28 Mart 2010 Pazar

Bu işte bir yalnızlık var!

Efenim Twitter’ın bir güzelliği de anında her türlü haberin tweetler arasına düşmesi. Sıradan bir günde Digsby’mle takipteyken bir anda ortalığın kızıştığını farkettim. Programım İclal laflarıyla dolmuştu… N’oluyor yahu dememe kalmadan Tuna Kiremitçi’nin istifa yazısı geldi. Olay oldukça enteresandı, bilmeyenlere önce küçük bir özet.

Tuna Kiremitçi bir yazı yazmış, adı Jacqueline ve bendi. Jacqueline denen hatun kişi rahmetli olmuş bir çello sanatçısıymış, bu olay sayesinde öğrenmemiz de ayrı bir ayıp tabi ama ayıplar bu kadarla kalmıyor bu olayda. Tuna Kiremitçi Jacqueline eşliğinde yeni romanına çalıştığını, ona olan sevgisini anlatmakta yazısında ancak öyle güzel yazmış ki sanki hatun evinde çalıyor gibi bir iznenim veriyor. Bu izlenime kendisini fazlasıyla kaptıran İclal Aydın da yani eski karısı Tuna Kiremitçi’nin bir kadının hayaliyle bile mutlu olmasına tahammül edememiş ve bu olay üzerine bir yazı kaleme almış. Yazının adı Ayar çekerim görürsün!!. Tuna Kiremitçi’nin her aşkında aynı lafları ettiğinden, her kadınına aynı davrandığından, her yeni aşkında eskilerine gömdüğünden dem vurmuş. Kendisi de bir Tuna Eskisi olduğundan ötürü iki kelam etme hakkı vardır tabii ancak yazdığı yazı tamamen kadınsal kıskançlıklardan öteye geçememiş.

Neymiş? Tuna Kiremitçi her sevgilisine “Yanında iyi biri olmak istiyorum” diyormuş, her yeni ilişkisinde eskileri yok sayıyormuş. İşte bu noktada da benim iki kelam etme hakkım var çünkü doğru olduğunu savunmuyorum ama ben de bu tavırda Tuna Kiremitçiyim!

Tuna Kiremitçi, aşık olduğunda bunu sayfasına kadar taşıyan bir köşe yazarı, kadınını güzellemeyi, övmeyi seven bir yazar yani burdan Tuna Kiremitçi’nin köşesini duygu boşalması olarak kullandığı sonucuna varabiliriz. Evet, her kadını için yapar bunu, aşkını öyle bir anlatır ki inandırır sizi şahane bir ilişki içinde olduğunu. Görünen o ki Tuna Kiremitçi de şahane bir ilişki içinde olduğuna inandırıyor kendini, tıpkı benim gibi, her gelen hayatının aşkıymış gibi, hiç bitmeyecekmiş gibi, gitmeyecek ya da terk edilmeyecek gibi… Zamanında İclal Aydın için de yazdı, Demet Sağıroğlu için de… Ne tuhaftır ki o gün aşklarının güzelliğini yazan köşeyi dört köşe okuyan İclal Aydın boşanma sonrası o köşeden kaçar olmuş, okumamak için çabalar olmuş, yazısına öyle giriş yapmış. Tuna Kiremitçi, ayrıldıkdan sonra övdüğü kadınlara gömüyormuş, İclal Aydın diyor bunu. Bunun çooook mantıklı bir açıklaması var sayın İclal Aydın; Bu adam varolan aşkını varolduğundan daha büyük gördüğünden dolayı övmüş, güzellemiş, içine sığdıramayıp gazete köşelerine taşımış ama bir dönüp bakmış meğerse öyle değilmiş o aşk… Aslında daha da mantıklı açıklaması şu ki; Tuna Kiremitçi ve benim gibi olan aşkı büyüten insanların ayrılık sonrası yapabileceği iki şey vardır 1) Hala o aşkın ulaşılabilinecek en büyük aşk olduğuna inanıp aşktan vazgeçmek. 2)Aşkın gerçek boyutunu görüp, büyüttüğünü kabul edip yeni aşka hazırlanmak. Görünen o ki Tuna Kiremitçi ve ben ikinci seçeneği sevmekteyiz. Evet, belki size yanlış gelebilir ancak biz yaşadığımız her aşkı en büyük aşkımız olarak görüp bittiğinde gerçek değerini verenlerdeniz.

Bu yüzdendir ki her aşk sonrası yermelerimiz, gömmelerimiz. Bizden “Evet güzel aşktı, bitti” lafı çıkmaz, biz o aşkın gerçek aşkımız olmadığına inanırız, güzel olsaydı/gerçek olsaydı bitmezdi çünkü.

Bizim için aradığımız aşkı bulana kadar her aşk, o aşkın hazırlığıdır. Esas aşka gelene kadar tecrübe yolculuğudur. Üzgünüz, deneme tahtasısınız!

Düzeltme: Biz diye girip devam ettim ama bir yerden sonra Tuna Kiremitçi’yi yolda bıraktım, tanımam etmem gözlemlerimle yazının yarısına kadar geldim. Bir yerden sonraki “Biz” Tuna Kiremitçi’nin içinde olmadığı “Biz”lerdir. Belki o da öyledir, bilemem! Değilse üstüne alınmasın ama eğer o da “Biz”lerin içindeyse ona sesleniyorum; Eyy Tuna, giden gidiyor gene “Biz” “Biz”eyiz… Bu işte bir yalnızlık var!

Ekleme: Tuna Kiremitçi’nin Jacqueline ve ben yazısı burada , İclal Aydın’ın Ayar çekerim görürsün yazısı burada.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder