29 Ocak 2010 Cuma

ittir git men

Bazı filmler vardır, defalarca izlenir. Bazı filmler vardır bir kere izlenir ama bazı filmler vardır izlendiğine nalet edilir. Kutsal Damacana ilk bölümüyle gerek kadrosu gerekse konuyu ile “eh işte” filmlerimizdendi. Açar izler, güler geçerdik. Her “hoş” filmin başına gelen bu filmin de başına geldi ve devamı çekildi. Devam filmleri zaten sakıncalıdır, devamı gelmemesi gereken, tadında bırakılması gereken filmler vardır. Gördük ki Kutsal Damacana da o filmlerdenmiş.

Kutsal Damacana 2 ilk golünü kadrosundan yemişti. İlk filmin çekildiği dönemde çok ünlü olmayan Büşra Pekin ve Ersin Korkut filmden sonra Çok Güzel Harekler Bunlar’la patlayınca ikinci filmde oynamayı reddetmişti, filmin senaryosu da buna göre değiştirilmeye çalışılmış, olmamış.

Öncelikle bu kadar sıkıcı bir film izlememiştim uzun zamandır. Vizyona giren 40 küsür yerli yapımdan izleyebildiğim kadar çoğunu izlemeye çalışıp pek çoğunda aradığım tadı bulamamama rağmen bu kadar kötüsü denk gelmemişti. Bir komedi filminin kötü olması çok zor birşeydir Türkiye’de zira osuruğa, küfüre, her türlü dallamalığa gülen ve beğenen bir milletiz. Türkiye’de komedi yapmak hiçbir zaman risk değildir, 1-0 önde başlamış yapımlardır bunlar ancak Kutsal Damacana 2 tamamen bunların üzerine kurulu, adam gibi bir espiri dail olmayan sözde komedi filmlerimizden biri olmaktan öteye gidemedi malesef.

Öyle bir film ki bütün filmi anlatsan spoiler içermez, zaten kendileri de medya tanıtımında komple sinopsisi koymuşlar, başından sonuna bütün olaylar tanıtım yazısında zaten anlatılmış. Bunu çok büyük bir taktik hatası olarak görüyorum öncelikle. Hiç bir süprizi olmayan, sonu bilinen bir filmi izlemek ayrı bir sıkıcı. Hoş filmin içinde de bir süpriz olmadığını, filmin süpriz olarka sunduğu şeylerin aslında salaklık ve saçmalık olduğunu izlerken görüyorsunuz.

Burda vizyondaki bir filmi eleştiriken seyirciyi soğutmamaya, gişenin önüne geçmemeye özellikle çabalarım genelde ama ilk kez duyacağınız (umarım son da olur) bir sözle devam ediyorum; Bu filme kesinlikle gitmeyin. Sinemada özellikle izlememin bir diğer sebebi de diğer seyircilerin tepkilerini ölçmek. Çıktığında herkesin tek cümlesi; “Bu muydu? paraya yazık oldu? zaman kaybı!” yanlış mı, kesinlikle doğru, film tamamen zaman ve para kaybı.

Şafak Sezer’in bu kadar harcanması beni üzen başka bir konu. Konservatuar okumadığı için mi yoksa başka piyasa sebebi mi var bilmiyorum ama bu kadar yetenekli ve doğal komik bir adamın bu kadar iğrenç filmlerde harcanması piyasanın ayıbıdır sadece. Mustafa Üstündağ ise Muro rolü ile tanıyıp sevdiğimiz bir oyuncuydu, rolü oynayabilmek için elinden geleni yapmış ancak rolün dandikliği buna izin vermemiş malesef.

Komedi filminin komik olmamasından daha da üzücü olan konu ise artık ilkokul öğrencisinin bile bir video üzerinde yapabildiği efektlerle film yapması. Filmin görsel efektleri berbat, açın benimsinemalarimi filmden kat kat daha iyi kurguya, efektlere sahip amatör kısa filmler izleyebilirsiniz.

Filmin sonunda Ferhat Güzel’in şarkı söyleyememesi yani genel olarak çekim hataları gösteriliyor ama bu filmin çekilmesi bile başlı başına hataymış zaten. Hala gitmeyen varsa, hata etmediniz heycanlanmayın, oturun oturduğunuz yerde!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder