaya çalışmakta. Üst kata göre daha geniş ancak eskisi gibi aranılan bütün kitapların bulunduğunu söylemek zor. Müzik bölümünden kısıp filmlere yer açmışlar. Kendilerince bir düzenlemeye girmişler işte. Ancak şu anki haliyle bile diğer marketlerden daha çekici benim için.

Megavizyon’un Teknosa’yı kapı dışarı edip eskisi gibi yayılmasını dört gözle bekliyor, her ayın 1′inde görüşmek dileğiyle diyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder