28 Ekim 2009 Çarşamba

Kıvıl vs Garfield

İnsan kendini gider bir romantik komedi karakteriyle,bir tarihi karakterle eşleştirir di mi? Ama bu Garfield aynı ben :) :)

Devler Ligi’ne bayıldım

Kadınlar için futbol sıkıcı, ilkel ve gereksizdir. Ancak son zamanlarda kadınların da futbola büyük ilgisi dikkat çekiyor. Ben oldum olası severim. Öyle her maçı izlemem falan ama Fenerbahçe’nin önemli maçlarını kaçırmam,derbi ya da kupa maçlarını mutlaka izlerim. Milli maçları da kaçırmıyoruz tabii ki :) Acun özellikle kadınların da izleyebileceği bir lig yaratmış; Show TV’deki Devler Ligi bence Acun’un en iyi işlerinden biri olmuş. Erkeklerin de kadınların da keyifle izleyebilecekleri bir futbol programı var sonunda!

26 Ekim 2009 Pazartesi

İşin Kıvıl ‘Taraf’ı

Taraf Gazetesi’nin arkasında 20 soruluk bir anket olur,sorular değişmez,cevap verenler değişir falan. Bir gün sıkıntıdan bir arkadaşla oturup kendi cevaplarımızı vermiş,gülmüş,eğlenmiştik

Türkiye’nin ilk USB albümü yolda

110 farklı tarzıyla çıktığı günden beri sevdiğim gruplar arasında yer alır. “Bitti mi?” adlı şarkısıyla çıkış yapan grup yükselişini hiç düşürmedi,kendine has kitlesini genişleterek yoluna devam etti falan filan.. Her neyse. Grup üçüncü albümlerini çıkartmak üzere,albümün adı “Sıfır” ancak bu sefer ilginç bir yolla çıkartıyorlar albümlerini. 3bin USB alan grup albümlerinin tamamını bu USB’lerde satışa sunacak.

“Bu albümle henüz işim bitmedi!”

Cenk Han Alkaya hayatını rock müziğe adamış bir isim. Hastalığım da malumunuz, Uzun zamandır sıkıldığımız klasik röportajların aksine onu yansıtıcak bir röportaj yapalım dedik. Kendi albümünden müzik piyasasına, gündem konularından resmi sitesine samimi bir röportaj oldu diyebilirim. “Gülmeyi Dene”ten adam; Cenk Han Alkaya

22 Ekim 2009 Perşembe

Her şartta en iyisi; Cenk Han Alkaya!

Kolay değil en son Ağustos’da izlemiş olmak, hele ki aylardan Ekim gelmişse. Hergün konuşsak da dertleşsek de albümü baştan sona 3-4 kere dinlesem de onu canlı izlemenin tadını veremiyor bana hiçbirşey.
Konser haberi 8 Ekim’de bizzat Cenk abi tarafından veriliyor, hemen siteye haber veriliyor, heycan basıyor, gün sayılıyor. Konsere kadar afişler, bannerlar yapıyoruz, ben saniye başı etkinliği, klipleri falan paylaşıyorum, Facebook kilit noktasına geliyor :) O günler nasıl geçti anlatamam her takvime baktığımda “Geliyor Kıvıl”, “Az kaldı Kıvıl” diyorum kendi kendime…Herkeslere haber veriyorum bir yandan da, Sinan’ın doğum günü o gün, bana “Birşeyler yapalım” diyor, konsere gidicem gel diyorum. Sinan “Konserine gidicez bir bakalım neymiş” diyor bir iki klibi izliyor o gün akşam geldiğimde Cenk Han hastası olmuştu, virüs gibi bir kere girdi mi çıkmaz kandan, dinlediğinizde o virüse kapılmamanız mümkün değil (Adam gibi müziğe bağışıklığınız varsa orası ayrı).

Konserden 1-2 gün önce hafif hafif hasta olmaya başlıyorum, önemsemiyorum çünkü rahat bir 5 yıldır falan en kötü hastalığım burnumu silmekten burnumun acımasından öteye geçmemiş. Konserden 1 gün önce yataklara düşüyor, nane limon fondipliyor, “Yarına sağlam çıkmam lazım” diyip kendime psikolojik tedavi uyguluyorum. Konser günü geliyor, stajdayım öksürürken sadece boğazım acımıyor, resmen ciğerimi ağzımda hissediyorum. Sinan benden de beter durumda ama ikimiz de tutturduk gidicez konsere diye. O antibiyotiklere ben çaya kahveye saldırıp ayakta durmaya çalışıyoruz. Sinan bu savaştan galip çıkamadı, gününü evde yatak yorgan yatıp yatakta Cenk Han dinleyerek geçirdi. Ben mi? Ben tabii ki öksüre öksüre gittiğim konserden sapasağlam çıktım :)

İşin içine Balans adı girince insan JJ Balans ile karıştırıyor, karıştırmayın çünkü Brau, JJ Balansın tuvaleti bile olamaz. Sadece sahnesini görmek yeterli soğumak için. Normalde sahnesi yüksek ve biraz daha rahat hareket edebilinir bir genişliğe sahip olsa ideal konser izleme mekanım olabilirdi oysa ki,olamadı. Tanıtımın yapılmaması, Beşiktaş maçıyla konser saatinin çakışması, herkesin yatak yorgan yatıyor olmasıyla az kişiye verilen bir konser olsa da ne Cenk Han bozdu keyfini ne biz.

Dinleyiciler arasında Cenk Han Alkaya’nın Sodapop zamanından beri takipçisi olan bir grup varmış; 11 yıllık dinleyici. Bunun yanısıra Cenk Han Alkaya’yı ilk kez dinleyen bir grup vardı bu iki grubu neden belirttim; İki grubun da çooook çoooook eğlenmesi, program bittiğinde devaaaam tepkilerinden şunu söyleyebilirim ki bu adamı ilk kez dinleyen bayılıyor, bir milyonuncu kez dinleyen bıkmıyor! Konser sonlarına doğru baya bir coşan Cenk abi ve Gökhan abi(Gitarist) acayip bir atraksyon içine girdiler, bayıldım. Gitarla yaptıkları show unutulmaz, müthiş ve belleği dolan makinama küfür yağdırmama yetecek kadar çekilesiydi, belge yok!

Doyduğumu söyleyemem konsere 1 saat yetmedi bana, sabaha kadar çalsa gene doymam ben gerçi :) Albümün tamamı + bir Morrisey Irish Blood coverı ile konseri tamamladı ki normalde de bir iki şarkı daha çalıp inerdi en fazla zaten ama doymuyorum,doymuyorum,doymuyorum :)

Konserde tek olduğum için sıkılırım diye düşünürken Cenk abinin şu sıralar stüdyolardan çıkmama sebebi olan Tolga Abi’yle birlikte izledik konseri ama gördüm ki normalde konserlerde tek olmaktan nefret eden ben Cenk Han Alkaya konserinde tek olmayı kafaya takmıyorum, hatta tercih bile edebilirim bundan sonra. Zaten yanımda kim olursa olsun umrumda olmuyor, Cenk Han’ın karşısına geçip gözünün içine baka baka şarkıya eşlik etmek, arada kurulan göz temaslarıyla bakışmalarla işaretlerle telepatik iletişim kurmaya bayılıyorum, parazit yapmayın!

Konserin ardından Cenk Abi, sevgilisi ve dünyanın en tatlı sarışını Furkan abla, albümünü 4-5 gözle birden beklediğim dinlemek ve hemen yazısını yazmak için can attığım Tolga abi ve tabii ki grubun vazgeçilmezi Gökhan abiyle uzuuun uzuun muhabbet ettik, herşeyden :)  En az konser kadar keyifli olduğunu ekleyerek şu sonuca varmanızı sağlıyorum; Cenk abinin sahnedeki haline ayrı, dünyamdaki haline ayrı hayranım :)

21 Ekim 2009 Çarşamba

Tarihimizdeki “Kelebek Etkisi”

The Butterfly Effect filmi herşeyden öte teorisiyle izleyenlerin ağzını bir karış açık bırakmış bir filmdi. Teori basit ancak gözardı ettiğimiz bir gerçekten ibaretti; bugün yaşadığın çok basit bir olay yarınını kökten sarsar. Filmin giriş sahnesindeki açıklama çok daha etkileyicidir; “Bir kelebeğin kanat çırpışı gibi küçük birşey;tüm dünyanın yarısını dolaşacak bir tayfuna neden olabilir…” düşündüğünüzde bu teorinin hayatın her alanında böyle olduğunu görebilirsiniz. Son bir kaç gündür kafamı kurcalayan bir kaç tarihsel tercihimizde olduğu gibi. Bence tarihimizde “Kelebek Etkisi” yaratan olaylar!

20 Ekim 2009 Salı

Sadece çiftken keyifli işler

How I Met Your Mother’ın sürekli değindiği bir konu var efendim; çiftler neyi niye yapar? neler yapmak ister. Kavram şöyledir: Bekar zamanlarda yapan çiftleri gördüğünüzde burun kıvırdığınız ancak çift olduğunuzda yapmaya can attığınız,aslında ziyadesiyle gereksiz ve saçma olan hadiselerdir :) İşte benim yaptıklarım/istediklerim yani “saçma çift işlerim”

18 Ekim 2009 Pazar

Sinemanın kalbi ‘Altın Portakal’da DURUYOR!

Dünyada olduğu gibi bizde de sinema sektörü ikiye ayrılmış durumda; festival filmleri ve filmler. Festival filmi denildiğinde aklımıza ilk gelen sıkıcı, kasvetli, ağır işleyen filmlerdir ve tabii ki bu filmler gişe başarısından çok aldıkları ödüllerle konuşulur. Bir yandan da festivallerde ödül alamayan ama çok beğenilen, gişe başarısı olan filmler vardır. Bunların çoğu “çerezlik” olarak tabir edeceğimiz eğlencelik filmlerken içlerinde gerçekten çok güzel mesajlar olan, gerek oyunculuk gerek yönetmenlik olarak döktürmüş filmler de yer alır ancak o filmler genelde ödül almazlar.

13 Ekim 2009 Salı

Yamyam Yazarlık

Ayşe Özyılmazel’in yazısında gördüm bugün bu cümleyi, o da Haşmet Babaoğlu’nun yazısından görmüş hoş Haşmet Babaoğlu da Bodo Kirchoff’un ‘Kum Adam’ romanından görmüş neyse ya niye uzattım ki bu kadar :)

Kadınları doğru ve etkileyici anlatıyorsa, kendi hayatında onları ezdiğinin kanıtı sayılmalıdır bu! Bu bir yazarlık becerisinden çok bir tür yamyamlıktır. Belli ki, kadınların acısı ile beslenmiş adamdır!

Nasıl yani? Şimdi kadınları bu kadar iyi anlatan onca erkek yazar aslında kadınların acısıyla mı besleniyormuş? Abooo,olay!

12 Ekim 2009 Pazartesi

I was fine before you walked into my life

I was fine before you walked into my life
sen hayatıma girmeden önce iyiydim
Cause you know its over
çünkü biliyorsun bitti
Before it began
başlamadan önce

Haydı Kıvıl savaşa!

Yaşasın birbirini vurmanın yasal olduğu zararsız savaş ortamı! Yıllardır içimde ukte olan paintball arzum sonunda gerçekleşti iyi ki varsın Kampist!

7 Ekim 2009 Çarşamba

İyi ki doğdun, iyi ki oldun

Bugün Begüm'ün eniştesi,annemin damadı,benim herbişeyim Burak'ımın doğum günü :) Lanet olası IMF yüzünden aşkımız sekteye uğrasa da turşucunun ikramı turşu suyu hesabı benim hediyem de bu olsun :)

5 Ekim 2009 Pazartesi

Yalnız bir gece tuhaf bir eğlence

Güya bu Cumartesi iki kişiyle buluşacaktım (bkz: Cüneyt, Sinan) ikisi de satınca sap gibi kaldım peki ne oldu bugün (3 Ekim)?

3 Ekim 2009 Cumartesi

Ayrılık sonrası kadın sığınma evi; Funhouse

Boşanmış bir kadından beklenecek davranışlar genelde ağlama,zırlama,yas tutma gibi şeylerdir. Erkekse boşanmasını gece striptizcilerle kutlayabilir,bir sorun yoktur. Klişetör hatunum Pink boşanmasının ardından çıkarttığı Funhouse albümüyle bir kilişeyi daha yerle bir etmiş bulunmakta,seviyoruz kendisini.

Önce bir ön bilgi verelim Pink ve eski eşi hakkında da şarkıların anlamı güçlensin :) Şimdi Pink'in eşi motorsiklet yarışçısı, şimdi bu yarışçıların yardımcıları yarışın belli yerlerinde bunlara kartlarla yarış hakkında bilgi veriyorlar. Kaçıncı olduklarını, kaçıncı dönüşte olduklarını ya da durumlarıyla ilgili yani artık geçemeyeceksin boşver gibisinden notlar yazıyorlar. Bir yarışta Pink bu kartlarla o zaman sevgilisi olan eski eşine evlenme teklif ediyor ve öyle evleniyorlar :) Şimdi gelelim Funhouse albümüne. Önce klip sırası;

Mahkeme kararıyla kendinize erişim engellenmiştir!

Canları sıkıldıkça erişim yasaklayan ve her yasağa da aynı kulpları takan (Bkz: Telif hakkı, Atatürk’e hakaret) işgüzar hükümetimizin son yasağı gülme krizine sebebiyet vermekte. Facebook üzerinden en çok oynanan uygulamaların sahibi olan Zynga‘ya erişim engellenmiş ama hala kulp bulunamamış.

2 Ekim 2009 Cuma

İyi ki varsın Kampist!

İnternetin artık el atmadığı bir alan yok, internet direk birşeye el atmıyor tabi kullanmayı bilen aklı başında insanlar gerekli olan yerleri buluyor. En çok müzik sektöründe etkisini hissettiğimiz, yeni grupları keşfettiğimiz internetin en büyük nimetlerinden biri kesinlikle Kampist.

Foça Rock Festivali öncesinde tanıştığım Burak Saral’ın yürüttüğü bu site ve organizasyonları takip etmenizi öneririm zira hayalini kurduğunuz ama ekip arkadaşı, yer ya da cesaret bulamadığınız etkinliklerin içinde bulacaksınız kendinizi geçmişte yaptığı paraşüt eğitimi bu ay içinde yapacağı paintball etkinliği gibi. Bunun yanı sıra hafta sonları için güzel kaçamak kampları da olmakta.

Paraşüt eğitimine gitmeyi çok istemiştim ama malesef kaçırmıştım. Paintball etkinliğiniyse kesinlikle kaçırmaya niyetim yok zira yıllardır hayalini kurduğum ama ekibi bir türlü kuramadığım bir hadise. Bunun yanı sıra yakınlarda bir ATV safari ve Buz pateni etkinliği var gene ikisi de yapmayı isteyip de ertelediğim hadiseler işte sırf bu yüzden; İyi ki varsın kampist

Koç kadını olmak

Zor iştir koç kadını olmak bu devirde ve bu ülkede, kendim koçum ordan biliyorum.

Koç kadını nasıldır, işte benim gibidir tamamen hani bazı insanlar burçlarının sevdiği özelliğini alır da ötesine karışmaz ya ben de yok öle bişey olumlu olumsuz herşeyimle koç hatunuyum ben :)

Kıvıl’ın cismi mutluluk listesi

Mutluluk hem maneviyatta falan filan tamam ama paranın satın aldığı mutlulukları da es geçmemek lazım; işte cismi mutluluk listem yani mutluluk veren, satın alınabilinir/yapılabilinir şeyler :)

1 Ekim 2009 Perşembe

Silahlı ve tehlikeli “Kaçak”lar


İstanbul FM’den hastası olduğum DJ Büşra ve harika programı Büşra ve Ruj ile başlayan Büşra aşkı, akabinde Büşra’nın o seneki Nokia Supersound yarışmasında büyük ses getiren Ali Seval’le çalışması, ardından Ali Seval’in yarışmanın diğer güçlü adaylarından Övünç ile ortaklığıyla keşfettim Kaçak grubunu. Aylin Aslım’ın verdiği sınırsız destek ve nihayetinde gelen Övünç-Aylin ortaklığı ile Kaçak iyiden iyiye merak uyandırmaya başlamıştı akabinde Aylin Aslım’ın şarkı sözü ile desteklediği Hande Yener ve Ali Seval’in ortak çalışması Ne Rüyası? geldi lakin kuşkusuz iki elemanın da çalıştığı onca kişi arasında benim favori projem Esin İrisle yapılan Slolgan Yok çalışması. Ali Seval’in sert rap vokali, arkadaki sert gitar tınıları,Övünç’ün brutal vokalleri,Esin’in gerek klipte gerek vokalde sergilediği hem eleştirici hem de takmayan halleri ise hatunu daha da bir sevilesi kılıyor. Myspace adreslerinde diğer şarkıları da mevcut,bence bir kulak kabartın zira sırayla dinlerseniz sonundaki Ayrılık Şarkısındaki tepkiniz; “Bunu aynı adamlar mı yapmış?” olacaktır.

Grup slow şarkılarda çok başarılı, "Ölünür de" ve "Ayrılık Şarkısı"nda olduğu gibi ama bunun yanı sıra Türk rock müziğin sert grup ihtiyacına yetecek kadar da sağlamlar. Şarkı sözleriyle, müzikleriyle ve çifte kavrulmuş vokalleriyle geleceği en sağlam gruplardan biri. Yeni demek için geç eski demek için erken her türlü şahaneler.

Kendi tarzları keskin olsa da projelerde yer almaları ve değişik tarzlarda kişilerle çalışmaları grubun rengine renk katacaktır kesinlikle.

Albüm lansmanında gerek kendi şarkılarıyla gerekse coverlarıyla gecemizi şenlendirmiş, bağımlılık yaratmışlardı. Daha sonra albümlerini aldığımda bunun sadece sahnede kalan bir büyü olmadığını gördüm, gerçekten müthişler.

İki ayrı vokal ve solo işler yapan grup elemanlarının oluşturdukları gruplar pek tat vermez aslında hepsinin diğer işlerine gider kafa ortak paydada birleştirilmez ama Kaçak hem farklı işlerde boy gösterip hem de sahneye çıkıp Kaçak olabiliyor.

Eklemeden olmaz; Silahlı ve Tehlikeli adlı şarkılarıyla siyasi ya da güncel olaylarla ilgili kendi kendime ahkam kestiğim bölüme de adlarını verdiler; Klavyeli ve Tehlikeli :)

Uzun bir aşk hikayesi; How i met your mother

Beşinci sezonunun ikinci bölümünü geçtiğimiz Pazartesi günü yayınlayan How I Met Your Mother hakkında bir yazı yazmamak olmaz. Sevdiğim, sevmediğim, kızdığım, hoşlandığım herşeyi yazıp duruyorum onu es geçemem :)