28 Şubat 2010 Pazar

Bir aşkın ömrü

Aşk, insan hayatında ufak bir parça. O kadar şeyin yanında belki bir mutluluk belki de başka bir dert ama ufak bir parça. Başlamasıyla gelen güzellik, varlığıyla verdiği dert ve bittiğindeki bir sorun. Bence budur ama bu ne kadardır? Yani bir aşk ne kadar sürebilir?

Aşk, karşıdakine tahamül ettiğin sürece var. Aşk karşındaki olmadan daha iyi olacağına inandığın anda biter. Aşkın bitmesi ile ilişkinin bitmesi aynı şey değil, bu aşamada terkeden taraf olarak anılmak istemem. Ancak aşkı yürütmekte beceriksiz biri olarak ömrünü tartışmak hakkımdır diye düşünmekteyim.

26 Şubat 2010 Cuma

21 Kere Maşallah

  1. Masal
  2. Çığlık
  3. Oyun
  4. Astrotanrı
  5. Don Kişot
  6. Bir şovle var içinde
  7. Özgürlük sırtından vurulmuş
  8. Öyle boş ki hayat
  9. Tamam böyle kalsın
  10. Vicdani Redd
  11. Seni buldum
  12. Aşk bu kadar zor mu?
  13. Her neyse
  14. Aşktı bu
  15. Sevsen de sevmesen de
  16. Yaşandım daha çok
  17. Küçük bir çocukken
  18. Modern adımlarla
  19. Plastik çiçekler ve böcekler
  20. Dukandans
  21. Sukut

24 Şubat 2010 Çarşamba

Bir “Kadınım”dır beni dağıtan

Evet millet DörtxDört konserinden geldim ve anı anına paylaşmaktayım. Grubun kritiği mümkünse daha sonra.

Tanju Okan’ın bize son kazığı ve kıyağıdır şu yazının konusu; Kadınım..
“Eşyalar toplanmış seninle birlikte… anılar saçılmış odaya her yere” ağlatması gereken kişi yanımda duruyordu ama görünen o ki o kişi çoktan atlatmış herşeyi. Bir aşkı bitirmek bana kolay sanırdım hep söylenen oydu hep, ben hiç aşk yaşamamışım demek. Ya yaşadığım tek aşk oymuş ya da bende bitmemiş de onda bitmiş herşey. Sonuç; eşyaların toplandığı bir ev ama ev sahibinden çok toplayanda yaşayan bir aşk. Sonuç; ama anlıyorum sesinden çoktan kurtulmuşsun sen, bitmiş artık en güzel hikayem.

13 Şubat 2010 Cumartesi

Kadınlar ne der? Ne demek ister?

Erkeklerle kadınların anlaşamaması gerek fizyolojik gerek psikolojik olarak pek çok sebeple açıklanmış vakti zamanında. Gel gelelim henüz iki tarafta birbirini anlamış değil. Başlıca sebeplerden biri kadının demek istediğini direk söylemek yerine dolaylı söyleyip erkeğin anlamasını beklemesidir. Ben üzerime düşeni yapıp temel sebeplerden biri olan kadının dolaylı konuşmasının sözlüğünü vereyim. Hala anlamıyorsanız o da sizin odunluğunuz olsun ey erkek milleti.

5 Şubat 2010 Cuma

Gülmeyi Dene

Bundan bilmem kaç sene önce bugün dünyaya bir bebek gözlerini açmış, geldiği dünyayı daha önceden biliyormuş gibi ağlamış, daha sonradan güçlü durması gerektiğini bildiği için çekeceği bütün acılarını bir güne sığdırır gibi ağlamış. O çocuk büyümüş, kocaman olmuş, çok güçlü olmuş, güçlü durmuş, belki çok acı yaşamış ya da yaşatmış ama hep güçlü durmuş. Güçlü durmuş çünkü o içindekileri müzikle çıkarmayı tercih etmiş. Gözyaşları gözünden yanağından süzülmemiş sadece, kalemden kağıda akmış. Bu çocuk kocaman olmuş ama içi hep çocuk kalmış. İçindeki çocuğu korumak içinmiş bütün hayat mücadelesi aslında. O çocuk sonra benimle tanışmış bir şekilde, benim hayatımı güzelleştirmiş, girdiği günden bu yana az zaman geçmiş ama o şimdiden hayatımdaki en değerli erkeklerden biri olmuş, ben bile fark etmeden; Cenk Han Alkaya…

3 Şubat 2010 Çarşamba

Boğulmaman için gemiyi terk etmen en doğru seçim

“herkesin değil bir tek senin yerin var geçmişimdeki iyi kötü anlarda. yanımdaydın ya ne isterdim daha ama evet her güzel şeyin de bir sonu var, tabii haklısın sen, boğulmaman için gemiyi terketmen en doğru seçim. görünürde nefes alıyor gibiyim, görünürde gülüyor ola da bilirim, görünürde yaşıyor gibi olsam da içten ölünür de. herkesin değil en çok senin payın var bu hayattan kopup ölü balık halimde, son bir iyilik yap at beni denize. görünürde nefes alıyor gibiyim, görünürde gülüyor ola da bilirim, görünürde yaşıyor gibi olsam da içten ölünür de. ölünür de farkına varamaz insan, ölünür de kopamaz bu dünyada, ölünür de yaşayan sıradan biri gibi görünür de.”

1 Şubat 2010 Pazartesi

Telif hakkında görülmemiş dava

İclal Aydın’ın ne yazılarını ne de kendisini takip ederim, çok antipatik gelen bir tarafı vardır bana. Lakin mesaj kutuma düşen haberine de kayıtsız kalamadım. Benim kayıtsız kalamamamdan ziyade esas konu buna medyanın nasıl kayıtsız kaldığı. Hatun sadece kendi köşesinde duyurabilmiş olayı, yazık. Olay şu; malum İclal Aydın oyunculuk da yapıyor, vakti zamanında bir dizide oynamış, parasını alamadığı için dava açmış, kazanmış ve parasını almış. Buraya kadar iş gayet normal ve olması gereken haliyle ilerlemiş ancak işvereni bu işin peşini bırakmamış ve karşı dava açmış.