9 Ağustos 2009 Pazar

Bu ihaneti unutmak için hiç bir neden göremiyorum

Bazı şarkılar vardır,sadece şarkı olarak dinlenmez. Bazı insanlar vardır,sadece insan olduğu için sevilmez. Bazı filmler vardır,sadece film olduğu için bakılmaz.

V For Vendetta gelmiş geçmiş en büyük anarşizm filmi. Ülkemizde anarşizm kavramı 1 Mayıs’ta bakkal camı kırmaktan ibaret olduğu için filmi anlamak onlara zor gelmiştir muhtemelen.

V Anarşizmi tamamen devlete karşı yapılan,halkın gözünü açmaya programlı bir sembol yıkıcılıktır. Filmden bir alıntıyla anlatmak gerekirse; “Binalar sadece bir semboldür,sembollere insanlar güç verir. Doğru binaları yıkarak dünyayı değiştirebilirsin.” Tabi yinelemek isterim ki burdaki doğru bina kesinlikle köşedeki bakkal falan değil.

Filmin anlatmak istediği esas konu anarşizmin tanımı değil,sebebi. Film,başında sıkı yönetime karşı gelen bir maskeli adam gösterirken filmin sonlarına doğru ülkesinin en büyük düşmanı tarafından yönetilen bir ülkeye karşı çıkan bir adam göstermekte.

Korku imparatorluğu kurmuş bir hükümet ve bu hükümete kayıtsız şartsız boyun eğen,bunun farkında bile olmayan halkın uyanışının anlatıldığı filme sadece bir film olarak bakmanız mümkün değil.

Devletin düşmanlara ihtiyacı vardır” teorisinin işlendiği filmde ülkenin(İngiltere) en büyük biyolojik saldırısının arkasından seçilen ve ürettiği ilaçla salgını bastıran hükümet elemanları,bu salgına neden olacak virüsün yaratılması için kullanılan ve genelini eşcinsellerin,anarşistlerin ve dindar bir hükümetin istemeyeceği bütün topluluklarının denek olarak kullanarak hazırlanması,salgını yaymak için okul,metro istasyonu ve su arıtma tesisinin kullanılması,medya sayesinde olayın daha da şişirilerek halkın panik ve korku içinde kaosa sürüklenmesi ve bu kaos içinde seçilerek hükümetini kuran liderin gene kendi yarattıkları panzehirleri satarak servet kazanması ve halka sürekli bunu hatırlatarak(ufak tefek salgın haberleriyle) yerini sağlamlaştırması biraz dikkatli bakarsak çok yabancı olduğumuz bir strateji değil aslında.

Kendisine karşı yapılan her hareketi idamla cezalandıran bir dikdatör yaratılmış filmde. Dikdatörümüzün yüzünü kreliçe vücudunda gösteren bir “Tanrı Kraliçeyi Korusun” tablosu var ve bütün kopyaları toplatılmış,bulundurmak yasak. Tanıdık geldi mi? Bizdeki pek şiddetli değildi yani ucu ölüme falan gitmiyordu (Demokratik ülkeyiz ya ondan) Neyden bahsettiğimi çıkartamadınız mı? Peki Tayyipler Alemi desem? Kendisini kedi olarak çizen Musa Kart’a 5.000 YTL’lik dava açtıkdan sonra bunu protesto etmek için bu kapağı yapan Penguen de hayvan başına 5.000 YTL’lik davayla muhattap oldu. Davayı Penguen kazandı,Tayyip babayı aldı. Hala oy alabildiğine şaşırırken babayı alması beni pek bir sevindirmişti o zaman.

Bunun dışında filmdeki İngiltere ile aramızdaki benzerlikleri görmek isterseniz devam edelim;

  • İki hükümetin de aşırı dindar olması; Filmdeki kadar gösteremiyor olması bu gerçeği değiştirmez. Zira Boşbakan Tayyip “Mahalle baskısı” konusunda “Esas alkol almayanlara baskı var. Biz buyur kardeş sen iç derken onlar al bi yudum diyorlar” derken aynı saatlerde benzin istasyonundan bira aldığı için dövülen birinin haberini izliyorduk.
  • Dikkati dağıtma; İki hükümet de açıkları çıktığı anda boş bir gündem yaratıp halkın ilgisini o yöne çekerek saklanmayı ve saklamayı tercih ediyor. Filmde bu salgın ya da V’nin öldürüldüğü,bulunduğu haberleri olurken bizde ya PKK ya da türbanla sağlanıyor. Olmadı boşbakan iki gaf yapar herkes onunla uğraşırken saman altından su yürütmeye devam ederler.
  • Farka tahammülsüzlük; Filmde eşcinseller başta olmak üzere V yanlıları,anarşistler,hükümet karşıtları tutuklanırken bizde de durumun şiddeti az olsa da aynı. Yani teorik olarak aynı bokun pembesi ama pratikte basit bir göz altı. Örneklemek gerekirse “Anamızı ağlattınız” diyen çiftçi daha sonra ne oldu da “Devletimden memnunum” dedi? Nuray Bezirgan hakları olmadığını savunurken eşcinseller için “Yeterince özgürler” derken sizce ne demek istedi? Gerçekten yeterince özgürler mi? Ben şimdiye kadar türban taktığı için dövülen,öldürülen,tecavüz edilen görmedim ama eşcinsel ya da transeksüel olduğu için polis de dail herkesten dayak yiyen,evleri basılıp işkenceyle öldürülen ve tecavüze uğrayan çok eşcinsel gördüm. Bu kızımızın AKP’li olması dışında bir bağı yok belki hükümetle ama bağı olmaması zaten onu bu kadar net konuşturan,hükümetin böyle düşünmediğini söyleyebilir misiniz?
  • Medyayı elinde tutma; Özellikle AKP’nin ilk dönemlerinde Doğan Yayın Grubu en büyük destekçileriydi. Karşılıklı bir çıkar olduğu gerçeği tabi ki inkar edilemez ama o çıkarın en azından hükümet için ne olduğu belli. Buna karşın Uzan Grubu sahibi Cem Uzan ileride siyasete atılacağı için karşı bir atak yapmış ve karalama kampanyasına girmişti. Başlarda bunu tehdit olarak görmeyen AKP, parti kurduğunu resmen açıkladıkdan sonra bin yıllık yolsuzluğu falan görür oldu ve bütün şirketlere el konuldu. Medya organlarını kim aldı dersiniz? Doğan Grubu. Peki zaten var olan sebeplerden neden kuyu kazıldıkdan sonra bahsedildi ve işleme tabi tutuldu? Tartışılır.
  • Tek liderlik,lidere itâhat; Yerel seçimler sırasında en çok tartışılan en büyük şehirlerden en küçük belediyelere kadar yürütülen AKP kampanyasında o yerin adayından çok Tayyip Erdoğan’ın kampanyalarda yer almasıydı. Genel seçim için bu olağan dışı ya da garip bir durum olmayabilir ancak konu yerel seçimse biraz tuhaf. Parti içinde adını bildiğimiz kaç kişi var? Bakanlardan başka kaç milletvekili tanıyoruz? AKP hükümetinin Tayyip Erdoğan’dan ibaret olduğunu kimse inkar edemez ancak parti başarılarında kendi eserini kutlayan boşbakan başarısızlıklarda en yakınlarını ateşe atmakta. Yerel seçim sonrası kabine değişikliği yapması ve kaybedilen yerlerin bakanlarını geri çekmesi filmde yer alan bir sahne aslında. Oturduğu yerden emirler yağdıran,bunu yaparken bile ulaşılmaz olan hükümet başkanı her başarısızlıktan sonra bir üyeyi feda eder,V bunu bildiği için sıradaki olası kurbanın yanına gider ve iş birliği teklif eder zira V haksız değildir çünkü hükümet başkanı devrimin gerçekleşmesi halinde Creedy’nin istifasını beklediğini direk söyler. Tıpkı kaybedilen yerlerden sonra Boşbakanın pek çok bakanının istifa etmesi gibi.

Sonuç olarak söylenecek şey sadece gözümüzün açılması için maskeli bir kahramana ihtiyacımız olmadığı. Zaten herşey ortadayken tek yapmanız gereken bakmakken yüzünüzü güllere çevirmeyin zira baktığınız güllerde bile dikenler var ve bakmamaya devam ederseniz elinize batar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder