29 Kasım 2009 Pazar

Alright sir! sure I’ll have another one it’s early

Oldum olası varolan bir teorim var (Burcu iyi bilir) bu teori ilişkilerle ilgilidir ancak unisexdir. Kadınları öven, erkekleri aşağılayan birşey değil kesinlikle,her cinsiyetin savunması; Kesinlikle herşeyi tek bir kişide bulamazsınız!
Buna gerçekten itiraz edebilecek birşey varsa ona hayal aleminde mutluluklar diliyorum. Ben istediklerimin çok imkansız olmadığı kanaatindeydim şimdiye kadar ancak an itibariyle anlıyorum ki imkansızın ötesiymiş bir kişiden bu kadar şey beklemek! Pes ettim.

Batı Yakası’nda havalar süper :)

Ankara’ya, Eskişehir’e falan alıştık da bu Çanakkale ne iş böyle? Böyle şahane bir grup mu varmış orda? Aaa iyi ki Rock’n Dark Expres treni var da bulup getiriyorlar İstanbul’a. Dün Batı Yakası konserindeydim efenim, kendileri ile ilgili iki kelam etmek isterim.
Batı Yakası ortalığı 4 Gün Önce ile kasıp kavuradursun albümlerindeki her bir şarkı süper. Öncelikle hepinizin aşina olduğu 4 Gün Önce ile başlayalım kritiğimize;

25 Kasım 2009 Çarşamba

Ayrılık sonrası Kıvıl halleri

Öncelikle itiraf edeyim sudan çıkmış balık gibiyim. Ne yapacağımı, nasıl davrancamı falan daha karar vermiş de değilim, çelişki doluyum.
Bir yandan adam gibi bişey yaşadın, bitse de bundan sonra onun altına düşemezsin diyorum, sonra şimdiki halime bakıp bu aşktın ızdırabını biiip diyorum. Alkollüyken kendimi kontrol edemeyip dağıldım, şu alkole bi çeki düzen vereyim diyorum, bir yandan da kendini alkole ver diyorum. Bi yandan yılmadan baskıya devam diyorum, bi yandan beni istemeyeni ben hiç istemem diyorum. Onu geçtim Burak’a nasıl davranacağıma bile daha karar vermiş değilim. Hem hayatımdan çıksın istemiyorum hem de arkadaş olmak istemiyorum. Ya benimsin ya siktirip gidersin diyorum da ne olursa olsun görmeden, haber almadan, konuşmadan da yapamam diyorum. Hadi onu hallettik diyelim Burak’ın yeni bir şeye başlamasından acayip tırsıyorum.

23 Kasım 2009 Pazartesi

Ayağımı kaydıran albümler I

Yüxexes’in en sevdiğim bölümlerinden biri x’in ayağını kaydıran albümler bölümüydü hala var mı yok mu onu da bilmem de ben kendi listemi çıkartayım dedim :) Sırasızdır!

22 Kasım 2009 Pazar

Kırılmak için doğru zamanı bekle

Yine bir How I Met Your Mother konusu; Kalbinizin kırılması için ne kadar beklersiniz? İzleyenler konu ilerledikçe bölümü hatırlayacaklardır ancak alakası olmayanlar da bilmek isterlerse birinci sezonun son bölümünden bahsetmekteyim ben.

19 Kasım 2009 Perşembe

Herkessiz

Bazen düşünüyorum, bakıyorum hayatımdaki herkese, hangisi olmasa yapamazdım diye düşünüyorum, kimseyi bulamıyorum. Hayatımdakiler mi çok boş diyorum, hayır hayat çok boş… Zaten yalnız geldiğin hayatı niye biriyle sürdürmeye çalışıyorsun ki? Yalnızsın, dünyada daha büyük bir gerçek de yok üstelik.

Aşk Hiç Biter Mi?

Bitti demekle bitmiyor hiç bir duygu, hele ki aşk? Aşk hiç biter mi? Hala dönüp baktığınız, hatırladığınız yerler hafızanızda, aynı tazelikte?

15 Kasım 2009 Pazar

Din güzel bir şiirdir, Tanrı’yla kul arasında

Berduş’un lafını dinledik,yenilenme sürecine girdik. Hayırlı uğurlu olsun. Maddeler arasında arz-ı endam eden “Tiyatroya gitme” hadisesi için en uygun etkinlik olarak Ferhan Şensoy’u seçti berduş, 2019 oyununu seyretmek farz oldu gözümde. Oyunu Çağrı’yla birlikte gayet güzel de bir yerde izledik, sevdik, ustaya bir kez daha saygı duyduk.
Ferhan Şensoy’un gözünden 2019 pek iç açıcı değildi kaldı ki bizim gözümüzden de gelecek umut verici değildi.

11 Kasım 2009 Çarşamba

8 Kasım 2009 Pazar

Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim

Avrupa Yakası’nın bitişiyle dizi kültürüm How I Met Your Mother’dan ibaret oldu haliyle. Aşk-ı Memnu merakı da bitince kala kaldım ben de. How I Met Your Mother’ın 4. sezonda girdiği düşüşü hala toparlayamaması, 5. sezona harika bir açılış yapıp vasat seviyesinde seyreden bölümleri giderek sıkmaya başlasa da alışkanlık ve geçmişimizin verdiği saygıyla kendisini hala baş tacımız konumunda tutuyoruz tabii ki ama ’sadık’ izleyici Kıvıl artık How I Met Your Mother’ını aldatıyor :)

Tarihin tozlu sayfalarında bir kadın; Latife Hanım

Şimdilerde Çankaya’da kıçını yayıp oturan köşk sahibesi zamanında orda kimin yaşadığını bilir mi acaba? Kimin makamında gerici muhabbetler ettiğini, kimin makamını kızının düğünü için işgal ettiğini, kimin makamında türbanı özgürlük olarak nitelendirdiğini bilir mi? Bilmez, bilemez çünkü nasıl ki kocası Atatürk’ün makamını işgal ediyorsa onun karşı çıktığı fikirleri savunmak adına, o da Latife Hanım’ın anılarıyla dolu havayı soluyor her adımında. Onlar Atatürk’ü ne kadar anlayıp sevdi ki karısını anlasın? Mümkün değil. Sadece onlar değil bu ülkedeki hiçe yakın bir kesim anlamaz hatta bilmez bile. Okulda annesi, babası, kardeşi ezberletilir ama onun adı bile geçmez. Oysa ki o Kurtuluş Savaşı’nın ardından gelen en büyük savaşın oluşum simgesiydi, düşman kuvvetleri silahla yenen birliğin düşman fikirlerine karşı sembolüydü ancak ne o dönem yer verildi ona ne de sonra. Oysa herşeyiyle örnekti; Latife Hanım!

6 Kasım 2009 Cuma

Aşk yok mu diyorsun? “Yukarı Bak”

Facebook aleminin son gözde videosu hem dublajsız ve alt yazılı haliyle ilk sahnelerinin yer aldığı kısmı hem de aynı bölüme Teoman-Mavi Kuş ile Küçük Kız şarkısının montajlandığı versyonuyla UP filminin kareleri. Onlarınki video adının da yansıttığı gibi beşikten mezarar bir aşk hikayesiydi. Sonunda gittik, aşkı izledik.

4 Kasım 2009 Çarşamba

Kendinizden birşey bulmamanızı dilediğim bir film; Persepolis

Bayadır arıyor,merak ediyordum bu filmi ancak ne adını ne yönetmenini bilmeyince bulmak zorlaşıyordu. Tesadüfen bir karesinin fotoğrafını, daha sonra adını ve sonra da filmi buldum, izledim ve bayıldım. Gerçekten hariha olmuş herşeyiyle. Çizim tarzı ve görüntü kalitesi falan bir yana konusu başlı başına bir sinema devrimi. Sanatın her zaman gerçekleri göstermek için kullanılan bir silah olmasını sevmişimdir.

Böyle buyurdu berduş

1 Kasım 2009 Pazar

Bu iş zor yonca!

Türkiye hiç bir zaman ‘özgürlüğün ülkesi’ olmaz, olamaz! Bunun sebepleri kesinlikle tarihimizmiş, yok dış ülkelerin bize bakışıymış, yok oynanan oyunlarmış falan hiçbiri değil. Bizim kendimizi öldüren bir huyumuz var malesef; Biz farkı seviyoruz, hem de çok seviyoruz. ‘Farklıyım’ demeyen kimseyi görmüyoruz ancak gel gelelim farklı olana tahammül edemiyoruz.