25 Aralık 2009 Cuma

Bu da benim site(M)im

Twitter var ya, herşey naklen yayında. Bu durumdan rahatsız değilim sonuçta görülmesini istediğim kadarı görülüyor ancak ne zaman ki Burak’ta kaldığımı belli eden birşey yazsam ertesi gün bir sitem, bir trip hadisesi. Takip edenlerim Burak durumunu ezberledi artık, ertesi gün ya da o sırada durumu soranlar bile oluyor, “Barıştınız mı?, hala arkadaş mısınız? niye ama yaaa? ne istiyo ki daha” falan baya baya çekiştirme durumumuz da var.
Ancak bu gün telefona gelen bir mesajda ben noluyoruz oldum: “Dün gece sayfanda son kalan cümle doğru mu?” bu yollayan şahıs twitter üzerinden değil de burdaki twitter eklentisinden takip ediyor tweetleri. Ne yazıyormuş? Son kalan neymiş: “iradesizlik sigarayı bırakamadığım için bir gün beni kanser yapabilir ama şimdi burak’ı bırakamadığım için aşık yaptı” demişim. İçimden gelmiş demişim hatta hatırlıyorum da o sahneyi de konumuz bu değil buna verilen tepki.

24 Aralık 2009 Perşembe

Bensiz mutluysan…

Hani var ya bir Pinhani şarkısı; “Bensiz mutluysan hep öyle kal.” severim ben o sözü, zira içindeki sitemi hissederim. Öyle “Bir tek dileğim var mutlu ol yeter” gibi değildir. Klasik ayrılık tribini yaşayamadım ben yav, ben seni mutlu edemiyorum başka kollarda mutlu ol insanı olamadım ya da benden sonra da mutlu ol insanı olamadım. Bencil değil sencil olamadım :)

22 Aralık 2009 Salı

Coke’n Music vs Fizy

Format,hırsız,bozuk mp4 player falan derken şarkı/albüm yüklemelerinden bıkıp internetten müzik dinlemeye geçiş yaptım. Youtube’da aranılan şarkı bir şekilde bulunuyor ama o da sıkıcı. Sonuç itibariyle üyelikli, playlistli, güzel bir müzik dinleme sitesi bulma zamanı geldi. Pek çok böyle site olsa da ben iki siteyi daha çok kullanıyorum; Coke’nMusic ve Fizy. İkisini kullanımı,şusu,busu açısından bi kıyaslayalım bakalım…

“Ben en güzel şarkımı henüz yazmadım”

Doğru zamanda yazmak,sabrın sonu selamet diye buna derim ben ey okuyucu insanı. Bu yazı geçen hafta yazılmış olsaydı küfür dolu,yerin dibine batıran bir yazı olurdu şimdi daha iyimser bir yazı olacak inşallah :)  Kraliçe 4 yıllık bekleyişi iyi kötü bir albümle bitirdi. Özlemişiz ama özledik diye bağrımıza basacak değiliz tabi. Albüm önce adıyla (bkz: Benim Adım Orhan) sonra kapağı ile tatmin etmedi kimseyi. Eleştiriler daha bunlardan başlamıştı ki albüm güzel gelmedi, beğenilmedi, bu ne ya dedirtti. Kraliçe batmış mıydı? Batırmış mıydı?

20 Aralık 2009 Pazar

2009 raporu: Konserler

İşte yazmaya can attığım ama yazmaktan da deli gibi kaçtığım yazı :) 2009 içinde o kadar konsere gittik ki unutucaklarım da olacaktır garanti. Tarih falan filan yazamıycam, mekan ve kimle gidildi falan onları hatırlıyorum çok şükür :)Hadi bakalım… Tarih sırasıyla koymaya çalışayım,tam zorlaşsın

19 Aralık 2009 Cumartesi

Düşünüyorum… Ne kadar sevmiş olabilirim?

İstiklal Caddesi Kadar

Anlımdan akan ter sana hiç değmedi
Gözümden damlayan yaş denizi bulmadı
Bir sokak gördüm rüyalarımda gecelerce, hiç sana çıkmadı
Sadece yarım saat tutuştuk el ele, o saat durmadı

Düşünüyorum… Ne kadar sevmiş olabilirim?
Düşünüyorum… Sen,ben,gece bir yol
Başka birşey yok elimde,hafızamda
Düşünüyorum… Ne kadar yer etmiş olabilir?
İstiklal Caddesi kadar

Anları birer birer topladım,sakladım
Tarihin ortasında gelecek aradım
Hücreme girdin,dokundun hücrelerime
Buluttum,damladım
Cümleler kaçtı,dağıldı dört bir tarafa
Sadece noktayım

Düşünüyorum… Ne kadar sevmiş olabilirim?
Düşünüyorum… Sen,ben,gece ve bir yol
Başka birşey yol elimde,hafızamda
Düşünüyorum… Ne kadar yer etmiş olabilir?
İstiklal Caddesi kadar

Ben ki sevmekten hiç usanmam

Bugünün Begüm’le geçeceği belliydi günler öncesinden. Plan başkaydı, sinemaya gidilcekti falan olmadı ama Begüm’le geçti sonuç itibariyle. Gün Begüm’le geçiyorsa konu da az biraz bellidir. Begüm ve ben 3-4 yıllık arkadaşız, özellikle bu sene içinde dost ünvanını da hakkıyla kazanmıştır kendisi, çok sevdiğim bir insan evladıdır yalnız ne enteresandır ki birbirimizden çok farklıyızdır. Bu farklılık özellikle bir mevzuda kendini çok belli eder; Aşk

18 Aralık 2009 Cuma

2009 Raporu: Sinema

2009′un son günleri, artık raporlara başlamalı… Gittikçe sertleşecek ve kişiselleşecek rapor serisinin ilk ayağı olarak sinemayı seçtim. Bu sene içinde hangi filme,kimle gitmişim,film hakkında ne düşünmüşüm? Ben bile şuan bilmiyorum,yazarken öğrenicem. Not: Mümkün olduğunca kronolojik gitmeye çalışıcam ama mümkün olmazsa üstüme gelmeyin.

2 Aralık 2009 Çarşamba

Hayatımsın cümlesinde “Gizli Özne” sanmıştım kendimi

Rahat bir üç yılı var Gizli Özne geçmişimin. Grup Antalya’lı olunca izleme olanağı falan olmamıştı haliyle, Çamur’la ortak konserlerine de gidememiştim falan ama yıl 2009 Gizli Özne her cuma burnumun dibinde program yapmakta, ben yine gidememelerde. Sonunda 1 Aralık tarihinde, Hayal Kahvesi’nde, Gizli Özne sahnede, ben burunlarının dibinde…

1 Aralık 2009 Salı

Pişman mısın? Bırak sende kalsın!

Hayatımda ilk kez birine “Beni bırakma” dedim, şimdiye kadar aşkından ölsem de gidene dur demişliğim yok çok şükür, bundan kaybettiğimi sanardım hep meğersem gerksizmiş dur demeler, durmuyormuş çünkü gidenler.

Yılmaz’ım bu hayat neşesiz olmuş

Yılmaz Erdoğan dendi mi akan sular durur bende. VizyonTele yeterken üstüne VizyonTele Tuuba, Organize İşler var, onu geçtim Sen Hiç Ateş Böceği Gördün Mü? var ama bu Neşeli Hayat olmamış be…!