25 Kasım 2009 Çarşamba

Ayrılık sonrası Kıvıl halleri

Öncelikle itiraf edeyim sudan çıkmış balık gibiyim. Ne yapacağımı, nasıl davrancamı falan daha karar vermiş de değilim, çelişki doluyum.
Bir yandan adam gibi bişey yaşadın, bitse de bundan sonra onun altına düşemezsin diyorum, sonra şimdiki halime bakıp bu aşktın ızdırabını biiip diyorum. Alkollüyken kendimi kontrol edemeyip dağıldım, şu alkole bi çeki düzen vereyim diyorum, bir yandan da kendini alkole ver diyorum. Bi yandan yılmadan baskıya devam diyorum, bi yandan beni istemeyeni ben hiç istemem diyorum. Onu geçtim Burak’a nasıl davranacağıma bile daha karar vermiş değilim. Hem hayatımdan çıksın istemiyorum hem de arkadaş olmak istemiyorum. Ya benimsin ya siktirip gidersin diyorum da ne olursa olsun görmeden, haber almadan, konuşmadan da yapamam diyorum. Hadi onu hallettik diyelim Burak’ın yeni bir şeye başlamasından acayip tırsıyorum.

Bunları düşünmediğim anlarda genelde kendi ağzıma sıçıyorum zaten. Kafamda Lost standartlarında flashbackler, Polyana düzeyinde hayaller, Nostradamus düzeyinde bu hayalleri siktir eden düşünceler var.

Gezeyim, birileriyle muhabbete dalayım, kafamı dağıtayım gibi bir durum zaten söz konusu olamıyor zira çok iz bırakmışız orda burda. Dün Özge Fışkın dinlemeye Hayal Kahvesi’ne gittik Begüm, ben, Miraç ve iki arkadaşla birlikte sahneden çok Burak’la oturduğumuz masaya, ayakta durduğumuz basamaktaydı gözüm.

Şarkılarsa en büyük düşman. Sen kendini bildin bileli şarkılarla yaşa, besle, büyüt, ezberle, manyağı ol, onlar seni sırtından vursun, ah bu şarkıların gözü kör olsun.

İyi taraflarını görmeye çalışıyorum bir yandan da ama daha güzel bir şey bulamadım. Bulduğum ne varsa avarajda gidiyor.

Bir de ilişki sırasında sık duyulan “değişmişsin” lafı onayı var tabi normal şartlarda yani BÖ durumunda benim 1 günde pişmanlığı yaşayıp, ikinci günde atlatıp, 3. günde birini bulmam lazımdı. BS durumunda fikrinden bile tiksiniyorum. Başka biri, yeni ya da eski hiç farketmez istemiyorum, biriyle bunu konuşmak bile sıkıcı geliyor, iğrendiriyor. Zaten bir yandan da “Burakla da olmadıysa artık kimseyle olmaz” diyorum. Ayrıldığımız gün de onu takiben 4 günde de belki de hayatım boyunca ağlamadığım kadar ağladım. Zaten öyle büyük ağlamalarım da yok benim bir Mardin’e gittiğimde bir de bu ayrılıkta işte.

Bir de dış tepkiler var tabi annem tutturmuş Ş. için bıraktın, heh Ş.’yle buluşcan falan ya ne Ş.’si onun için değil Burak’ı kestiğim tırnağı bırakmam ben. 2 aydır ne yüzünü görmüşüm, ne bir haberinin peşine düşmüşüm, ne tek telime konuşmuşum. İyi ki Begüm’üm var, o destekliyor beni kaldı ki Burak Fan Clup başkanıydı kendisi ama işte dost vs eniştede her halükarda dost kazanıyor şükür ki. Hale de aynı şekilde anlıyor, sağolsunlar destek olmaya çalışıyorlar :)

Genel olarak Burak’a rağmen benim hala umudum var modunda malak malak dolaşmaktayım işte. Bir yandan da bir ayrılık klasiği saç kesimi gerçekleşti tabi onu da ekleyeyim Leon’daki Mathilda ile Amelia arası birşey oldum :) Hoş oldu beğendim ben. Bu her ayrılıkta klasiktir bende, hatta Burcu saçımı kestirdiğimde direk dalar n’oluyor diye :) Kestirdim dediğime de bakmayın kendim kestim. O zaman Cenk Han Alkaya’dan gelsin; Küçük Kız

Gene terk mi edildin küçük kız?
Hayal kırıklığı mı var dünyanda?

Odana mı hapsettin kendini küçük kız?
Bilirim eskiden de öyle yapardın

Dudakların kurumuş tebessüm eksik olunca
Ölüm yok sonunda küçük kız
Gözlerin kararmış anlamı boşlukta ararken
Ruhun daralmasın küçük kız

Ağlama kıyamam ben sana

Gene yalnız mı kaldın küçük kız?
Saçlarını mı kestirdin düşünmeden
Boş duvarlar en yakın arkadaşın mı oldu
Ayakların taşımazken bedenini

Dudakların kurumuş tebessüm eksik olunca
Ölüm yok sonunda küçük kız
Gözlerin kararmış anlamı boşlukta ararken
Ruhun daralmasın küçük kız

Ağlama kıyamam ben sana

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder