22 Aralık 2009 Salı

“Ben en güzel şarkımı henüz yazmadım”

Doğru zamanda yazmak,sabrın sonu selamet diye buna derim ben ey okuyucu insanı. Bu yazı geçen hafta yazılmış olsaydı küfür dolu,yerin dibine batıran bir yazı olurdu şimdi daha iyimser bir yazı olacak inşallah :)  Kraliçe 4 yıllık bekleyişi iyi kötü bir albümle bitirdi. Özlemişiz ama özledik diye bağrımıza basacak değiliz tabi. Albüm önce adıyla (bkz: Benim Adım Orhan) sonra kapağı ile tatmin etmedi kimseyi. Eleştiriler daha bunlardan başlamıştı ki albüm güzel gelmedi, beğenilmedi, bu ne ya dedirtti. Kraliçe batmış mıydı? Batırmış mıydı?

Kapak tasarımını önce çok beğendim, gözüme güzel geldi ama sonra dikkat edince ben de beğenmemeye başladım. Spider Man çakması şehir fotoğrafı, ben photoshop biliyorum ulaaan dercesine yardırılmış,boğmuş efektler arasında düzenlemesine hayran kaldığım,karakalem tabloymuşçasına güzel gelen Şebnem Ferah! Kartonet içini de inceledim özellikle orta sayfadaki Sex and the City Şebo görülmeye değer. Düzenlemenin ve efektin en güzel durduğu sayfa kesinlikle Buket Doran’ın olduğu sayfada. Ordaki Şebo olaydı, kapak o olaydı sizce de hoş olmaz mıydı? :) Albüme başta Çin’li evlatlık çocuk muamelesi yaptım, kimden peydahladın bunu dedim, beğenmedim, sevmedim. Hem bu Şebo olamaz dedim hem de eski albüm kayıtlarından artanlarla mı yapmış dedim yani hem o kadar Şebo hem o kadar Şebo’dan uzak,öyle düşünün. İlla ki benzetmek gerekirse -gerekmez aslında- Artık Kısa Cümleler Kuruyorumsu,Perdelervarimsi birşey işte. Her albümünde olduğu gibi aslında esas şaheser Kadın’dan daha da uzaklaşıyordu,devam etmiş. Şarkılara gelelim mi? Gelelim yoksa bu muhabbet uzar gider.

Merhaba Albümün açılış,bizim çıldırış parçamız. Can Kırıkları’nı Hoşçakal’la kapatıp yeni albümü Merhaba ile açmak fikir olarak güzel zaten Şebnem’e de bu güzel gelmiş olacak ki bu kadar zorlama sıkıştırılmış sözlerle yazılmış bu şarkı da. Nakaratı kurtarıyor işte… Hafif bir Mevlana olmadı Kurt Cobain tarzı işte!

“Hayattan,hayallerinden,istediğinden bahset. Düşünden,düşündüklerinden hepsi olmuş farzet.”

Benim Adım Orman Sakin hoş ama albüme adını verdiği için önyargıları kırmak zorunda kalan şarkı. Doğa ana Şebo iş başında.

“Benim adım orman, örtü yaptım yapraklardan; serdim herkesin üstüne, sür yüzünü yüzüme korkma yalnızlıktan”

Yalnız Şebnem’in bu albümde yer yer kullandığı sokak sesleri klipler hakkında da ip ucu veriyor aslında. Eğer klip için yeni bir düzenleme yapılmazsa girişi gayet belli. Şarkı albümün ilk klip şarkısı olacak aynı zamanda. Sözleriyle ben acıların kadınıyım mesajını inceden inceden veriyor “Kimse böyle yalnız olamaz, kimse böyle kırgın olamaz” daha sonrasında da güç sembolü kardelen göndermesi… Biz biliyoruz bu numarayı bir yerden sanki, evet! Bir nevi anlat derdini Güzin Abla’ya söylesin sana dermanını modunda işte. Öğüt falan veriyor.

“Gözlerin dolu dolu,hayatın da öyle. Kimse böyle yorgun olamaz.”

İstiklal Caddesi Kadar Bir İstiklal Caddesi sembolü olan nostajik tramvay zili ile başlayan, kendinizi dinlerken bile caddede yürürken hayal ettiğiniz bir şarkı. Albümdeki en güzel şarkılardan biri, albümü sevmek için başlı başına bir sebep. Önceki albüm Los Angeles’da yapıldığı için çok hissetmediğimiz İstanbul aşığı kadın bu albümde ortaya çıkmış. Bir hatun için şehrine aşık olmak bambaşka birşeydir (Bkz: Sex and the City ve New York) İstiklal Caddesi de İstanbul’un merkezi gibi birşeydir sonuçta. Neden anlatıyorum bunu? Şöyle ki burdaki “kadar” bir ölçü,uzunluk birimi değil kesinlikle. “Seni 7.5 km seviyorum aşkım” değil yani İstiklal Caddesi Kadar sevmek güzel bir hadisedir bizim gibi Taksim kızları için.

“Düşünüyorum ne kadar sevmiş olabilirim? Düşünüyorum sen,ben,gece ve bir yol,başka birşey yok elimde hafızamda… Düşünüyorum ne kadar yer etmiş olabilir? İstiklal Caddesi kadar…”

Eski Bu ‘eski ‘ eski bir Şebnem Ferah şarkısına benziyor ama hangisi bulamadım. Sakin, sözleri hoş (ama sadece hoş), bir şarkından bekleneni verse de bir Şebnem Ferah şarkısından bekleneni vermiyor.

“Sen nasıl başardın? Yüz yıllık ağaç gibisin. Nasıl böyle kaldın? Büyürken eskimeyen,eskise de değerlenen”

Mahalle Albümde ilk dinleyişte ısınıp sevdiğim tek şarkı. Müzikal olarak Kadın, sözleriyle Can Kırıkları tarzına yakın. Albümde en beğendiğim sözler de bu şarkıda.

“Geçer gider sandım, geçmedi gitti. Kurduğun bu mahalle haritadan silindi.”

Ateşe Yakın Büyük ihtimalle babasına ya da ablasına yazdığı bir şarkı. Deli Kızım Uyan’ı andırıyor bana herhangi bir müzikal benzerlikleri olmamasına rağmen.

“Gittiğin günden şimdiye herşey aynı,sadece çok özledim… Her kahraman gibi erken gittin. Gördüğüm en son ışık,parıltı sendin;hep parlardın Dinlendiğim o sarmaşık sonra soldu,hep uçtun ateşe yakın

Serapmış Albümü sevme sebeplerinden, o kadar da kötü değil be güzel albüm dedirtenler grubundan bu şarkı da. Alışılmış Şebnem tarzının alışılmadık yansıması, enteresan birşey yani :)

“Birileri var önümde, yerimde, her yanımda, yüreğimde, kalabalığın içinde, dışında, her yerde, yalnızlığımda”

İnsanlık Benim Adım Orman’ın devamı gibi birşey, Can Kırıkları’ndaki Zaman Geçip Gidiyor’un biraz daha doğa düşkünü ve naif hali. Sevmedim,sevemedim.

“Ormandık,kül olduk. İnsandık, kul olduk. Kaybettik,savrulduk. Ayrıldık,ayrı kaldık. Bittik artık”

Bazı Aşklar Akustik havası ile Perdeler ve Artık Kısa Cümleler Kuruyorum zamanlarını hatırlatacaktır kesinlikle. Kime yazılmışsa Şebo’nun erkek hayranları tarafından kıskanılan biri olduğu garanti. Çok ağır ilerleyen bir şarkı, dolayısıyla da dinlerken havanızda değilseniz çok sıkabiliyor.

“Hepsini sana anlatmazsam,hepsini sana söylemezsem, hepsini seninle paylaşmazsam, eğer sen duymazsan yarım kalırlar, yetim kalırlar, küskün kalırlar… Aynı sen ve ben gibi…”

Uçurtma Albümün kötülerinden, sözleri hoş ama bestesini Şebnem’in yaptığına inanmak istemiyor insan. Ekip ustalığı ile toparlamış gibi de onlar da bir yere kadar etkileyebilir. Şebnem’in ne dediği, ne söylediği, ne anlatmaya çalıştığı bile anlaşılmıyor.

“Ben en güzel şarkımı henüz yazmadım.”

Albüm bekleneni vermedi, seven oldu belki ama sevenler bile tam mutlu olmuş değiller. Tamam insanları mutlu etmek zor, herkes herşeyi beğenemez, bir ürünü herkese beğendiremezsin ancak sadece kendi beğenimle değerlendirecek olursam Teoman’ın son albümünü ne kadar sevip, en iyi albümü bu mu yok şu yok şu ama bu diye sıralama yapamazken hiç düşünmeden bu albümü Şebnem Ferah’ın kariyerindeki en kötü albüm (en azından şimdilik) olarak değerlendiriyorum. Albüm sanki üstüne uğraşılmamış, bitmemiş, bekliyorlar hadi olduğu kadarıyla denip çıkarılmış gibi duruyor. Sonuç olarak albümün en güzel yanı Şebnem Ferah’ın konserlere başlayacak olmasıdır kuşkusuz. Yeni albümün ilk İstanbul konseri 9 Ocak’ta Bostancı Gösteri Merkezi’nde veriliyor. Albümün çıkışından çok sonraya alması iyi olmuş eğer çıktığı hafta ya da bu hafta verseydi konseri hala sindirememiş sinirli kalabalıkla karşılaşacaktı muhtemelen.

Bir de dip not: Şebnem Ferah’ın en büyük fan sitesi olmasının yanı sıra Türk internet tarihinin de en büyük ve köklü sitelerinden şeboistnet.com artık yayında değil, yakında başka projelerle tekrar yayına girecek ama Şebnem Ferah ile bir bağı kalmayacak sanırım. Kariyeri boyunca resmi sitesi olmayan Şebnem Ferah haberlerine şimdilik en aktif fan sitesi olan www.ŞeboKolik.comdan ulaşabilirsiniz. Dergisiyle, videolarıyla, forumuyla falan isteneni fazlasıyla veriyor site…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder