27 Haziran 2010 Pazar

He wasn’t

Tuna Kiremitçi’lik yapmak istemem ama karşı koyamıyorum içimdeki Tuna’ya. Eski karısı İclal Aydın’ın tabiriyle eskilerime ‘gömmek’ istiyorum. Hem de Avril şarkısıyla aaa ne çeşitli, renki bir kişiliğim.
Ödünç Aldığım Tüm Erkekler yazımda hepsinin hakkını verdiğimi düşünüyorum. Gömmeden anan bir yazıydı, iyiydi hoştu bir yokuştu harbiden baya da bir boştu :) Neyse şimdi de şundan şunu öğrendim bundan bunu öğrendim dediğim erkekleri gömmek istiyorum. Eskiye döneyim hepsine saydırayım istiyorum. Geçen radyoda yayında yapacaktım aslında bunu ama site vahşi cazibeme ve kinime dayanamadı çöktü onu daha sonra kaçak bir yayında telafi edicem ama biraz da siteye düşsün bu nereden çıktığı belli olmayan eskilere saydırma aşkım. Hem de nasıl yapcam biliyonuz mu? En nefret edilen yolla; yenisiyle kıyaslayarak. İğrenç bir insanım tamam onlar da açsın blog yazsın aga bana ne :) Sitem var sitem ediyorum.
He wasn’t what i wanted what i thought no
İnsanın kafasında istedikleri net olur da bulduğu erkekler o netliklerle bu kadar mı çelişir? Ben mesela tombul etli butlu erkek severim hatta bir dönem ciddi ciddi takıntılıydım buna bile diyebilirim ancak bulduklarım nedense sıskadan öteye gitmezdi. Ulan bir de Türkiye’nin yüzde bilmem kaçı şişmanlık sınırındaymış; hani nerdelerdi onlar yav? Şişman sevgililerim de oldu hatta bir tanesi 110 kilo falandı (ASD) ondaki eksiklikler burdan köye yol olur ama beah. Neyse ben bir de Fenerbahçeli sevgili istedim hep. Böyle birlikte maç izleyelim, futbol muhabbeti yapalım falan istedim ama benimkiler hep Beşiktaş’lı oldu bir iki tane de Galatasaray’lı vardı. Eee hani Fenerbahçe en çok taraftarı olan takımdı falan hepsi mi hatun beah? Yazık bana. Girdiğim en ciddiyetsiz ilişkide bile erkeğin bir aile babası formuna uygun olmasını istedim. Çocuk yapmasak da bana baksın böyle bir nevi baba modeli olsun istedim, bir tanesi hakkatten velim falan gibiydi (Burak) ama onun dışındakiler çok serseri, uçarı falandı. Bir de Lithium bu aile babası tabirine uyuyordu da o da başka konudan kaybediyordu ne kötü. Korkak olmasın istedim hep mesela. Öyle yükseklik korkusu falan değil kastım He Man aramıyoruz aga ama en azından elimde tutup arkadaşlarıyla tanıştıracak, sevgilim diyecek bir cesareti olsun hadi onu da geçtim ilişkiyi başlatacak kadarcık cesaret yeter bana. En nefret ettiğim şey bu ne olduğun belli olmayan adamlar. Arkadaş mıyız? Değiliz, sevgili miyiz? Değiliz aga biz neyiz yahu? Sinir oluyorum o adamlara, cesaretsizlikten korkaklıktan geliyor onların da götlüğü. Lithium burdan kaybediyordu. Hep yamacımda olsun, her boş anımız dip dibe geçsin her boku birlikte yiyelim bana herşeyini anlatsın istiyorum mesela sevgilim olacak adamın (Ben istedim yar bir bana baksın bebeğim olsun göğsüme yatsın okuduğu kitabı bana anlatsın yüreği küt küt bir bana atsın.)
He never made me feel like i was special
Sevgilimizin hayatından 400 hatun da geçse takmayız yeter ki o hatunlar içinde en özeli olduğumuzu bilelim dünyalar bizim. Sadece hayatında gelip geçen hatunlar içinde de değil öyle bir davransınlar ki dünyadaki en muhteşem şey bizmişiz gibi hissedelim. Hayatının merkezi, dünyanın uydusu falan gibi hissedelim kendimizi. Bunu yapabilen herifi kolay kolay bırakmam mesela. Kimisi var var mısın yok musun belli bile etmez, kendisini hayatın merkezine koyar kuyruklu yıldız gibi dolandırır peşinde. Şükür ki şimdiye kadar böyle silikmişim gibi davranabilen çıkmadı, o kadar da yemez, göt ister ama Eşref’in yaptığı gibi yapabilen de olmadı. Eşref de öyle bir davranıyor ki kendimi Kainat Güzellik Yarışmasında derecelere sığamayıp taşmışım falan gibi hissediyorum. Hayatındaki en özel kişi benim bak mişim gibi demiyorum :) O derece inanıyorum kendime. O süper davranıyor mesela şimdiye kadar o kadarını görmedim, gün yüzü görmedim lan ben :) Bunu yapabilen olsaydı belki de sırf bunun için bırakmazdım. Önceleri basit bir ego tatmini, sevgi gösterisiydi benim için de şimdi bağımlısı oldum. “Çok tatlıyım ben di mi?” diyip duruyorum, sevimlilik yapayım diye suratım Aşk-ı Memnu finalindeki Firdevs Hanım gibi kalacak vallahi. Ama nasıl iyi geliyo anlatamam bu geliyo odaya girdiği anda böyle yum yum elmacıklarımı sıkıyo, ısırıyo falan acıyo macıyo ama çok hoşuma gidiyo :)
He isn’t really what im looking for
Bir kaçına demişimdir “Hayatımın aşkı”,”Hayatımı erkeği” vesaire bu sadece olmasını istediğim şeydi “Tamam şimdi bu oldu, son oldu, güzel oldu, bunla ölcem ben, yaşlanıcam falan” diyordum ki son dönemde bu daha da fazlaydı. Şimdi bakıyorum o “Hayatımın erkeği” dediklerime, “Hayatımın aşkı” dediklerime ya ben safmışım ya da körü körüne kapılmışım. İnsan bazen hakkatten içinde olduğu aşkın son aşkı olmasını diliyor “Tamam buldum işte yorma artık beni bu olsun” diyor falan. İçlerinde gerçekten çok sevdiğim, hala saygı duyduğum aşkı yaşatanlar oldu da hiç biri “aradığım” değildi ne yazık ki. Eşref için de “Aradığım” diyemem kafamdaki kriterler o aşklarla sikilmişti, ne istediğimi değil bir şey istemediğimi bildiğim bir dönemde çıktı karşıma. Belki de “Aradığım” değil “Bulduğum” olmasıdır onu bu kadar doğru kılan. Bazen kriterler sizin beklediğinizi karşılamaz, daha fazlasını getirir ya işte öyle bir şey.
Çok da “Gömmedim” değil mi, efendi edepli bir yazı oldu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder