10 Ağustos 2009 Pazartesi

Fest-i Günlük (Rock Tatili)

Festivale kadarki gitme macerasından başlayayım,festivalde de günü gününe güncelleyeyim fotoğraf ekleyeyim dedim. Festival bitene,biz de sağ salim dönene kadar ana sayfada sabit duracak öyle girip birşey yazmamış diyip çıkmak yok :) Gelecek olan varsa yorum kısmına birşeyler yazsın :)

Bundan 5-6 sene önce Rock'n Coke ile başlayan kamplı,çadırlı büyük festival rüzgarının bence en güzeli eski adıyla Zeytinli Rock Festivali,yer değişikliğinden dolayı adını Rock Tatili yapan festival yılın en büyük müzik festivali olacak kanımca zira Rock'n Coke hüsranı müzik severlerin kursağında kalan festival aşkını tam tatmin edebilmiş değil. Nasıl etsin ki? Linkin Park dışında ekstra bir numarası olmayan,yoluyla ve mekan planıyla işkence haline gelen (Bkz: Patavatsız Köstebek'in yazısı) festivalden dönüp de harikaydı,süperdi diyen duymadım. (Aylin konseri etkisinde kalan ve üstüne de Iphone kazanan Oci hariç :P

Her neyse Rock Tatili adı üstünde deniz kenarında yer alan,hem tatili hem müziği bir arada yaşatan,plajında rock beach olan,amatör grupları keşfetme imkanı veren şapşahane bir festivaldi. Kapıdan çıkıp kurulan standlarda yemeğimizi yer içkimizi içerdik falan. Ancak bu sene yarım ada şeklinde bir plan yapmışlar ve çevrede orada yaşayan kişilerin açtığı standlar olmayacakmış,olsun içerde de çok pahalı değildi zaten :)

Çıkacak gruplara gelirsek etiket balonunda da görüldüğü üzere içimdeki Cenk Han Alkaya aşkı bambaşka :) Bu yüzden zaten çok sık konserine denk gelemediğim canım abim benim için en önemli performans. 10 küsür yıllık hastalığım Teoman,son yıllarda en beğendiğim albümlerden birinin sahibesi Yasemin Mori, yeni albüm konserinin adam gibi bir konserine denk gelmediğim Duman,amatör zamanlarından özellikle Hayat ve Aşk şarkısını çok beğendiğim Cin Seddi, canlı performansını hep merak ettiğim ve tabii ki çok sevdiğim Çilekeş, geçen sene denk gelebildiğim sayılı konserlerden biri olmasının yanı sıra en çok eğlendiğim ve beğendiğim konsere imza atan Ogün Sanlısoy, canlı performanslarda Türkiyenin en tecrübeli isimlerinden olan Pentagram,Kurban ve Mor ve Ötesi, son yılların en güzel aşk şarkılarına imza atmış olan Yüksek Sadakat, her ay "gidelim" diyip de gidemediğimiz Öztürk ve tabii ki Eurovision başarısıyla dünyaya rock müzik dinleyenlerin azınlık değil çoğunluk olduğunu kanıtlayan Lordi

Benim merak ettiğim gruplar ve performanslar bunlar bunların dışında özellikle Myspace sahnesini dikkatle takibe alacağım kesin. Uzun zamandır amatör ruhlu profesyönel işler dinlemiyordum :)

Maaşımı hala tam alamayışımı ve sevdiceğim,yavrucağımın izin işini %100 halletmemiş olmasını da işin içine katmazsak bir sorun yok.

Kiralamayı düşündüğümüz 18+1 minibüsün kiralanması da başka bir sorun. Minibüs işi yattı gibi geliyor bana bundan sonra önümüzde iki seçenek var ya İnanç ve Begüm'le beraber Kamil Koç'a takılacaz(11'inde yola çıkıyoruz :P ) ya da Rock Otobüslerine takılıcaz.

10 Ağustos/İstanbul

Normal planımızın gerisindeyiz,dün akşam yola çıkmış olmamız gerekiyordu, hala İstanbul'dayız. 9 saatlik yol ve konserlerin başlangıç saatlerini göz önünde bulundurursak en kötü ihtimalle yarın 9 gibi yola çıkmamız gerekiyor. Şu an kaçırmayı göze aldığımız konserler var. İlk gün Çilekeş'e yetişme derdindeyim şu an. Lordi kaçmasın da.. Festival alanına giriş yapmış bir arkadaşımdan mesaj aldım bugün. "Geldiniz mi. Eğer gelmediyseniz kesinlikle gelmeyin mekan çok kötü" yazıyordu mesajda. Durun ya daha gitmeden soğutmayın. Yerinde tespit etmeden birşey demek istemiyorum ama arkadaşımın söylediğine göre İngiliz Burnu tamamen taş ve eğimden oluşan bir alanmış. Sahneleri beğenmemişler,geçen seneki gibi değilmiş. Şimdi doğruya doğru geçen seneki yer güzeldi,gölgelikler falan iyiydi. Plajıydı falandı filandı güzeldi. Foça'da plajlar da dail her yer taşmış ve çadır kurmakta bile zorlanmışlar özellikle eğim yüzünden. Battaniye,mat falan derken taşlar halledilir ama eğim konusunda abarttığı gerçeğine sığınmak istiyorum. Şu an bir kamp bölümü açılmış,o dolarsa ikincisi açılacakmış. Kapıların bugün 10'da açıldığını ve festivalin yarın resmen başlayacağını unutmadan konuşmak gerekirse ikinci bölüm açılır diye düşünüyorum. Bunun yanı sıra gölgelik alan ile ilgili büyük sıkıntılar varmış. Yayınlanan festival planında barlar,standlarla bu eksiklik giderilecekti ancak şu an gelenlere bile yetmiyorsa akşama kadar,yarın ve günü birlik gelecek olanlarla gölgelik ciddi sıkıntı olabilir. Ama hala gitmeyi düşünenler için şu iki mutlu haberi vermek lazım; 1)Deniz harikaymış 2)Konserlerle ilgili henüz bir sorun gelmedi kulağıma :)

12 Ağustos/İstanbul

ve sonunda gidiyoruz. Siz bu satırları okurken eğer saat 11'i de geçiyorsa ben Foça yollarındayım demektir. Festivalin başladığı gün yola çıktığımız için tabii ki kaçan konserler de olmayacak değil. Saat 8-9 gibi İzmir'de oluyoruz Çilekeş'e kıl payı yetişebiliriz belki ama Lordi için hiçbir tehlike yok zaten ilk gün programında izlemek istediğim üç beş grup vardı :) Cumartesi günü Cenk Han Alkaya çıkacak son anda belli olduğu için tshirtü anca söyledik yarın yapılsa cuma yola çıksa cumartesi elimizde olur herhalde. Adres tarifinde de öldük bittik son olarak Yurtiçi Kargo'nun Foça şubesini akıl edebildik. Buluşmaya yetişmese bile en azından konsere yetişmesini umuyorum (Nolur buluşmaya da yetişsin :P ) Sonuç olarak hem Hale'mi tekrar göreceğim için hem de Aslıhan ve Gizem'le sonunda tanışabileceğim,yüz yüze olabileceğim için mutluyum. Cenk Abi'yi hem tekrar görmek hem tekrar izlemek de harika olacak en son 18 Mayıs Hayal Kahvesi konserinde görmüştüm onu,çok özledim.... Her neyse millet orada internet cafe varmış,sizi yalnız bırakmıycam siz de bu festivalde falan filan diye takibi bırakmayın :) Hepinizi öpüyorum :)

13 Ağustos (2:27)/İstanbul(Son kez :P )

Vapurdayız,otobüs şahane,film izleye izleye gidiyoruz. Burak işten çıkıp geldiği için yorgun,haliyle uyuyor. Laptobumu almadığım için çok pişmanım zira kablosuz internet var otobüste. Tekrardan "sigara yasağının aq" demek istiyorum. Vapurun açık alanlarında bile yasak,zaten mola falan hak getire kaç saattir içemiyorum.

13 Ağustos 12:57 Vapur

Yolculuk giderek sıkıcı bir hal almaya başladı 9 saattir yoldayız. Artık Foça'ya ulaşmak kaldı

13 Ağustos 20:12 Bornova/İzmir

Eski Foça minibüsüne bindik bizim gibi bir kaç festivalci daha var. Festival başlıyor

13 Ağustos 30:32 İzmir Terminal

Çadır için yer bulmakta çok zorlandık,ikinci kamp alanından deniz ve uçurum kenarı bir er bulduk. Rüzgar ve beceriksizliğimiz sayesinde yardıma ihtiyacımız olduğunu anlayan bir arkadaşın sayesinde çadırı emaneten de olsa kurduk,gidip uyku tulumumuzu,çadır kilidimizi aldık ve artık festivali bizim için resmen başlattık. Pentagram'ın kaçması Burak'a,Çilekeş'in kaçması da bana koydu. Yemeğimizi falan yedikden,biramızı içtikden sonra festival alanına gittik. Lordi çıkacaktı ama daha da vardı aslında yorgunluktan da ölüyoruz ama gidip çadırın uçtuğunu falan görmemek için oyalanıyoruz desek yeridir. Yorgunluğumuza yenilip gittik,arıyoruz o karanlıkta çadırımızı bir el feneriyle. Dedim "En bozuk olan bizim çadır" dediğim gibi de çıktı zaten arkadan rüzgarı yiyen, önden yay gibi gergin çadırımızın yanına gittiğimizde komşular da pek bir sevindi bizleri gördüğüne. "Biz de sizin çadır ne zaman uçacak diye merak ediyorduk" dediler ama uçmaz ben sağlamlaştırdım onu. Çantalarımızı dört bir uca öyle bir yerleştirdim ki hayatta uçmaz :) Yarın çadırın altını falan temizleyip taşlarla sabitleştiricez. Ben bunları yazarken de Lordi sahneye çıktı. Ama biz uyumaya niyetliyiz.

14 Ağustos 02:15 Foça/Çadır

"Blood Red Sandman" sesine dayanamadım ve Lordi'yi izlemek için yol aldım. Harika bir sahneleri var. Her şarkı sonrası sahneyi boşaltmaları biraz sinir bozucu tabi ama o arayı doldurdukları tiyatral şovlarına hayran kaldım. Mistress Pain(Klavye/geri vokal) romantik bir klavye solosu atarken sahneye çıkan iki zombinin dansı Ölüm bizi ayırana kadar'ı çürütecek nitelikteydi :) Basit ama hoş şovları vardı; İki zombinin savaşı ve süper kafa kesme sahnesi,Firavun'un laneti,Kasap Mr Lordi ve avladığı canavarın koluyla yaptığı ilginç eylemler,duman çıkartan kafa tası ve oyuncak bebek... Beklenenden çok daha fazla kaldı Lordi grubu. İlk gün olması,o kadar yorgunluk falan derken ben Hard Rock Hallelujah ile gecenin finalini yaptım. Benden sonra da devam etti konser ancak yapabileceğim birşey yok o kadar dayanabildim. Yine de eklemek istediğim özel birşey var o da alanda Lordi'yi izleyenlerin kesinlikle Lordi'ye karşı kayıtsız olmaları yani "Amaaan! Yemişim Lordisini" havasında çok kişi vardı fakat başta Mr Lordi ve Mistress Pain olmak üzere bütün grup elemanları o kendilerine kayıtsız duran izleyicileri bile parmaklarında oynatmayı başardı. Tek bir hareketleriyle herkesi kukla gibi oynattılar. Ayrıca performanslarıyla ilgili söylemek istediğim ekstra bir durum da alanda o kadar kişi varken bile şarkıyı sadece sana söylüyorlarmış gibi bir his uyandırmaları,bu bence herkeste olmayan bir artı. Ayrıca o kostüm ve makyajlarla nasıl şarkı söyleyebildiklerini ve ensturman çalabildiklerini anlayamadım,bu yüzden de bir artıyı hak ediyorlar. En azından o kostümler onların bir anlamda da işlerine verdikleri önemi gösteriyor tıpkı sahnede yaptıkları küçük oyunlar ve sahneledikleri dramalar gibi. Mr Lordi'nin dediği gibi; "See you later to hell"

14 Ağustos 03:10 Foça/Çadır

Çadırımızı daha da sağlamlaştırıp,altındaki taşları temizledikden sonra kendimizi sahile attık,hala da sahildeyiz. Deniz bir harika,tertemiz. Ayrıca müzik şahane her kim çalıyorsa eline koluna sağlık demek istiyorum. Türkçe Rock Beach'e hoşgeldiniz :) Biz zaten adalara gittiğimizde çalan pop şarkılarından rahatsız olup Rock Beach yapalım demiştik,festivalde bulduk :) Yalnız her yerin taş olması artık benim canımı sıkmaya başladı :) Ayağımda deri kalkması olduğu için komple sardırdım bugün ve yarın için deniz bitmiştir denilebilinir :) Festival programına bakıp Öztürk performansına kadar boş olduğumuza kanaat getirip kendimizi festival alanının dışına attık. Yemeğimizi muhteşem bir esnaf lokantasında yedik. Yemeklerinin muhteşemliğine değinmek istiyorum. Bir kere malzeme bambaşka,ben böyle güzel domates,patlıcan yemedim. Ben ki yemeğin içinden o domatesleri ayıran kişi o domateslere nasıl daldım :) Elemanları ayrı bir matrak,herkese özel muamele bildiğin esnaf :) Biraz dolaştık ettik ben size bunları yazmak için(Elimde defterle dolaşıyorum alanda saati saatine yazıyorum herşeyi),Burak da bilet almak için internet kafeye geldik şimdi. Bu akşam ki Öztürk,Ogün ve Duman konserlerinden çok ben yarın için heycanlıyım. Canım abim Cenk Han Alkaya'nın performansı yarın. Onu sahnede tekrar izlemek sabahtan beri dilimde. Durup durup "Yarın Cenk Han vaaar" diyorum,sevgilim bıktı :) Bol bol fotoğraf çekiyoruz merak etmeyin ama USB yanımızda olmadığı için fotoğrafları daha sonra sizlerle paylaşıcam :)

14 Ağustos 18:04 Foça/İnternet Cafe

Tam da "Bugün merkeze inmeyelim" demişken gelen tshirtün geldiği haberiyle atladığım gibi merkezde aldım soluğu. Arkadan hızıma yetişmeye çalışan ve tozuma,dumanıma bulanan Burak da merkeze ulaşınca başladık Hale'yi beklemeye. İki el tavla atmışkene yarım saatte bir arayan ve "Ordayım" dediği halde bir türlü orada olamayan Hale sonunda orada olmayı başardı ve yanımıza teşrif edebildi. Dünya tatlısı ablası,en az ablası kadar tatlı kendisi ve şirin arkadaşları ile aynı masayı paylaştırma onuruna laik gördüler bizi :) Her neyse saat ikiden yediye kadar falan merkezde Cenk abiden haber bekledik de haber gelmedi biz de bastık gittik konsere. Alanda Begüm ve İnanç'la buluştuk,gelişen kabilemizin içinde mutlu mesut muhabbetlere daldık. Yasemin Mori konseriyle başlayan festival havamız eğlencede had safhasına gelmişken üçlü kız grubumuz Begüm,Hale ve ben coştukca coştuk. Yasemin'i pek sevmeyen sevecen Begüm de şahane fotoğraflarını çekti,pek bi güze de kıvırdı. Yasemin görmeyeli performansını düşürmüş yalnız. Tamam eğlendik falan da o tamamen şarkıdan kaynaklı bir eğlenmeydi.Sesinin yetmeyeceği atraksyonlara girişme çabalarına rüzgarın da darbesi eklenince baya bir kastı kendini. Bence çok zorlamaması,sakin takılması daha da yararımıza zira bazı yerlerde sesi çok çok rahatsız edici.Yasemin Mori'nin her şarkı arasında "Hadi Cenk Han'a geçelim" sersenişleriyle bitirdik Yasemin'in konserini. Myspace sahnesine gidip hem fotoğraf çekmek için hem de güzel güzel eğlenmek için yerimizi aldık. Hale yanımda,Hayriş arkamda,Burak çaprazımda derken MJ göndermesi kostümüyle Cenk Han Alkaya sahneye çıktı. Kısa bir MJ showundan sonra şapkasını çıkarıp özüne döndükden sonra iş artık kalabalığa kendini göstermesine kalmıştı ki Cenk Han bunu o sahnede en iyi yapanlardan biriydi kesinlikle. Kurban için yer tutmaya çalışan kitleyi bile kendisine çekmeyi başardı. Pek çok kişi şarkıları bilmeden ritim tutup kendisini şarkılara bıraktı. Festivale gitmeden bir gün önce siparişini verdiğim,konser günü almak için kendimi yırttığım ve zar zor elime geçen Cenk Han Alkaya tshirtümü Cenk Han da gördü ve sahneden telepatik muhabbetimizin ardından konser kaldığı yerden devam etti. 3. günü olmasına rağmen ilk kez bir konserde en önde olmalıyım diye kastım,bütün şarkılara eşlik ettim,bağıra çağıra söyledim,yeri geldi dans ettim,çok güzel de eğlendim. Konserden önce şarkıları bilen 5-6 kişiyken konser bittiğinde kitlesi 3 katına çıktı desem yeridir.

Ufak bir göz temasıyla sahne arkasında yerimizi aldık konserden sonra. Öpüşüp konuştukdan sonra güzel güzel fotoğraflarımızı çektik,abimizi uğurladık ve Kurban'a geçtik. Bendeki yüksek konser aşkını 3. günde gören Burak bunun kalıcı birşey olduğunu sanmış olacak ki tuttuğu gibi beni konser alanının ortasına sürükledi. Zaten 3 günde deniziydi taşıydı ayağımda deri kalmamış,üstüne Cenk Han'da o kadar zıplamışım çekemem ben dedim sahile indim. Begümleri havada ararken karada bulup sahilde güzel güzel Kurban dinlerken gelen "Tuborg çadırındayız" mesajıyla fırladık Hale-Hayriye kardeşlerin yanına ışınlandık. Mor ve Ötesi konserine kadar oturup havadan sudan,ondan bundan konuşarak Anemi'ye geldi sıra. Myspace sahnesinde kapanış grubu olmayı kesinlikle hak etmeyen hatta bence müzik kariyerine nokta koyması gereken bir grup. Taaa amına koyayım dışında yapabileceği başka birşey yok malesef. Yaptığı coverlarla seslerinin,müzik bilgilerinin olmadığını yeterince kanıtladılar bundan sonra ancak onun bunun amına koyarak yol alırlar da bu piyasada onlarınkine de koyarlar gibi geliyor bana gerçi bu piyasada işler belli olmaz. Anemi işkencesinin ardından Mor ve Ötesi kulaklarımızın pasını sildi sağolsunlar ancak gene yarısını çadırdan izlemek zorunda kaldık :) Olsun çok güzellerdi onlara teşekkürlerimizi iletiyorum burdan,Anemi sonrasında çok iyi geldiler bize.

15 Ağustos Foça

Gelelim festivalimizin son gününe. Bu gün aynı zamanda festivalin en manyak,matrak ve eğlenceli günü olmaktadır. Saat 2 gibi çadırımızda derin uyku çekmekteyiz çünkü akşam Teoman var ve sonuna kadar kalmamız için ara uyku şart. Telefonum çalıyor,açıyorum. Arayan Gizem "Geliyorum" diyor tamam eyvallah buyur gel diyor ve festival alanının dışına doğru yürümeye başlıyorum ama gelen giden yok. Arıyorum "Bilmem kimin yerindeyiz"(Adamın adını unuttum yav. Taksiciye soruyorum yürülür mü? Yürülmez diyor "Abi bir arkadaşı alıp gelicez 10 TL'ye git gel yapalım" diyorum "Tamam" diyor taksici amca da. Yol hakkatten de yürülecek gibi değilmiş orası ayrı ama bir yandan da giderken muhabbet ediyoruz taksici amcayla. "Foça,Foça olalı böyle festival görmedi" diyordu. Zaman zaman ufak tefek belediye etkinlikleri olurmuş onlara da en fazla komşu ilçelerden gelen olurmuş. Taksici amcadan yola çıkarak konu içine sokuşturmak isterim ki Foça halkı bizi çok sevdi. "Hareket geldi" diyen teyzeler de vardı,"Bereket geldi" diyen esnaflar da hoş bir de "Bok vardı da geldiniz" diyenler de vardı :) Her neyse biz kendi adımıza Foça halkını pek bi sevdik...

Gizem'i alıp döndükden sonra giriş bölümünün hemen önündeki kafede oturup biralarımızı içerken, öyle havadan sudan muhabbet ederken o su muhabbeti nasıl koyulaştıysa artık Gizem festivale yüzerek girebileceğini iddia etti. "Manyak mısın lan?" diye sordum kendisine "Yaparım" dedi. E hadi tamam öyle olsun dedik kalktık. Giriş noktasının yaklaşık 5 metre önündeki yolumsu şeyden denize indi, üstünü başını çıkarttı(bikinisiyle gelmişti zaten",çantasına dolupturup bana verdi. Bende bileklik var havam batsın,ben kendi çantammış gibi geçtim Gizem'i bekliyorum. 30 metre kadar rahat rahat yüzdü,ortalık sakinleştiği için ben de çık dedim ve festivale böylelikle kaçak bir giriş yaptı. Kendisini burdan tekrar tebrik etmek istiyorum. Ancak içeride de yakalanmaması lazımdı biz de bu yüzden birbirimize sarıla sarıla yürüdük ki bilekliği olmadığı görünmesin :) Ben zaten denize açım,girecek adam yok diye adam gibi yüzemiyorum kaçırır mıyım Gizem'i? Yemek bölümüne oturttum bir güzel de tembihledim ben bikinimi giymeye gittim. O arada bir güvenlik görmüş,Gizem'in karşısında oturan çocukları tanıdığı için ses etmemiş,ben gelene kadar bu iki grup zaten kaynaşmış. Ali ve Burak, Gizem'in giriş hikayesinden çok etkilendiler,deniz kızını bir de kendi sahasında görmek için bizimle sahile indiler. Yalnız bu Foça denizi bana yaramıyor ey okur. Ben Marmara insanıyım gelemem öyle tuza buza. Festivalde alkol tüketmememin birinci nedeni de bu denizdir zaten. Nasıl bir kimya,nasıl bir karışım o öyle dalıyorum,çıkıyorum ve Leyla mod on :) Her neyse bizim deniz kızı formundan birşey kaybetmediğinden dalıp çıkıyor kendi çapında,ben ayakta duramıyorum. Yalnız o denizden sonraki sigara yok mu off. Sigara içmemden,içilmesinden bile nefret eden sevgili sevgilim Burak bile denizden sonra yakar bi tane hoş o denize de girmiyor :D :D Ali ve Burak'la birlikte Gizem'i geçirmek için festival alanının baya bi dışına kadar yürüdük,onlar da yemek için çıkacaklarmış zaten. Sonra oturduk metal müzik ile başlayan müzik ziyafetimiz TSM ile son buldu. Gizem'i anasına emanet ettik biz geri döndük,festival alanında ayrıldık ben de tesadüf sevgilimi karşımda buldum. Aynı zamanda bir yandan da geçen sene gene aynı festivalde tanıştığımız canım cicim Kıvanç'ım aramakta ee karnım da aç ben bu trafiğe gelemem arkadaşım :) Yemeklerimizi aldık oturduk Kıvanç'ı bekliyoruz, Kıvanç geldi oturduk sohbet ettik. Geçen seneyle bu seneyi kıyasladık,ortak arkadaşları çekiştirdik falan filan derken Begüm-İnanç ve Cem de bize katıldı :) Zaten Dikili meselesi için(Bu sonraki yazıda ayrıntılara dökülecektir) kendilerini bulmayı umuyordum,onlar kendiliğinden ayağıma geliverdiler. O günki rüzgardan bahsetmek bile istemiyorum. Çadır devriliyor,Burak ben uyanmayayım diye tutuyor,demirler çocuğun kafasına kafasına vuruyor falan. İşte o rüzgar benim canım pilav tabağımla cicim kolamı da aldı götürdü. Bildiğin uçtu gitti yani yemeğim :) Heeerneyse böyle şeylere moral bozmanın ne yeri ne zamanı :) Baktık daha konserlere var,festival alanı dışında bira 3 TL olmuş ee ne duruyoruz?Ancak biz bunları konuşurken sahnede Kolpa vardı ve kesinlikle ama kesinlikle kendilerinden bin bir özür diliyorum. Kayıtlarında bana çakma Kreş gibi gelmişlerdi ama sahnede bir harikalardı hele ki Kadınım(Levent Yüksel) coverları şahaneydi. Yüksek Sadakat'e kadar oyalanıp konser başlamadan önce klasik yerimizi aldık,sahilde denize karşı oturduk da bana birşey oldu tam olarak ne olduğunu bilmiyorum Cenk Han Alkaya kayması olarak tıp tarihinde yer alabilir. Ben ki 4 günlük festival boyunca bir tek Cenk Han Alkaya konserinde standart konser insanı olup coşmuşum ama sen gel son gün yani bu herkesin pilinin bittiği hatta önceki gün rüzgardan bıkıp gittiği gün coş. Haydi Gel İçelim'den tut Belki Üstümüzden Bir Kuş Geçer'e kadar hepsinde motor takılmış gibiyim. Allahtan İnanç var yoksa o enerjiyle bana ayak uydurabilecek kimse yoktur herhalde. Kendisi her konserde,festivalde 7/24 açık enerjimatik olduğu için şapşahane bir şekilde eğlendik :) Yalnız burda da bir konu sokması yapıcam ben aşkım bebeğim Burak'ımı burdan tebrik ediyorum yani tamam İnanç benim kardeşim gibi de bunu anlamış olması,en ufak bir kıskançlığa girip ne kendi keyfini ne bizim keyfimizi kaçırma teşebbüsünde olmamasını takdir ettim,adama bi kere daha hayran oldum :) Yüksek Sadakat sonrası Myspace sahnesinde bir hareketlilik oldu da biz pek aldırmadık ona :) Biz kendimizi Teoman'a hazırlıyorduk o sırada Cem'le hem de Begüm'ün "Yeter","Çarpıcam şimdi bi tane" sersenişleri arasında :) :) Veeee işte o an,o gün kalma sebebimiz,10 yıllık aşkım,en sevdiğim şarkıların sahibi; T E O M A N (Alkış kıyamet efekti) O ne şirinlik,tatlılıktır yarebbim. Yalnız Kalpler Sutunu'nun girişiyle aştı Sevişirdik Bazenle devam falan derken klasik şarkılarına geçti ne zaman ki tekrar yeni albüme geçeyim düşüncesine kapıldı da o Fahişe'yi söylemeye kalktı ipler orada koptu :) Şarkının sözlerini unuttu ama bu kadar mı tatlı unutulur. Normalde ikinci bölümün girişi olan kısmı birinci bölüm nakaratında söyledi yalnışlıkla sonra arkaya doğru gidip mırıldana mırıldana söyledi baktı bi terslik var bu işte,durdurdu müziği geldi öne "Yaa şarkının sözlerini unuttum ama işin kötü tarafı hala hatırlamıyorum. Bilen var mı?" Unuttuğu şarkı konserin başından beri hadi söyle dediğim,albüm çıktığından beri telefon melodim olan Fahişe bilmez miyim lan tabi biliyorum ama öyle bir yerde duruyorum ki sen bunu göremiyorsun Teo'm :) Gerzek ve beleşçi teomanpano üyelerinden doğru bir ses gelmediği için suflesini başkasından aldı ve şarkıya tekrar başladı ama ikinci seferde şarkının hakkını sonuna kadar verdi kesinlikle. Adam kaç yıldır sahnelerde artık bu işin feriştahı olmuş. Seyirci nasıl yönlendirilir,eğlendirilir falan çok çok iyi biliyor tabii ki. Son şarkı dediği anda yıkıldım oysa ki 1.5 saat olmuş sahneye çıkalı. "O kadar çabuk geçti mi zaman ya?" diye düşünüyorum,"Hayır ben daha doymadım" diyorum. Napalım el mahkum artık kendimiz çalıp söyleriz derken ne zaman ki Teoman sahneden indi bana da uyku bindi :) Nerde o enerji falan? Nanay yavrum nanay Teoman'a kadardı o :)

Çadırımıza gidelim rahat rahat uyuyalım derken çadırımızın uyulmayacak halde olduğu gerçeği ile karşılaştık. Demirler çıkmış ve rüzgar o kadar kötü ki yerine takılması mümkün değil. Aldık uyku tulumlarımı,yastıklarımızı,kilimlerimizi gittik arka tarafa yerleştik. 3 saat ya uyuycaz ya uyumıycaz öyle bir haldeyiz. Yorgunluktan ölüyoruz ve dışarda çadırsız,yersiz,yurtsuz uyku tulumu içinde uyuyoruz,yok böyle bir macera anlayışı :)

Sabah kalkıp çadırımızı topladık kahvaltıya niyetlenmiştik ki yemek alanı bizden önce toparlanmış,yandı dün aldığımız fişler. Begümleri bulmamız lazım,şarj yok derken her zamanki gibi "İti an çomağı hazırla telepatik yöntemi" ile gene karşılaştık kendileriyle. Merkeze gidip kahvaltımızı ettikden sonra otobüsle Burak İzmir Merkez'e biz Dikili yollarına...

Dikili macerası da başka bir yazıya :) :)

16 Ağustos Dikili

Fest-i Günlük Sonu

1 yorum:

  1. Yazmak iyidir... Zaman geçtikçe dönüp bakmak da ayrı güzeldir. Bazen kendine "vay mal, ne yapmışım" deyip gülmek bile... Bu ve bunun gibi şeyler falan filan, yazmak iyidir işte....! :)

    YanıtlaSil