22 Ekim 2009 Perşembe

Her şartta en iyisi; Cenk Han Alkaya!

Kolay değil en son Ağustos’da izlemiş olmak, hele ki aylardan Ekim gelmişse. Hergün konuşsak da dertleşsek de albümü baştan sona 3-4 kere dinlesem de onu canlı izlemenin tadını veremiyor bana hiçbirşey.
Konser haberi 8 Ekim’de bizzat Cenk abi tarafından veriliyor, hemen siteye haber veriliyor, heycan basıyor, gün sayılıyor. Konsere kadar afişler, bannerlar yapıyoruz, ben saniye başı etkinliği, klipleri falan paylaşıyorum, Facebook kilit noktasına geliyor :) O günler nasıl geçti anlatamam her takvime baktığımda “Geliyor Kıvıl”, “Az kaldı Kıvıl” diyorum kendi kendime…Herkeslere haber veriyorum bir yandan da, Sinan’ın doğum günü o gün, bana “Birşeyler yapalım” diyor, konsere gidicem gel diyorum. Sinan “Konserine gidicez bir bakalım neymiş” diyor bir iki klibi izliyor o gün akşam geldiğimde Cenk Han hastası olmuştu, virüs gibi bir kere girdi mi çıkmaz kandan, dinlediğinizde o virüse kapılmamanız mümkün değil (Adam gibi müziğe bağışıklığınız varsa orası ayrı).

Konserden 1-2 gün önce hafif hafif hasta olmaya başlıyorum, önemsemiyorum çünkü rahat bir 5 yıldır falan en kötü hastalığım burnumu silmekten burnumun acımasından öteye geçmemiş. Konserden 1 gün önce yataklara düşüyor, nane limon fondipliyor, “Yarına sağlam çıkmam lazım” diyip kendime psikolojik tedavi uyguluyorum. Konser günü geliyor, stajdayım öksürürken sadece boğazım acımıyor, resmen ciğerimi ağzımda hissediyorum. Sinan benden de beter durumda ama ikimiz de tutturduk gidicez konsere diye. O antibiyotiklere ben çaya kahveye saldırıp ayakta durmaya çalışıyoruz. Sinan bu savaştan galip çıkamadı, gününü evde yatak yorgan yatıp yatakta Cenk Han dinleyerek geçirdi. Ben mi? Ben tabii ki öksüre öksüre gittiğim konserden sapasağlam çıktım :)

İşin içine Balans adı girince insan JJ Balans ile karıştırıyor, karıştırmayın çünkü Brau, JJ Balansın tuvaleti bile olamaz. Sadece sahnesini görmek yeterli soğumak için. Normalde sahnesi yüksek ve biraz daha rahat hareket edebilinir bir genişliğe sahip olsa ideal konser izleme mekanım olabilirdi oysa ki,olamadı. Tanıtımın yapılmaması, Beşiktaş maçıyla konser saatinin çakışması, herkesin yatak yorgan yatıyor olmasıyla az kişiye verilen bir konser olsa da ne Cenk Han bozdu keyfini ne biz.

Dinleyiciler arasında Cenk Han Alkaya’nın Sodapop zamanından beri takipçisi olan bir grup varmış; 11 yıllık dinleyici. Bunun yanısıra Cenk Han Alkaya’yı ilk kez dinleyen bir grup vardı bu iki grubu neden belirttim; İki grubun da çooook çoooook eğlenmesi, program bittiğinde devaaaam tepkilerinden şunu söyleyebilirim ki bu adamı ilk kez dinleyen bayılıyor, bir milyonuncu kez dinleyen bıkmıyor! Konser sonlarına doğru baya bir coşan Cenk abi ve Gökhan abi(Gitarist) acayip bir atraksyon içine girdiler, bayıldım. Gitarla yaptıkları show unutulmaz, müthiş ve belleği dolan makinama küfür yağdırmama yetecek kadar çekilesiydi, belge yok!

Doyduğumu söyleyemem konsere 1 saat yetmedi bana, sabaha kadar çalsa gene doymam ben gerçi :) Albümün tamamı + bir Morrisey Irish Blood coverı ile konseri tamamladı ki normalde de bir iki şarkı daha çalıp inerdi en fazla zaten ama doymuyorum,doymuyorum,doymuyorum :)

Konserde tek olduğum için sıkılırım diye düşünürken Cenk abinin şu sıralar stüdyolardan çıkmama sebebi olan Tolga Abi’yle birlikte izledik konseri ama gördüm ki normalde konserlerde tek olmaktan nefret eden ben Cenk Han Alkaya konserinde tek olmayı kafaya takmıyorum, hatta tercih bile edebilirim bundan sonra. Zaten yanımda kim olursa olsun umrumda olmuyor, Cenk Han’ın karşısına geçip gözünün içine baka baka şarkıya eşlik etmek, arada kurulan göz temaslarıyla bakışmalarla işaretlerle telepatik iletişim kurmaya bayılıyorum, parazit yapmayın!

Konserin ardından Cenk Abi, sevgilisi ve dünyanın en tatlı sarışını Furkan abla, albümünü 4-5 gözle birden beklediğim dinlemek ve hemen yazısını yazmak için can attığım Tolga abi ve tabii ki grubun vazgeçilmezi Gökhan abiyle uzuuun uzuun muhabbet ettik, herşeyden :)  En az konser kadar keyifli olduğunu ekleyerek şu sonuca varmanızı sağlıyorum; Cenk abinin sahnedeki haline ayrı, dünyamdaki haline ayrı hayranım :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder