23 Haziran 2009 Salı

Sonsuzluğu etinde taşıyan kız

Nerden estiyse bir araştırayım dedim deniz kızlarını. Belki de her kültürde,coğrafyada(her coğrafya saçma olur denizi olmayan yerde neden deniz kızı olsun ki :) ),her zamanda var olmuş nadir sembollerden biriymiş meğerse deniz kızları.

Her kültürde aynı değiller tabii ki. Aslında bu farklılıklar daha da ilgimi çekti. Kültür kültür şu şöyle bu böyle diye bilgi vermeye niyetim yok hee senin almak için vardır o zaman buyur sana Vikipedi

Bir kere benim her zaman tercih ettiğim tarifi insan üstü bir güzelliği olan,iyilik meleği,şirin deniz kızları. Upuzun saçları ki tercihen kızıl, masmavi gözleri,bembeyaz tenleri,büyüleyici gülüşleri vardır ama her kültür benim gibi farklılığı baş tacı yapmamış malesef çirkin diyen olmuş,uğursuz diyen olmuş,lanetli diyen olmuş…

Mesela denizcileri baştan çıkartmak için şarkı söyledikleri rivayet edilirmiş. Denizciler işlerini güçlerini bırakıp bu büyülü sesleri dinlermiş sonra da gemileri batarmış. Beğendikleri erkekleri etkileyip suyun altına götürdükleri söylenirmiş, kimine göre bunu bilerek yaparlarmış, kimine göre de insanların suda nefes alamadıklarını bilmediklerinden yaptığını söylermiş. Bir de deniz kızlarının boğulan erkekleri kurtardığı söylenir(Kadınlarla Sünger Bob ilgileniyor :) )

Bir efsane de şöyle; Büyük İskender’in kız kardeşi öldükden sonra deniz kızı olmuş ve Ege Denizi’nde yaşıyormuş. Onu bulan bir denizci olursa denizcilere “Kral İskender yaşıyor mu?” diye sorarmış, denizciler de “Yaşıyor ve hala yönetiyor” dermiş. Eğer aksi bir cevap duyarsa Gorgon(Yunan mitolojisinde saçları yılan olan dişi canavar) olup gemiyi batırır,bütün denizcileri de öldürürmüş.

En ilginç inanış ise deniz kızı eti yiyenin ölümsüz olacağı inanışı
Bazı kaynaklar sadece deniz kızı yiyene aşıksa sonsuzluk verebileceğini söylüyor ama :) (Hepimizin kaderi aynı yavrum sana has değil)

Sonuç olarak deniz kızları benim en çok sevdiğim efsanelerdendir. Ayrıca hala en çok merak edilen sembollerden de biridir. Mars’da hayat,uzayda uzaylı arayan insanoğlunun denizde de deniz kızı aradığı gerçeği inkar edilemez. Gerçek olması durumunda yani bunun etli butlu kanıtının olması durumunda oldukça komik şeyler olacağı kanaatindeyim ben. Allah vere de bizim denizlerde çıkmaya yoksa vay o kızın haline.

Önce M. Ali Birand’a konuk olur garanti. Bununla tatmin olmayan halkımız Fatih Altaylı ile Teke Tek mücadeleye sokar deniz kızını. Sonra Mehmet Ali Erbil ile 50 sarışın’a katılır (Eğer sarışınsa) zekasını kanıtlar. Yetmez! Seda Sayan’a çıkar sualtı yaşamını anlatır. O da yetmez Esra Erol’a çıkar talipleriyle tanışır :)

Bu programlarda sorulması muhtemel sorulardan biri zamanla bayatlayıp bayatlamadığı, ne yiyip ne içtiği, nasıl sevişip çoğaldığı gibi konular olur. Eğer daha ciddi bir programa katılabilirse çevre sorunlarından,küresel ısınmadan da bahsedebilir tabii ki :)

Bir an olsun istemiştim de düşününce vazgeçtim. Varsanız bile çıkmayın, Sünger Bob’a selam söyleyin :)

[Not: Deniz kızlarını ararken şahane bir şarkı buldum. İlker Pehriz ve Badem grubunun solisti Mustafa Öztürk'ün şarkısı. Eski mi yeni mi bilmiyorum ama dinlemenizi tavsiye ediyorum; Buyursunlar! ]

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder